Zekeriya Kurşun
Trump’ın ABD’nin Suriye’den çekileceğini ilan etmesi ile başlayan tartışmalar aslında 2019 yılının da gündemini belirledi. Kimilerine göre Trump, karar alma mekanizmalarının geleneklerine aykırı davranıp tek başına aldığı kararlar ile ABD’nin imajını zedelemektedir. Nitekim Suriye’den ABD askerlerinin çekilmesi kararında de benzeri bir durum yaşanmış ve Trump’ın muhalifleri aynı değerlendirmeleri yapmışlardır. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmenin ardından önce çekilme işinin bir takvime bağlanacağını ifade etmesi ardından bunu inkar ederek zamana yayılacağını söylemesi ona yöneltilen eleştirileri haklı çıkarmaktadır. Güvenlik danışmanı Bolton’un Türkiye yolunda iken İsrail’den yaptığı açıklamalar da buna tuz biber ekmiştir.
POLİTİKA DEĞİL TAKTİK DEĞİŞTİ
Oysa daha dikkatli bir analiz yapıldığında, Trump’ın bireysel tavırları dışında ABD’nin Ortadoğu politikalarında bir değişimin olmadığı açıkça görülmektedir. Neredeyse iki buçuk asırdır, dış politikasını dikte ve müdahaleler üzerine bina etmiş olan ABD’nin bölge siyasetinde bir değişiklik yoktur. Bugünlerde görüntüye yansıyanlar sadece sunum farkıdır. Kendi kamuoyunu tatmin etmeyi ve onlara kahraman bir başkanları olduğunu göstermeyi amaçlayan Trump, önce problemi ilan edip ABD dışında özellikle krize taraf olanlar tarafından tartışılmasını sağlamaktadır. Ortaya çıkan ABD karşıtı söylem üzerinden kendi kamuoyunu tatmin ettikten sonra ABD’nin geleneksel politikalarını uygulamaktadır. Bolton’un Ankara ziyaretinden önce sinir uçlarına dokunan açıklamaları ve Ankara’daki ahmak görüntüsü de bu siyasetin bir parçasıdır.
ABD’nin bölgeden çekilmesinin kolay olmadığı, böyle bir sonucun ciddi pazarlıklara gebe olduğunu daha önce de yazmıştık. Bolton’un aksak ziyareti bunu bir kere daha ortaya koymaktadır. Herkesin bildiğini tekrar etmekte yarar vardır. ABD’nin Ortadoğu politikaları iki temel argümana dayanmaktadır. Birincisi İsrail’in güvenliği, ikincisi de Körfez’den petrol arzının sürekliliğini sağlamaktır.
Bolton’un ziyaretinde olduğu gibi, bölgeye bir yetkili gönderildiğinde, önce İsrail’e güvence verilmesi ABD’nin kadim politikalarındandır. Bulton’un Türkiye’den önce İsrail’e uğraması da bu siyasetin değişmediğini göstermektedir. Ancak ABD adına bölgede faaliyet gösteren illegal müttefiklerin varlığı, sadece İsrail’e değil onlara da Tel Aviv’den bir mesaj verilmesini gerektirmiştir. Bu bakımdan Bolton’un açıklamalarında yeni bir şey yoktur. Terörist olarak ilan ettiği PKK’nın uzantısı YPG’yi yaratıp silahlandıran ve kendi adına Suriye’de vekâlet savaşı sürdürmesini sağlayan ABD değil miydi?
Peki, şimdi Ankara’yı kızdıran ve ABD’yi ciddiyete davet ettiren Bolton’un mesajında yeni olan nedir?
ABD KERKÜK’E YERLEŞMEK İSTİYOR
Önce gözden kaçan bir başka hususu hatırlatmakta yarar vardır. Güvenlik danışmanı İsrail ve Türkiye’ye gelirken, ABD’nin bölge politikalarında daha etkili olan Dışişleri Bakanı Pompeo, Ürdün, Mısır ve Körfez ülkelerini kapsayan bir geziye çıkmıştır. Aslında ABD’nin gerçek niyetini Bolton’un zaten bilinen açıklamaları değil, Pompeo’nun gezi sonuçları ortaya koyacaktır.
