Ali AYDIN
Kültür akla getirdiklerinin aksine ateşli silahlar ve politika ile yakından alâkalı bir kavram. Modern dönemde, egemenliğin üzerine kurulduğu alan topraktan nüfusa kaydı. Nüfusun denetimi ve yönetimi kültür üzerinde modern devletleri hummalı bir çalışmaya, öldürücü bir ihtimama sevk etti. Bauman, devletlerin modernliğin şafağında beliren bu yeni ilgisinin sonuçları hakkında “kültürel haçlı seferi” ve “kültürel soykırım” ibarelerini kullanmaktan çekinmez. Kültür katı pratikler ile zapturapt altına alınarak biçimlendirilmek istenirken bu gaye ile bir dizi pratik toplumsal mühendisliğin konusu kılındı. Ne var ki küreselleşme ile birlikte devletlerin yerel örgütlenmeleri ile baş edemeyecekleri yeni bir istila biçimi ile karşı karşıya kalmaları, içeride kendi toplumlarına karşı giriştikleri “kutsal kültür seferlerini” birer çaresiz stratejiye indirgedi.
Türkiye bugün bir medeniyet ufku ile tarihe bakmak ve tarihe dönmek hevesiyle konum almaya çalışıyor. Ne var ki Meşrutiyet'ten günümüze adına modernleşme dediğimiz sürecin hasar tespitlerini ıskalayarak çoğu zaman denenmişi deneyerek yol alıyor. Bugün itibariyle merkezî bir rol ile konumlandırılan eğitim-öğretim faaliyetleri, dışarıdan zorlayıcı teknikler eliyle gerçekleşen modernleştirilme tarihimiz sanki hiç yaşanmamış gibi yapılarak devralındığı kurgu üzerinden sürdürülemez. Bugün kendi medeniyet tecrübemize, bilgiyi tanımlama ve aktarma süreçlerine ilişkin özgün pratiklerimize aykırı biçimde irfandan kopan bir maarif ile karşı karşıyayız. Kültür ise kendisiyle temas edilmeden icra edilen etkinliklerin isim babası olarak seçilmiş. Evet, kültür başlıkta güzel duruyor. Ne var ki kültürel etkinlik, kültürün yerine geçmiş vaziyette.
Kültür bahsinde dışarıdan yapılandırılan bir dizi uygulamanın içine sıkışıldığında, katı modernleşme projelerinin metodik hatası ile kaçınılmaz olarak karşı karşıya kalınıyor. Organik bir tekâmülün imkânlarını tefekkür etmeden, kendiliğindenliği tetikleyecek bir inkişafın esas ve usullerini konu etmeden yaldızlı retorik ile modern pratikleri terkip eden eğreti uygulamalar, müsamere olmaktan kurtulamıyor. Öte yandan bir yandan son moda söylemleri hemen temellük eden obez bir iştah bir yanda gelenek vurgusu ile oluşturulan bir kompozisyon sadece kafa karışıklığını ve onun ortaya çıkardığı trajik görüntüyü teşhir edebilir.
Teknoloji ile mesafe tanımaksızın kurulan ilişki, okullarda her sınıfın büyükçe bir akıllı tahta ile donatılmasına yol verirken okuma alışkanlığı kazandırma arzusu dev LCD'nin karşına oturttuğunuz çocukların kitaptan birkaç sayfa okumaları için “okuma saati” adı verilen garip uygulamaların hayata geçirilmesine neden oluyor. Oysa matbaa ile yaygınlaşan okur-yazarlık aynı zamanda bireyin tarihini de bize verir. Elinize aldığınız kitap ile uygun bir yere çekilerek kendinizi kalabalıktan ayrıştırırsınız. Bu bireyleşmeye giden bir yoldur. Yazılı kültür sözlü kültür döneminde olmayan yeni bir kişiyi karşımıza çıkarır: Birey.
Bugün bildiğim kadarıyla tüm okullarımızda haftalık program içinde bir okuma saati var. İlköğretimde durum biraz daha ilginçleşmiş durumda. Öğrencilerle birlikte anne babalar da bu okuma saatine çağrılıyorlar. Kitapla herhangi bir temasları olup olmadıklarına bakılmaksızın öğretmen nezaretinde okuma saatleri düzenleniyor. Yazılı kültürün kendine özgü dinamikleri düşünülmeden ve sınıfın görsel açıdan sınıfa en hakim noktasına kurulmuş dev bir ekranın refakatinde hayata geçirilen bu tür etkinliklerle bir okuma alışkanlığının çıkacağını düşünmek ancak kitap okuru olmayan bir zihnin organizasyon aklıyla mümkün olabilir.
Açıklayıcı olduğu kadar öğretici de olması sebebiyle başka bir kültürel etkinlikten söz edebiliriz. Mesela şu sıralar MEB bünyesindeki tüm okulların katılımıyla icra edilen “Yaşayan Değerlerimiz” etkinliği. Okulun bulunduğu ilçedeki en büyük kültür merkezine civar okullardan öğrenciler getirilerek ismini bile duymadıkları yaşayan değerimizle ilgili öğrencilerin birkaç saat içerisinde kültürlenme sağlamaları maksadıyla düzenlenen bir etkinlik bu. Bu tür etkinliklerde bazen dışarıdan bir konuşmacı da çağrılıyor. Mesela bu kişi filanca üniversitedeki bir akademisyen ya da tarihe tanıklık etmiş birisi olabiliyor. Ancak konuşmacı ve o konuşmayı dinlemeleri için okullardan getirilmiş öğrencilerin orada bulunuşu ile ilgili hiçbir pedagojik duyarlılık gösterilmiyor. Organizasyonu gerçekleştiren protokolün salona giriş çıkışlarında ise bu türden bir etkinliğin gereği olan hiçbir şeye riayet edilmemesi de bu garip manzarayı tamamlıyor. Etkinliğin sonunda muhtemelen konuşmacı ve dinleyiciler aynı soru zihinlerinde belirerek salondan ayrılıyorlar: “Ben neden buradayım?”
Bu manzara ibretlik, ibretlik olduğu kadar da trajiktir. Adına etkinlik düzenlenen değerimize de haksızlıktır. Böyle kültürlenme olmaz etkinlik olur ancak!
Kültüre dair kavrayışımız genel itibariyle bu ahval üzere. Toplumsal alanda eksikliğini hissettiğimiz hususları sentetik yapıların emir-komuta zinciri içerisinde yaşatabileceğimizi, yeşertebileceğimizi zannediyoruz. Bu sentetik yapıların toplumsal ile olan genetik uyuşmazlığını göz ardı ederek üstelik. Yitiğimizin ne olduğunu, nelerin buna yol verdiğini kavrayabilecek bir çaba yerine günü kurtarma telaşıyla işi bürokratik bir kandırmacaya sürükleyen pratik trajikomikliğiyle bizi cendereye alıp boğuyor. Kültür sivil, özgün ve özerk yapı ve kişilerin emek ve gayretiyle keyfiyeti artan bir husus değil resmi organizasyonların göstermelik şaşasında kotarılan bir kandırmacaya, bir etkinliğe dönüşmüş vaziyette.
Velhasıl dostlar, bu şartlar altında kültürel etkinlik kültüre engeldir!
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.04.2021
10.04.2021
31.01.2021
26.01.2021
31.12.2020
21.12.2020
12.10.2020
17.09.2020
11.09.2020
5.08.2020