Ali AYDIN
Birkaç hafta önce, Meclis Bilişim Teknolojileri Bağımlılığıyla Mücadele Komisyonu çalışmaları hakkında basında bir haber yer aldı. Haberde, komisyonun son toplantısında okulların teknoloji ile buluşması için uygulanan ama sonrasında çok sayıda tartışmaya yol açan FATİH projesinin gündeme geldiği aktarılıyordu.
Projenin olumlu-olumsuz etkileri konuşulurken Komisyon Başkanı eski Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın söz aldığı ve komisyon üyelerine hitaben; “Hiç akla gelmeyen bir yan etkisini ben size itiraf edeyim” dediği belirtiliyordu.
Nabi Avcı toplantıda konuyla ilgili olarak şunları söylemiş:
"Etkileşimli tahtalar öğretmen otoritesini duman etti. Çünkü öğretmenler o tahtaları çocuklar kadar başarılı kullanamıyorlardı. Sınıfta öğretmenlerine tahta üzerindeki bir işlemi nasıl gerçekleştireceğini çocuklar tarif etmeye başladılar. Halbuki bizim öğretmen kültürümüzde her şeyin en iyisini, en doğrusunu öğretmen bilir ve çocuklar ondan öğrenirler. Tersine dönünce bu ilişki öğretmenin otoritesi ciddi… Ne yaptık biz de? Hizmet içi eğitimlerde etkileşimli tahta eğitimini öne aldık. Öğretmenlerimiz de normalde dostlar alışverişte görsün kabilinde katıldıkları programlara bu kez can havliyle katılmaya başladı, çünkü sınıfta başlarına ne geleceğini, müşteri memnuniyetinin ne olduğunu orada gördüler."
Okullarda teknoloji kullanımını arttırmak hedefiyle hayata geçirilen ve milyarlarca dolar maliyeti olan FATİH projesi hakkında, yanılmıyorsam, çekincesini ve eleştirisini ilk ortaya koyanlardan birisiyim. Konu ile ilgili yazım 2012’de yayınlanmıştı. Ben o yazıda projeyi değerlendirirken projenin ön kabulleri ve felsefesi –hatta felsefesizliği– üzerinden teknoloji fetişizmi ve eğitimin anlam krizine değinmiştim. Şimdilerde her sınıfta mevcut olan etkileşimli tahta, o yıllarda ‘akıllı tahta’ olarak anılıyordu. ‘Akıllı tahta’, ‘akıllı sınıf’, ‘akıllı okul’ vb. gibi kavramlar eşliğinde neyi anlattığı meçhul bir diskur revaçtaydı o günlerde. Ben de o yazımda eğer bu istikamette gidilirse yakında en akıllı sınıfın öğretmenin bulunmadığı sınıf olacağını ironik bir biçimde dile getirmiştim.
Şimdi Sayın Bakan, “Hiç akla gelmeyen bir yan etki” olarak “Etkileşimli tahtalar öğretmen otoritesini duman etti” diyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın aklına gelmediği kesin, ne var ki hiç kimsenin aklına gelmeyen bir husus da değildi. Ne var ki bu tür işlerle bilhassa bürokraside mebzul miktarda istihdam edilmiş teknik kafaların bir tasarrufu olarak muhatap kılınıyoruz.
Teknik kafaların öne çıkmalarındaki temel faktör her şeyi bir projeye dönüştürüp uygulanabilir kılma becerileri. Ne var ki kusurlu oldukları nokta da tam burada. Bir proje sunum açısından caziptir, toplumun karşına boş bir kağıtla çıkmanızı engeller; ne varki çoğu proje günleri, ayları hatta yılları meşgul ederek bir şeylerin yapıldığı yanılsaması yaratabilir. Teknik kafa nicel olana iman ettiği için sayılar ve verilerle dolu dolu konuşarak yanılsamaya süreklilik kazandırır. Acı olan şu ki, dolu dolu konuşmak anlam boşluğunu hiçbir zaman dolduramaz. Hele söz konusu eğitimse bu kaçınılmaz olarak böyledir.
Şu günlerde, yaşadığımız dünyada en kıt olan şey: Anlam.
Küresel olarak deneyimlenen anlam açığı, her sahada kendisini hissettiriyor.
Pek çok alanda yaratılan illüzyonlar, köpürtülen içerikler, püskürtülen göstergeler anlam yoksunluğunu ne kadar daha perdeleyebilirler? Bir perdeleme ve yokmuş gibi davranma temayülü var; ancak unutulmamalı ki kaçtığınız şey gerçekler ise onlar eninde sonunda sizi bulur.
Eğitim söz konusu olduğunda ortada dönen kavramları biraz eşeleyin. Her gün tekrar eden pratiğe alıcı gözle bakın lütfen. İnsan ömrünün hatırı sayılır bir kısmı eğitim gerekçesiyle kolonileştirildi.
Peki, ne pahasına? Niçin?
Eğitim, tüm modern tarihi dikkate alındığında bugün hiç olmadığı kadar anlamdan soyutlanmış durumda. Araçlarınızın olması ve onların çokluğu amaçlarınız olduğunu göstermiyor. Yahut araçlarınız ile amaçlarınız arasında bir uyumluluk olduğuna işaret etmiyor. Anlam krizinin tam orta yeri burasıdır.
Şimdi bakalım; araçlarımız işlemsel. Oysa ki anlam anlatısaldır. Anlamdan yoksun amaçlarınız varsa o ayrı. O zaman zaten yapılan tüm işlerin anlamsızlığının da kabulü anlamına gelecektir bu.
Eğitim söz konusu olduğunda zaman zaman birkaç unsur öne çıkarılarak bir “evraka!” nidası yükselir. Dün bu teknolji ve donanım üzerinden yapılmıştı. Fakat birkaç adım sonrasında onun mevcut anlamı da aşındırdığı görüldü. Bugünlerde ise dikkat edin bir ‘veriperverlik’ revaçta. Bir ‘veri havuzu’ oluşturulacağı verilerden saçan bilgi ile de eğitimin ihya edileceğine dair bir kanı kendisini dayatıyor. Demeçleri, açıklamaları takip ettiğinizde görürsünüz bunu. Ne var ki bu nicelik takıntısı pozitivist yanımızı okşamaktan başka bir işe yaramayacak. Üzülerek söylüyorum bizim eğitim dediğimiz şeyde bugün eksik olan şeyin tek bir adı var: Anlam.
Bunu görmediğimiz ya da ciddiye alıp üzerine eğilmediğimiz için işler bir süre daha böyle devam edecek maalesef. Veri havuzlarından da bir şey çıkmadığını gördüğümüzde umarım asıl konuya eğiliriz. Tabi bu süre zarfında harcanan zaman ve para ile sarf edilen insan emeği geri gelmeyecek maalesef.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.04.2021
10.04.2021
31.01.2021
26.01.2021
31.12.2020
21.12.2020
12.10.2020
17.09.2020
11.09.2020
5.08.2020