Ali AYDIN
Günter Anders, “İster oyunu oynayalım ister oynamayalım, bu oyun bizimle oynanıyor. Ne yaparsak yapalım ya da ne yapmaktan kaçınırsak kaçınalım, oyundan çekilmemiz hiçbir şeyi değiştirmeyecek.”, demişti.
Anders'in oyundan kastı, bizimle Dünya arasındaki türlü gerilime işaret eder. Bu gerilimin son 50 yılda bireysel ve kamusal manada ciddi dönüşümler içerisinde olduğu açık biçimde gözlemleniyor. Üretim toplumundan tüketim toplumuna doğru evrilen süreçte yeni örüntüler ile oyun yeni bir şekle büründü. Oyunun kuralları değişti ve yeni kurallar / kuralsızlıklar yeni risk alanları yarattı. Sosyoloji son 50 yıldır buna kafa patlatıyor ve bunun izini sürüyor.
Kartların yeniden karıldığı, belirsizliklerin çok, öngörülebilirliklerin kıt olduğu bu aralıkta tüketici yaşamın amentüsü, hızlı öğrenme ve çabucak unutmayı vazediyor. Bu ise tahmin edilenden çok daha zor bir pratik gerektiriyor. Neye mal olduğu ya da neye maruz bıraktığı bir yana oyun içinde kalabilmenin yegâne vazgeçilmez kuralı artık bu.
Böyle bir yaşam pratiği “yaşam boyu öğrenme“ çağrısını zorunlu kılıyor. Eğitim-öğretimin profesyonelleri, başta eğitimciler ve eğitim bürokrasisi olmak üzere, “yaşam boyu öğrenme” kavramını teknik becerilerin sürekli geliştirilmesi ve güncellenmesi olarak anlamaya yatkınlar ve neredeyse tastamam böyle anlıyorlar. Ülkemizde “yaşam boyu öğrenme” en çok meslekî eğitim bahsinde konu ediliyor mesela. İnsanlar oyunun dışında kalmamak, emek ve ürünlerinin talep görmemesi ile karşı karşıya kalmamak için teknik becerilerin güncellenmesi, yenilenmesi çağrısına olumlu cevap veriyorlar. Ancak mevcut durum onların zihinlerinde bu kavram için hazırladıkları sınırları zorluyor.
“Yaşam boyu öğrenme” salt iş ile alâkalı değildir, olamaz. Mevcut durumun doğasına uygundur evet; lakin iş ve ekonominin dışında düşünülmesi ve işlevsel kılınması gereken bir düsturdur aynı zamanda. Toplumların karşı karşıya kaldıkları problemler bunu düşünmemiz için yeterli gerekçeler üretiyor. Sorumluluk duygusunun tek parça olarak kalabilmesi, insan ilişkilerinin sıhhati, kazanılmış haklar, ruhsal gelişim, estetik bilinç vd. Bu zincire onlarca yeni halka ekleyebiliriz kuşkusuz.
Söylemek istediğim; eğer bir yolunu bulmazsak insanı ona yaraşır bir çevre içerisinde tutacak tüm tutamakların risk altında olduğudur. Dolayısıyla “yaşam boyu öğrenme” alıkoymak istediğimiz ve yokluğunda telafisi mümkün olmayan ile karşı karşıya kalmamak için postmodern tüketim seli karşısında en işlevsel tutamak olarak düşünülmeli ve anlamının sınırı “uzman (!)” ların insafına terk edilmemeli.
Bauman haklı olarak uyarıyor: “Yurttaş özgürlükleri bir kerede ve tamamen kazanılan mülkiyetler değildir; böylesi mülkiyetler kişisel koruma altına hapsedildiğinde güvende değildir. Bunlar sosyo-politik toprakta yeşerir ve köklenir. Bu süreç beslenmeyi, günlük olarak sulanmayı gerektirir. Bilinebilir işleyen kamunun bilinçli eylemleri tarafından ihtimam gösterilmezse de kuruyacak ve dağılacaktır.”
Sosyo-politik toprak başta olmak üzere sosyo-kültürel vasat da Bauman'ın sözünü ettiği kamunun bilinçli eylemleri tarafından gösterilecek ihtimam ile seviyesini, derecesini bulacaktır. Şimdinin nelerden oluştuğuna ilişkin belirsiz bir görüş ile meselelerimizi çözemeyiz. Endişelerimizi gideremez, belirsizlikleri öngörülebilir kılamayız. Daha da önemlisi toplum olarak kendimizi koruyamaz, savunamayız.
Oyunun kuralları değişti ve top sahamıza düştü. Kolaycılık yapılarak, ihmalkâr davranılarak sona erecek bir mesele yok karşımızda. Yeni durum hiçbir ülkeye, eğitim meselesini eğitim bakanlıkları ile çözebilecek kadar lüksler sunmuyor. Sadece kültürel değerlerin değil tüm insani birikimlerin hayat hakkı kamunun özen, ihtimam ve bilinçli eylemlerine bağlı.
Devredilemez sorunlarımız ve bir başkasına tevdi edilemez görevlerimiz var. Sorumluk kaçabileceğimiz; lakin çocuklarımız dâhil toplumun her ferdinin ödemesi gereken bir faturaya dönüşmekte gecikmeyecektir.
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.04.2021
10.04.2021
31.01.2021
26.01.2021
31.12.2020
21.12.2020
12.10.2020
17.09.2020
11.09.2020
5.08.2020