Ahmet TAŞGETİREN
Cumhurbaşkanı Erdoğan 31 mart seçimleri öncesinde Tekirdağ’da bir vatandaşın “Ayasofya açılsın” diye seslenişine şöyle cevap vermişti:
“Sultanahmet’i bi doldurun ondan sonra ona bakarız. Yan tarafta Sultanahmet’i doldurmayacaksın Ayasofya’yı dolduralım diyeceksin.… Bu oyunlara gelmeyelim, bunların hepsi tezgâh. Biz ne zaman neyin, nasıl yapılacağını çok iyi biliyoruz. Bu namussuzlar böyle dedi diye biz adım atmayız. Adımı nasıl atacağımızı bunun siyaset bilimini çok iyi biliyoruz.”
Bunu biliyoruz.
Sonra 29 Mayıs günleri geldi, “Ayasofya’da Fetih Suresi okunsun” dendi, bu Ayasofya’nın yeniden cami olarak hizmet vereceği umudunu hareketlendirdi, tam bu sırada konunun Danıştay’da dava konusu olduğu ve Danıştay’ın karar verme safhasında bulunduğu ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı “şu anda biz hukuk devleti olarak Danıştay’ın kararını bekliyoruz. Karardan sonra atılması gereken adım neyse ona göre gereken adımlar atılır” dedi.
Bu arada Atina’dan gelen tepkilere de cevap verdi:
“Yunanistan çıkmış kurusıkı atıyor. “Sakın ha Ayasofya’yı camiye çevirmeyin” Hayırdır ya siz Türkiye’yi mi idare ediyorsunuz? Bunun için sizden izin almaya asla tevessül etmez.”
Davanın Danıştay’da görüşüleceği 2 Temmuz günü geldi. 10’uncu Daire davayı görüştü. Savcı ilginç bir mütalaa verdi: “O tarih itibariyle işlem hukuka uygundur. Bakanlar Kurulu’nun takdirindedir. Şu anda da Ayasofya’nın açılması Cumhurbaşkanı’nın takdirindedir. Dava reddedilmelidir.” Danıştay hakimi “Duruşma bitti kararı daha sonra açıklayacağız” dedi.
Bu arada kararın 15 Temmuz’a denk getirileceği söylentileri dolaşmaya başladı.
Ayasofya gündemi Amerika’ya, Rusya’ya taşındı. ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, “Türkiye hükümetini, Ayasofya’nın müze statüsünü devam ettirmeye ve burasının herkes için erişilebilirliğinin devamını sağlamaya çağırıyoruz. ABD, Ayasofya’nın statüsündeki herhangi bir değişikliği, bu olağanüstü binanın mirasını ve binanın emsalsiz bir şekilde farklı inanç ve kültürlere köprü olarak insanlara hizmet kabiliyetini eksiltmek olarak görmektedir. Türkiye hükümeti ile dini ve kültürel alanların korunması da dahil, geniş çaptaki karşılıklı çıkar konularında birlikte çalışmaya devam etmek istiyoruz” dedi.
Benzeri bir açıklama Rusya’dan geldi. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ısrarla “Kilise” diye tanımladığı Ayasofya ile ilgili durumu yakından takip ettiklerini belirterek, “Bilindiği gibi bu kilise, karmaşık bir tarihe sahip Bizans mimarisinin eşsiz bir örneği. Halihazırda İstanbul’un başlıca anıtlarından biri ve her yıl Rusya dahil dünyanın her yerinden çok sayıda turist tarafından ziyaret ediliyor. Prensip olarak, bu kilisenin evrensel bir miras olarak olağanüstü kültürel ve tarihi öneminden hareket ediyoruz. Ayasofya, UNESCO dünya miras listesinde yer alıyor ve biz, güvenliğin ve erişebilme özelliğinin korunması dahil bu statüsüyle ilgili tüm taleplere uyulacağından hareket ediyoruz. Bu sıra dışı anıtın statüsüne ilişkin tüm kararların dengeli olmasını, bu sorunun inananlar için yüksek hassasiyeti, bilinen dinler arası bağlamı ve UNESCO Dünya Mirası anıtlarının yönetimi alanında mevcut uluslararası yasal düzenlemelerin dikkate alınmasını bekliyoruz” dedi.
Ayasofya ile ilgili bir başka açıklamayı ise Patrik Bartelemeos yaptı. Yazılı bir metni önce Yunanca sonra da İngilizce okuyan Bartholomeos, “Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi, dünyada milyonlarca Hıristiyanı, İslam’a karşı çevirecektir. Oysa istenen şey birliktir” dedi.
Ve Cumhurbaşkanı Erdoğan son olarak dünyadan gelen tepkilere karşı “Ülkemize Ayasofya konusunda yöneltilen ithamlar doğrudan egemenlik haklarımıza saldırı anlamını taşımaktadır” dedi.
Ayasofya ile ilgili denklem ortada. ABD’nin tavrı da dikkat çekici Rusya’nın tavrı da, tabii Patrik’in tavrı da. Cumhurbaşkanı da Ayasofya ile ilgili meseleyi daha önce “Başka boyutları var” noktasından “Egemenlik hakları” çerçevesine getiriyor. Buradan bakıldığında 15 Temmuz veya benzer bir tarihte, yargı kararı veya Cumhurbaşkanı kararnamesi ile Ayasofya’nın açılacağı sonucu çıkıyor.
Bu tabii ki Türkiye için önemli, stratejik bir karar.
Böyle bir sonuç olacaksa bunun önemli bir değerlendirmenin sonucu olduğu kanaatine varılabilir.
Independent Türkçe’de Genelkurmay eski İstihbarat Başkanı, emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekinel imzalı bir yayı yayınlandı. Yazının başlığı şöyle idi: “Aşırı taahhüde girmiş bir Türkiye mi?”
Pekinel yazıda, Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada “stratejik oyunculuk” yapabileceğinden, bunu “sınırlı ölçüde” yaptığından hareketle bunun gerekliliğini ama aynı zamanda risklerini değerlendiriyor. Bunu yapmanın “beka sorunu” ile bağlantılı olduğunu ifade eden Pekinel, bunun için “öncelikle kendi imkan ve kabiliyetlerimizin, sahip olduğumuz milli güç unsurlarının gerçekçi olarak analiz edilmesi”nin altını çiziyor. Pekinel yazıyı şöyle bitiriyor:
“Ancak bunun için yeterli bir stratejik istihbarat, mevcut milli güç unsurlarıyla ‘Ne yapabiliriz, bunları nasıl geliştirebiliriz, başka bir ülkenin ya da bir ittifakın uydusu, bekçisi olmadan kendi çıkarlarımızı nasıl korur ve ileriye götürebiliriz’ vb. konularda bilime dayalı çalışmalar yapmak zorundayız. Bunları yapmazsak bırakın gelişmeyi, bekamızı bile muhafaza edemeyiz.”
Acaba Ayasofya kararı böyle bir stratejik değerlendirmenin içinden mi süzülüp çıkacak?
Yazarlar
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları

























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
5.02.2026
27.01.2026
23.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
16.01.2026
15.01.2026