Yusuf Ziya DÖGER
İçinde bulunduğunuz olumlu/olumsuz koşulların gerektirdiğişartlara bağlı olarak yapılanmasına izin verdiğiniz ve zamanı gelince ortadan kaldırmak üzere olanak tanıdığını bir yapının ne kadar palazlanması gerektiğini de doğal olarak belirleyicisi siz olacaksınız. Bu durumun ne anlama geldiğini belirleyen birçok tarihsel veriden biri de Osmanlı devletinin Kürdistan’da kurulmasına izin verdiği Hamidiye Alaylarıdır.
Osmanlı Devleti 19. yüzyılın sonu ve 20.yüzyılın başında pek çok bölgede olduğu gibi Kürdistan bölgesinde de iç ve dış düşman algısına göre şekillenen bir askeri yapılanmayı gerekli görmüştür.Bu yapılanmayıdönemsel bir zorunluluk addederek varlık kazanmasını sağladı. Kürdistan bölgesi için Rusya dış düşmanı ifade eden güç olarak tanımlanırken, Rusya’nın kışkırttığı varsayılan Ermeniler iç düşman olarak tanımlandı.Aynı zamanda bu yüzyılın en önemli gelişmesi olarak tanımlanabilecek “Milletlerin kendi kaderlerini tayin etme hakkına” ait düşüncenin Kürdistan’da neşet etmesini önlemeye yönelik geliştirilen askeri bir yapılanmadır.
Osmanlının iç ve dış düşman algısına karşı askeri bir yapılanma olarak oluşturduğu Hamidiye alayları varlık ve süreklilik bakımından ele alındığında koşullara bağlı olarak tasarlandığı açıkça ortaya çıkmaktadır. Dönemin algısına göre Ermeniler Rusya tehdidi karşısında içerideki Truva atı vazifesi gören kesim olarak tanımlandı. Bu soruna çözüm üretmek ve ekarte etmek için de Hamidiye Alayları önemli bir fonksiyonu yerine getiren güç olarak tasarlandı.
Ancak alayların oluşumunu sadece bu iki bağlam üzerinden okumak elbette siyasal anlamda eksikliklere yol açmaktadır. Osmanlı“milletlerin kendi kaderini tayin hakkı” düşüncesinin Kürd Aşiretleri arasında neşet etmeye başlaması durumunda dönülmez bir yola girileceğinin farkında olarak bu alaylara varlık kazandırdı. Ki dağıttığı payelerle Kürd Aşiretlerini kendi bağlayacağının farkındaydı. Bir Kısmına verdiği payelerin diğerlerini de bu yönde bir eğilime sokacağının farkındaydı1.İlk aşama yapılanma içerisinde yer almayan aşiretlerin sonradan başvuruları dikkatle incelendiğinde Osmanlı siyasetinin nasıl karşılık bulduğu açıkça ortaya çıkmaktadır.
Abdülhamit tarafından oluşturulan alayların onun tahtan indirilmesinden sonra kısmi anlamdaki değişiklilerle varlıklarının yeni yönetim tarafından da korunması, şunu açıkça ortaya koymaktadır ki siyasal devlet akılları olup biteni konjonktürel mantıkla ele almaktadır. Aşiret alaylarına dönüştürülen yapının altında yatan temel sebep Kürdler arasında gerçekleşmesi muhtemel birliği önceden bertaraf etmekti. Böylece her aşiretin kendi gücünü pekiştirmeye yönelik çabalara gireceği varsayılarak uluslaşmanın önüne set konulmuş olunuyordu2.
Osmanlı Devleti Hamidiye alaylarını oluştururken amaçlanan temel unsurlardan biri de Kürdlerin devletle entegrasyonunu sağlamaktı. Bunu gerçekleştirmek için öncelikle aşiret reislerinin sadakatinden yararlanma hedeflenmişti. Bu amaçla iki kafile halinde reisleri Der saadete getirterek Padişahın kabulü ile onlara paye verildiğini ortaya koydu. Başlangıçta tereddütlerle İstanbul’a gelen reisler kendilerine yapılan taltiflerle kısmen bu tereddütlerinden sıyrılarak memleketlerine dönüyorlardı.
Sosyal yaşam alanını kontrol altına almayı amaçlayan devlet ilk elden aşiret reislerini tek tipleştiren askeri kıyafetlerle donatarak geri gönderdi3.Bununla amaçlanan aslında aşiretlerin kıyafetlerle belirgin olan varlığının yok edilmesiydi. Ki böylece toplum içerisinde tanınma ve statü işaretlerini yerellikten alarak düzen ifade eden askeri işaretlere dönüştürerek aşiret reisleri üzerinden devlete yönelik bir aidiyet duygusu oluşturulmak amaçlanıyordu.
Yine Osmanlı bu alaylar vasıtasıyla Kürdlerizaptırapt altına almayı amaçlamaktaydı. Alayların oluşturulduğu yerler temelde hayvancılığa dayalı yarı göçebe bir yaşam tarzı sürdürmekteydiler. Bu yaşam tarzı devlet açısından denetimde zorluklar oluşturuyordu. Toplanacak vergi, askere alınacaklar böylece kayda sokulmuş olacaktı4.
