Zekeriya Kurşun
13-14 Şubat’ta Polonya’nın başkenti Varşova’da toplanan Ortadoğu’da Barış ve Güvenlik Konferansı ABD’ye yeni bir hayal kırıklığı yarattı. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, bu konferans ile kısa bir süre önce Ortadoğu’da yaptığı görüşmelerde aldığı sonuçları dünyaya ilan; daha doğrusu, aldığını zannettiği bağlılıkları teyit etmeyi planlamıştı. Ancak bunun olamayacağı toplantıdan birkaç gün önce ortaya çıkınca gündem değişikline giderek, toplantı Ortadoğu Konferansı’ndan, Ortadoğu’da Barış ve Güvenlik Konferansı’na dönüştü.
MONOLOG MU DİYALOG MU
Altmıştan fazla ülkenin katıldığı toplantının değiştirilen gündemi “balistik füzelerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması, siber tehditlere karşı alınacak önlemler, güvenlik ve enerji politikaları ile insani yardım” olarak ilan edildi. Ancak herkes bu toplantının İran’a ambargosunun takibi ve Pompeo’nun İran karşısında kurmaya çalıştığı İsrail ile müttefik Sünnî bloku güçlendirmeyi amaçladığının farkındaydı. Rusya ve Çin’in aldırmaması; Almanya ve Fransa gibi ambargoya güçlü destek veren ülkelerin toplantıya düşük düzeyde katılımları; AB’nin ilgisizliği toplantıyı hedeflerinden uzaklaştırmış ve bir monoloğa dönüştürmüştür. Kısaca ABD bu toplantıdan beklediğini alamamıştır. Ne Pompeo’nun biat teyitleri ne de İran karşısında güçlü bir blok görüntüsü verilememiştir. Dolayısıyla toplantının siyasi sonuçlarından çok magazin boyutu gündeme taşınmıştır. İsrail Başbakanı Netanyahu’nun kulisleri, Uman Dışişleri Bakanı’nın Netanyahu ile gizli görüşme yapmak için geçtiği otopark manzaraları, İsrail’in İran’a karşı kendisini müdafaa hakkı olduğunu beyan eden bazı Arap ülkeleri dışişleri bakanlarının İsrail tarafından servis edilen ve sonra kaldırılan görüntüleri gündeme girmiştir.
Ortadoğu’da asla barışı istemeyen İsrail Başbakanı Netanyahu’nun, toplantıdan mutlu ayrılıp, Arap ülkeleri ile bugüne kadar sağlanan en önemli diyaloğu sağladığını ilan etmesi; tamamen ülkesindeki iç siyasetin ve Şii baskısının altında Bahreyn Dışişleri Bakanı’nın, İran’ın İsrail’den daha zehirli olduğu yolundaki beyanatlarına rağmen bu toplantı bir fiyaskodur.
Barış’ı hedefleyen bir toplantının gerçek taraflarından, mağdurlarından ve bu konuda bağımsız fikir üreten düşünürlerden yoksun bir şekilde yapılması elbette böyle bir sonuç doğuracaktı. Toplantı için Varşova’nın seçilmesi bile sorunlu veya maksatlı bir tercih idi. İsrail’in kuruluşuna giden Filistin topraklarına göçün buralardan başladığını unutmamak gerekiyor. Polonya’da 19. yüzyılın son çeyreğinden itibaren Yahudilere uygulanan soykırımda iyi bir sınav vermeyen ve II. Dünya Savaşı yıllarında Almanya ile yapılan işbirliği hatıralarının yaşadığı bir coğrafyada, Ortadoğu barışını aramak beyhudedir. Zaten toplantının sona ermesinden bir kaç saat sonra bu konuda İsrail ile Polonya arasında bir polemiğin yaşanması da bunu göstermiştir. Yahudi meselesinin başladığı noktada meseleyi sonlandırarak, dünyaya mesaj verme hevesi ABD’nin kursağında kalmıştır. ABD başkanının danışmanı Jared Kushner’in toplantıda açıklaması beklenen Trump’ın “asrın projesinden” söz edilmemesini de Polonya’nın istemediği anlaşılmaktadır.
