Yusuf Ziya DÖGER
Kürdistan coğrafyası, bazen dönemin süper güçlerinin kozlarını paylaştığı bir arenadır. Bazen farklı dinlerin irşat ve cihat yoluyla egemenlik kurmaya çalıştığı bir alandır. Bazen aynı dinin farklı mezhepleri arasındaki çatışmaların yaşandığı bir alandır.Bazen de Kürdistan aşiretlerinin veya Kürd hareketlerinin var olmak için birbiriyle mücadele ettiği bir siyasal karşıtlık alanıdır. Kürdistan’ın tarihsel sürecinde daima var olan bu çatışma ortamı da sorunlu bir toplumsal yapının oluşmasında rol oynamıştır.
Dolayısıyla Kürdistan coğrafyası, tarihsel süreçtetoplumsal varoluş içinkarşıtlık ve çatışma üzerinden yapılanan bir örgütlenmeyi zorunlu kılan bir görünüm kazanmıştır.Çatışmaya dayalıbu görünüm toplumsal örgütlenmeve sosyal yaşamda ise karşıtına yönelik güven probleminin oluşumuna yol açmıştır.
Kürdistantoplumsal yaşamının dayanağı olan aşiretsel yapıya sinen bu çatışmalı ruh hali, süreç içerisinde insanların sosyal yaşam alanını daraltarak birbirine güvensiz davranmalarına yol açmıştır. Bu durum aşiretler açısından sosyal yaşamı çetrefilleştirerek cambaz ipi üzerinde denge arayışına yönelen bir yapıya dönüştürmüştür. Aşiretler bu ortamda kendi varoluşlarını sürdürmek için kısa süreli partner arayışına yönelmek zorunda kalmışlar. Dolayısıyla toplumsal yaşamda güvensizliğe dayanan çatışmalı yapının derinlik kazanmasına katkı sunmuşlardır.
1800’lü yılların başından itibaren gerçekleştirilmeye başlanan Osmanlının merkezileşme çabasında bunu aşiret davranışlarında net biçimde görebiliriz. Dengeleri gözeterek var olmaya çalışan aşiretsel yapı sürekli değişen güç dengelerine göre pozisyon alma zorunluluğu hissetmiştir. Bu nedenle aynı aşiret bazen Osmanlıdan yana tavır alırken bazen de İran’dan yana tavır almıştır.
Bu denge arayışı yerel düzeyde ele alındığında ise aşiretler arasında da güven sorununun temel etkeni olarak karşımıza çıkar. Dolayısıyla her aşireti kendi hâkimiyet alanını koruyarak varoluşunu sürdürmeyi temel hedef olarak benimsemeye yönelmiştir.
Bahdinan ve Bedirxan aşiretlerinin güçlendiği dönemlerde küçük aşiretlerin bunlarla ittifaka yönelmiş olmalarına rağmen, bunlar güçlerini kaybetmeye yüz tuttuklarında ise merkezi otoritelerden yana tavır takınmaları bu duruma yönelik açık göstergelerdir.
Cumhuriyetin ilk yıllarında Kürd varoluşunu gerçekleştirmeye yönelen ayaklanmalarının tüm Kürdleri kapsayacak niteliğe bürünememesinin arkasında da, aşiretsel yapıya sinengüvensiz ruh hali üzerinden okuyarak anlamak mümkün olacaktır. Ayaklanmaların bölgesel çapın dışına çıkamamasının altında birbirlerine yönelik güven sorunu yatmaktadır.
Geçmişten devr alınan bu yapı ortama ve koşullara göre hareket etmeyi öngördüğünden ötekine yönelik güvensizlik algısı nedeniyle birlikte hareket etme yerine dışarıdan gözlemeyi daha doğru bulmuştur. Dolayısıyla ulusal bir mücadelenin başlaması da hep kadük kalmıştır.1960’lardan itibaren filizlenen mücadele eksen olarak ideolojik farklılığa dayalı yapıyı referans aldığından dolayı kuşatıcı olma niteliğine ulaşamamıştır. Bu nedenle ideolojiler üzerinden beslenen yapıların ortaya çıkmasına yol açarak kısa sürede düşünsel karşıtını üretmiştir.
Kürdistan aşiretlerinin güven sorunu ve toplumsal yapının dengeye dayalı anlayışa göre şekillenmesi günümüz Kürt hareketlerinin de temel sorununa dönüşmüştür. Kürdistan coğrafyasının yüzyılı aşkın bir süredir Kürdler için toplumsal var olma dayalı mücadeleortamı olması hem bireylerde hem de ideolojik örgütsel yapılarda güvensizlik duygusunu üst düzeye çıkarmıştır. Bu çatışma ortamında yetişen Kürdistan nesillerinin birbirlerini doğru anlamaları ve algılamaları doğal olarak problemli olacaktır.