Bir diğer unsur ise Kürd Aşiretleri arasında gerçekleşmesi muhtemel birliğin bertaraf edilmesidir. Ki devlet askeri bir örgütleme oluşturarak verdiği payelerle kendisine sadık olacak bir yapıyı hedeflemekteydi Özelikle üç büyük aşiretin reislerine “Paşa” ünvanlını vermesi bunun açık göstergesidir5. Aslında Osmanlı karşılaşacağı soruna temelden çözüm üretmek derdindeydi. Bu dönemde gerçekleşen Ermeni sorununa önceleri yerelde olup bitene kısmi anlamda müdahil olmayarak sorunu aşiretler eliyle bertaraf ederken aynı zamanda Kürd Aşiretlerini zorunlu olarak kendi safına çekmiş oluyordu.
Çünkü Avrupa üzerinden şekillenen yeni Dünya’ya Kürdlerin olumsuz bir imaja sahip oldukları servis edilecekti. Ki daha sonraki dönemlerde Avrupalıların Kürdlere yönelik tutum ve bakışları dikkate alındığında Osmanlının bu siyaseti başarılı olmuştur. Yine Abdülhamit sonrası İTC yönetime geçince bu alayları tasfiye etmeyerek isim değişikliğiyle korumuş ve Ermeni tehcirinde bunların gücünden yararlanmıştır. Birinci Dünya savaşı sonrasında şekillenen Ön Asya da Kürdlerin bir statü elde edemeyişlerini ancak buradan (Hamidiye veya Aşiret Alayları üzerinden) okuyabiliriz.
Sonuç:
Devlet aklı üzerinden düşünüldüğünde 1920’de temelleri atılan TC’ninde Hamidiye alaylarına benzer bir yol izlediğine şahit olmaktayız. İlk elde Koçgiri bölgesinin alt edilmesi ve gelişen başkaldırının Alevi tanımlamasına sokulması Kürdler arası ayrıştırmanın nasıl sağlanacağına yönelikgöstergelerden biriydi. Daha sonra ki dönemlerde gerçekleştirilen her başkaldırıların titizlikle yöresel alanlara hapsetmeye yönelik çabalarda bu anlamda değerlendirilmelidir.Yine Cumhuriyet rejimi ilk yıllarında oluşturulan ve bugünkü köy koruculuğunu andıran yapılanmalar aslında devletin bir sorun karşısındaki aczi yetinin göstergeleri olarak alınabilir6 .
Herhangi bir devletin nihayetinde bir biçimde bastırarak ortadan kaldırmak niyetinde olduğu grup veya yapıyı hangi şartlar altında güçlendirir? Bu soruya verilebilecek doğru cevabın ne olduğunu veya ne olması gerektiğini belirleyebilirsek Kürdler açısından bugün yaşanan birçok toplumsal duruma daha kolay çözüm üreterek anlam yükleyebiliriz.Devlet hangi şartlar altında böyle bir yapılanmayı güçlendirirdir ve bu güç hangi şartlar altında devletin otorite kurma çabalarını baltalayabilir
İsterseniz bu soruları Cumhuriyet tarihinde genel kabulle benimsenen iç düşman algısıyla değerlendirin, isterseniz gündemdeki maruf ismiyle paralel yapı için değerlendirin. İsterseniz Muhafazakâr-İslamcı olmakla tanımlanan AKP için değerlendirin. Hatta 2000 yılların en meşhur yapılanmaları olarak tanımlamam Ergenekon veya KCK için değerlendirin.
Sonucun pek farklı olacağına ihtimal veremiyorum.Ve şimdi bu yapılara yönelik Devlet içindeki algıları değerlendirin göreceksiniz ki her yapının belli bir soruna yönelik oluşturulduğunu ve zamanı gelince ortadan kaldırılacağına şahit olacaksınız.
----------------------------------------------------------------------
1- Devlet ve kimi Kürt aşiretleriyle ilk kapsamlı resmî ittifak 1891’de Hamidiye Alaylarınınkurulmasıyla olmuştur. Ermeni milliyetçi hareketini önlemek amacıyla kurulan Hamidiye Alayları Kürt aşiretleri arasındaki ayrışmanın kalıcı hale gelmesinin de önemli dönemeçlerindendir. Yrd. Doç. Abdürrahim Özmen
2- Hamidiye Alayları, İmparatorluğun sınır boyları ve Kürt Aşiretleri JanetKlein İletişim yayınları 2.Baskı İstanbul
3- Dönemin Trabzon İngiliz Konsolosu geldiklerinde üzerinde her birisinin hangi aşirete mensup olduğunu gösteren renga renk giysiler yerine döndüklerinde daha koyu renkli üniformalardan oluşan elbiselerin giyildiğini belirtmektedir. 23 Mayıs 1891.
4- Hamidiye Alayları, İmparatorluğun sınır boyları ve Kürt Aşiretleri JanetKlein İletişim yayınları 2.Baskı İstanbul
5- Miran Aşireti: Mustafa Paşa, Milli Aşireti: İbrahim Paşa, Hayderan Aşireti: Hüseyin Paşa. Bu ünvanlar askeri anlamda general değil sivil hayat içerisindeki birer paye idi.
6- Hamidiye Alayları, İmparatorluğun sınır boyları ve Kürt Aşiretleri JanetKlein İletişim yayınları 2.Baskı İstanbul. Kitabın 319. Sayfasında yer alan Hamidiye Alaylarının Haritasına bakınız.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.05.2018
21.02.2018
13.10.2017
24.09.2017
27.03.2017
27.02.2017
16.02.2017
31.01.2017
28.01.2017
22.01.2017