Peki bu meseleyi toplantının mimarlarının bilmemesi veya düşünmemesi mümkün müdür?
Elbette değildir. Ancak ABD, 2003’ten beri Ortadoğu konusunda akıl tutulması yaşamaktadır. Sahip olduğu üstün askeri güç ile bölgede her şeyi yapabileceğini zanneden ABD, Irak’ta başarısız olmuş, Suriye meselesini içinden çıkılmaz hale getirmiş ve uyguladığı siyaset ile bugün karşı olduğu İran’ı bölgeye yerleştirmiştir.
EVANJELİK, BEDEVî VE MEDENî
Trump’ın ABD başkanı seçilmesinden sonra ticaret dışındaki ABD siyaseti rasyonalitesini yitirmiştir. Ticarette, “ticareti dini bir ritüel sayan Hind menşeli Banyanlar” gibi davranan ABD; siyasette evanjelik aklı hakim kılmıştır. Selçuk’ta medfun Aziz Yuhanna’nın yorumuna istinaden; her fırsatta önce İsrail’i güçlendirip Kudüs merkezli bir Yahudi devleti yaratarak ardından İsa Mesih eliyle bir yeryüzü krallığı kurma zihniyeti,bugünkü Ortadoğu politikalarına egemen olmuştur.
Peki, ABD’nin dümen suyuna giden bölge ülkeleri bunun farkında değil midir? Evet, onlar da farkındadır. Ancak toplantıda öne çıkan bazı Körfez ülkelerinin, bedevi hayatın normlarına göre geliştirdikleri siyasetleri, böyle davranmalarını gerektirmektedir. Asırlardır varlıklarını ve kendi sınırları içindeki güç ve nüfuzlarını kabilevî kimliklerinden alan bu güçler, tarih boyunca hep günlük siyaset takip etmişlerdir. Bu yüzdenitaatkar görünüp, isyan etmişler, müttefik görünüp, şartlara göre taraf değiştirmişler, hatta sadakat yemini edip ihanet etmişlerdir. Bu ifadeler, tahkir değil, tespittir. Bunları bilmeyenler veya anlamayanlar, bölge siyasetini çözme imkanından mahrumdur. Yarım asır boyunca ABD siyaseti, bölgeyi bilen İngiltere’nin eski uzmanlarından beslenirken, aynı kapasitede insan yetiştirememiştir. Hülasa, her zaman söylediğimizi tekrar edelim: Zannedildiğinin aksine ABD, bölgeyi tanımamaktadır.
Peki İran meselesi muallakta mı kalacaktır? İran’ın siyaseti ve ürettiği karmaşa ayrı bir yazı konusudur. Ancak bir başlangıç olarak bu soruya medenî Müslüman bir devletin aklı ile cevap vererek yazıyı sonlandıralım.
İstanbul’da mukim Batılı büyükelçilerin Osmanlı diplomatları ile bir araya her geldiklerinde İran da söz konusu edilmekteydi. Zira İran’ın Rusya ile olan yakınlaşmaları ve tavizleri onları rahatsız ediyordu. İran’a karşı Osmanlı nüfuzunu bir maşa olarak kullanmak istiyorlardı. Bir ara, İran ile Osmanlı arasındaki bazı sınır sorunlarını bahane eden Fransız elçisi III. Selim’e, bazı bedeller karşılığında, aracılık teklif eder. Nahifliği ile tanınan ve siyasette mahareti göz ardı edilen III. Selim’in, teklife “usule mugayir acayip şey” diyerek verdiği cevap, hâlâ geçerlidir: “İki devleti buluşturan İslam birliği sayesinde, tarafların memurları, sorunlarını aracı olmadan da çözmeye muktedirdirler. Batılılar, hesaplarını açıktan söylesinler bu işe karışmasınlar.
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.06.2020
1.02.2019
18.03.2019
18.02.2019
4.02.2019
10.01.2019
3.02.2019
17.12.2018
22.11.2018
12.11.2018