Ali AYDIN
“Kendimi bozmadan atom bombası üzerine kafa yormama izin veremem. Bir atom bombası hakkında haykırmaksızın ne söyleyebilirsin?”
İvan İllich
***
Eğitim üzerine ne zaman konuşmam gerekse ya da bir yazı yazmak için ne zaman otursam yukarıda İvan İllich’in atom bombası hakkında konuşmak ile ilgili söyledikleri aklıma aklıma geliyor.
Geçen hafta Hatay’da çocuklarını okula göndermedikleri için mahkeme kararı ile çocukları alınarak yetiştirme kurumlarına yerleştirilen bir ailenin dramını konu etmiş ve söz konusu “eğitim” olduğunda işi bu raddeye kadar getirme iradesinin bir sebebi bir tarihi arkaplanı olduğunu hatırlatmıştık. Halkın modern iktidarlar için heykel gibi biçimlendirilmesi, şekillendirilmesi gereken bir ödev olarak görüldüğünü belirtmiş bilhassa Batı’da Aydınlanma dönemi aydınlarının “halk” tasavvurlarına dair örnekleri sıralamıştık. Yazıyı ise şu soru ile bitirmiştik: Peki, ne yapılacaktı da “halk” insan gibi bir şeye benzetilecekti?
Eğitim seferberliği : Kültürel haçlı seferi
Bunun için pedagojik bir ütopya ile girişilecek eğitim seferberliği gerekliyidi. Bauman Aydınlanma dönemini kendine özgü uslubu ile anlatırken “eğitim seferberliği”tamlamasını kullanmaz bunun yerine “kültürel haçlı seferi” , der.
Eğitim ile yapılamak istenileni tarihî bağlamı, anlamı ve aktörlerinden soyutlarsanız “Ne güzel bir şey eğitim seferberliği” gibi çocukça bir tasdik ile de karşılaşabilirsiniz. Ne var ki bu durumda eğitimin Fransız İhtilalinden sonra eski rejim, kilise ve inançlara karşı sivil dinin ikamesini mümkün kılacak ateşli bir silah olarak konumlandırılışını gözden kaçırabilirsiniz.
Robespierre’in hazırladığı eğitim planına göre ülkede bütün çocuklar beş yaşından on iki yaşına kadar birlikte yetiştirilecekler, aynı yemeği yiyecek ve aynı eğitim ve ilgiyi göreceklerdi. Ana babalarından alınan çocuklar cinsiyetlerine göre “yatılı-kışla” okullara dağıtılacaklardı. Çocuklar buralardan “cumhuriyetçi kalıptan” “yeni insanlar” olarak çıkacaklardı. Çocuklar okuma, yazma ve hesap yanında daha da önemli olarak cumhuriyetçi ahlakın ilkeleri öğretilecek, burada elde edilen davranış biçimleri giderek ulusal bir nitelik kazanacaktı.
İhtilalin simge isimlerinden birisi olan ve eğitimin ekmekten sonra halkın ilk gereksinimi olduğunu söyleyen Danton şöyle diyordu; “Ben de bir babayım, fakat oğlum bana ait değildir. O, Cumhuriyetindir. Ona kendisine iyi hizmet edebilmesi için ödevlerini zorla benimsetmek Cumhuriyet’e düşer.”
Merhum Kürşat Bumin “Batı’da Devlet ve Çocuk” isimli kitabında Fransız Devrimi’nin bu “pedagojik ütopyası” hakkında yazarken eğitime duyulan inancı da yansıtıyordu. İhtilalcilere göre eğitim ve öğretim toplumdaki hangi kuruma, hangi soruna uygulansa, bir sihirli değnek gibi yanlışları doğru, kötüleri erdemli kılacaktı. Cumhuriyetçiler kilise ve krala karşı savaşmışlardı, onların bıraktığı boşluk doldurulacaktı. Bumin’in ifadesiyle “Tanrı okuldan ayrıldığı gün, onun yerini dolduracak başka birisi kapıda beklemektedir. Kilise ve Devlet, her ikisi de okula büyük umutlar bağlamakta, ideolojilerinin en kolay ve etkili biçimde yeşereceği yer olarak küçük öğrencilerin kafalarını ve bedenlerini hedef almaktadır.”
Bizde de durum farklı değildi. Mesela Fahreddin Kerim 1933’te basılan “İnkılap Çocuğunun Terbiyesinde Ruhi ve Ameli Esaslar” isimli kitabında; “İnkılabı şuura değil tahteşşuura (biliçaltına) da yerleştirmeliyiz. Onun için de tek bir çare vardır. Telkin, daima telkin.”
Söylemeye bile gerek yok ama Fahreddin Kerim’in üstüne basa basa belirttiği telkin okulda olacaktı tabi ki...
Öğretmen, ders kitapları, müfredat ve okul niçin vardı zeten?
Mürebbiye-devlet, vatandaş-öğreci terkibi modern zamanlarda işte bu düşüncelerle uyarlandı. Terkibin doğru işleyebilmesi, kıvamın altın oranının şaşması gerekiyordu. Bunun için kimse dışta bırakılmamalı en küçük bir boşluk kalmamalıydı. 1819’da Almanya, 1825’te İngiltere, 1843’te Fransa art arda “zorunlu eğitim”uygulamasına geçtiler.
Okul hakkında yalan söylüyorlar!
Araçlar kullanım amaçlarına göre yapılandırılmışsa farklı bir amaçla kullanılmak istendiklerinde aynı sonucu vermeyebilirler. Modern okulun niçin, hangi amaç için yapılandırıldığını gözardı ederseniz daha insanî amaçlarla bile yola çıksanız mevcut form ile fazla uzaklaşamazsınız.
Bürokrasi, iyi ya da kötü amaçları aynı kolaylıkla gerçekleştirmeye uygun bir araç değildir, der Bauman. Şunu demek ister: Bürokrasi itildiği yönde hareket etse bile, daha çok hileli zar gibidir. Kendi mantığı ve momenti vardır. Bazı çözümleri daha çok bazılarınıysa daha az olanaklı kılar.
Size okul ve eğitim hakkında konuşan şarlatanların söylemedikleri de tam olarak budur! Bürokrasi için söylenenler mevcut okul için de geçerlidir!
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.04.2021
10.04.2021
31.01.2021
26.01.2021
31.12.2020
21.12.2020
12.10.2020
17.09.2020
11.09.2020
5.08.2020