Çatışmalı ortam nesillerinin temel önceliği ideolojik örgütsel yapısını koruyarak karşıtlık üzerinden görünür olmadır. Bu görünürlüğe bağlı olarak varoluşlarını gerçekleştirebilme imkânı oranında da geleceğe yönelik güven duygusu oluşturabilirler. Dolayısıyla temel önceliklerine ideolojik varoluşu koyma zorunluluğu duyarlar. Çünkü kendilerini ancak bu var oluş üzerinden tanımlayarak beslendikleri ideolojilerine dinamiklik kazandıracaklarını düşünürler.
Bugün de 30 yılı aşan savaş ortamının baskın olduğu bu toplumsal zeminde Kürt hareketleri çatışmasız bir siyaset üretmenin sancılarını çekiyor. Toplumsal yapıya sinmiş olan bu denge ve çatışma kültürünün yönü ve zamanını ise sadece konjonktür belirler duruma gelmiştir. Ne yazık ki, Kürtlerdehâlâ kendisinden farklı düşüneni yok etme ya da şiddetle bastırma kültürü etkin durumdadır.Kendisi dışındaki varoluş çabalarını kendisine yöneltilmiş bir tehdit olarak görme eğilimi ön plandadır.
Dolayısıyla kendisine karşıt olarak algıladığı varoluşu anlama yerine ona yüklediği anlam üzerinden okumalar gerçekleştirmektedir. Varoluşunu karşıtlık üzerinden konumlandırdığı için diğerlerinin tavır ve eylemlerini direk kendisine yöneltilmiş tehlike olarak kabul etmektedir.
Çatışma ortamının yaratığı zihinsel iğfal eylemden ziyade niyet okumaya dayanan anlamlandırmayı önemseme yolunu seçer. Bu nedenle doksan yıllık Cumhuriyet rejimini dikkate aldığımızda merkeze yerleşmeyi amaçlayanlar hep karşıtını niyet okuma üzerinden ekarte etmeyi hedefledikleri görülür.Dönemsel şartlara bağlı olarak iktidarı ele geçirenlerin kendi konumlarını sağlamlaştırmak için ötekini merkezin düşmanı ilan etmeleri bunun bariz örneğidir.
Gericilik, komünizm, irtica ve bölücülük söylemlerinin gayesi aslında karşıt varoluşu eylem üzerinden değil niyet okuma üzerinden vurma düşüncesidir. Cumhuriyet rejiminin bu karşıtlığa yönelerek ontolojik gerçekliğe dayanmayan var oluşu gerçekleştirme mücadelesi aslında bir kaçıştır. Bu kaçış kendisinin beslendiği ideolojik alt yapının gizlenip görünür olmamasıyla amaçlarını gerçekleştirmeye yöneliktir.
Bugün Kürdistan siyasal zemininde ön plana çıkan iki akım tamda bu anlamda asıl gayelerini gizleyerek karşıtını öteki ilan edip toplumda ona yönelik güvensizlik duyguları oluşturmayı öncelemektedirler. Varlık kazanmak için ötekinin ideolojik bakışını ortaya koyarak kendisini konumlandırmaktadırlar. Kendisinin saf ve paklığını durduğu düşünsel zemin üzerinden değil karşıtın kirliliği üzerinden ortaya koyma çabası sergilemektedirler.
Daha dün Licede yaşananlar ve Hatip Dicle’nin verdiği mülakat ile Said Şahin’in basındaki açıklamaları gizlenen amaçların anlaşılması için önemli veriler barındırmaktadır. Eğer toplumsal var oluş amaçlanıyorsavaroluş yarışı fikir ve proje etrafında yürütülmelidir. Bu fikir ve projelerini ideolojik takıntılara göre biçimlendirdiklerinde ise doğal olarak karşıtını arayarak onun üzerinden var olmayı amaçlayacaklardır.
SONUÇ:
Çatışma ortamının yaratığı zihinsel iğfale uğrayan bireyler eylemden çok niyet okumaya dayanan anlamlandırmayı önemseme yolunu seçerler. Bu durum onlarda, karşıt olarak tanımlananı anlamak yerine ötekileştirmeyi daha doğru bir eylem olarak benimsemeye yönlendirir. Böylece ideolojik argümanlarına kısa yoldan taraftar bulma imkânı elde edeceklerini düşünürler.
Bu çatışma ortamında Kürdlerin birbirlerine karşı kullandıkları söylem dili ötekileştirci olmak yerine asgari müştereklerde birleştirici olmayı hedeflemelidir. Çatışma ortamının hain,işbirlikçi,ajan ve ben ondan daha çok Kürdistaniyim söylemlerinin mutlaka terk edilmesi gereklidir. Bunun yerine ise Kürdistan hedefinin gerçekleştirilmesi için ortak hareket noktalarının belirlenmesi öncelikli koşul olmalıdır.
EZCÜMLE: Kürd partileri ne yapıp edip millileşerek Kürdleşmelidirler.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.05.2018
21.02.2018
13.10.2017
24.09.2017
27.03.2017
27.02.2017
16.02.2017
31.01.2017
28.01.2017
22.01.2017