Meseleye biraz daha derinlemesine bakarsak, açıklamaların arkasında ciddi iki pazarlığın yattığını görmek mümkündür. Bolton’un amaçladığı pazarlığı yapıp yapamadığını veya en azından teklif edip edemediğini bilmiyoruz. Ancak gerek İbrahim Kalın’ın ve gerekse görüşme sorası Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamalar sözün pazarlığa dayanmış olabileceğini göstermektedir.
Lafı uzatmadan söyleyelim. İsrail’in güvenliğini etkilememek koşuluyla ABD, YPG ve diğer illegal müttefiklerinden vazgeçerken, daha büyük bir kazanç elde etmeyi ummaktadır. O da PKK/YPG karşılığında Kerkük’e yerleşmektir. Muhtemelen kısa bir süre önce Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih ve beraberindeki heyet ile Ankara’da yapılan görüşmelerde bu konu enine boyuna tartışılmıştır. Zaten ortalığı karıştırmasının akabinde Trump da baklayı ağzından çıkarıp Suriye’den çekilecek askerlerin Kerkük’e yerleşeceklerini söylemesi de asıl amacını göstermektedir. Nitekim bu sayede hem 2003 politikalarına geri dönülecek ve hem de buradan İran kontrol edilebilecektir. Irak merkezi yönetiminin aleyhinde olan bu girişimin Türkiye’nin beklentilerine de asla uymadığı bir gerçektir. Ancak Bolton’un İsrail’den yaptığı açıklamanın bu pazarlığın kapısını aralamak olduğunda kuşku yoktur. Şayet Suriye’den bir çekilme olursa, önce Erbil’deki ABD’nin üssüne yerleşilecek, sonra da Kerkük için baskılar başlatılacaktır.
Pompeo’nun gezisi bu konunun neresindedir? O da Trump’ın asrın projesi iddiası çerçevesinde Arap-İsrail barışını sağlamayı amaçlamaktadır. Bunun için İran karşıtlığı üzerinden oldukça elverişli bir hava yaratılmıştır. İran tehlikesini uzaklaştırma karşılığında, sekiz Arap ülkesinden, İsrail ile zaten uzun zamandır yürüttükleri arka bahçe diplomasisini aleni hale getirmek ve ilişkileri normalleştirmeleri istenecektir. Tabii ki, bu meselenin merkezinde Kudüs yatmaktadır. Bu yüzden onlara da İran’ı durdurma karşılığında Kudüs’ten feragat etmeleri dayatılmaktadır. Anlaşılan önümüzdeki günlerde bu konu daha çok gündemde yer alacaktır. Bu ziyaretlerin diğer bir amacı da Arap ülkelerinin Suriye ile ilişkilerini yeniden düzenleyip Türkiye’nin Suriye’deki etkinliğini azaltmak ve Rusya-Esed yakınlığını ortadan kaldırıp ABD’nin kadim politikalarını sürdürmektir.
Türkiye ile Pompeo’nun ziyarete başladığı Arap ülkeleri arasındaki sorunlar ve özellikle Suudi Arabistan’ın Kaşıkçı cinayetiyle dünya kamuoyu nezdinde düştüğü durum Pompeo’nun tekliflerini kolayca tartışılabilir kılacaktır. Bu yüzden duyduğumuz açıklamaları değil, bunlar ile başlatılan pazarlıkları tartışmak gerekmektedir. Hülasa Bolton sadece bir yemdir. Asıl mesele Pompeo’nun alacağı sonuçlarda saklıdır.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları











































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.06.2020
1.02.2019
18.03.2019
18.02.2019
4.02.2019
10.01.2019
3.02.2019
17.12.2018
22.11.2018
12.11.2018