Atilla YAYLA
Özgürlük, bazılarının sandığının aksine, herkese göre tanımı değişen bir değer veya durum değil. Tüm özgürlük tanımları iki kategoride toplanır: Negatif özgürlük ve pozitif özgürlük. Hem teoride hem pratikte özgürlüğün esasının negatif özgürlük olduğunu biliyoruz. Pozitif özgürlüğün bazı türleri bir tür özgürlük olarak görülse bile onların negatif özgürlüğün yerini alması düşünülemez. Bunun olduğu, yani pozitif özgürlüğün negatif özgürlük ile ikame edildiği veya edilmek istendiği her yerde ve her zaman ciddî özgürlük kayıpları yaşanmıştır.
Ülkeler özgürlük açısından çeşitli kıstaslarla test edilebilir. Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelerde bu testlerden biri ve belki de en önemlisi alkollü içkiyle alâkalıdır. Özgürlük teorisine göre içki içmek isteyen insan bunu yapmaktan keyfî olarak engellenmediğinde özgürdür. İçki içmek istemeyen biri de içki tüketmeye zorlanmadığı zaman özgürdür. İçki tüketmeyi doğrudan yasaklayan veya imkânsızlaştıracak şekilde regüle eden Müslüman ülkeler en azından bu bakımdan anti özgürlükçü çizgide yer almaktadır.
Türkiye’de zaman zaman içki etrafında tartışmalar yapılıyor. Son tartışma Ankara-İstanbul arasında çalışan Yüksek Hızlı Tren’de (YHT) içki servisinin kaldırılması etrafında vuku buldu, buluyor. Lafı dolandırmadan söylersek, bu uygulama özgürlüğe aykırı, çünkü vatandaşların tercih özgürlüğünü kısıtlamakta. Eşit vatandaşlık ilkesine de ters. YHT yatırımı tüm vergi mükelleflerinin parasıyla yapıldı. Onun hizmetlerinden dini, mezhebi, cinsiyeti, içki karşısında tavrı ne olursa olsun tüm vatandaşlar yararlanma hakkına sahip. DDY bu kararıyla içki tüketen vergi mükellefi vatandaşlara karşı bir negatif ayrımcılık uygulamış oluyor. Bu demokratik, insan haklarına saygılı bir ülkede kabul edilemez bir uygulama.
Devlet Demir Yolları kararın ekonomik olduğunu, talep olmadığı veya çok az olduğu için içki satışının kaldırıldığını açıkladı. Bu açıklama kendi içinde çelişkili. Talep yoksa seferlerde daha az içki bulundurulabilir, servisi tümden kaldırmak gereksiz. Hepimiz biliyoruz ki içki kullanma serbestisi bu ülkede önemli bir konu. Hükümet muhafazakâr ve azımsanmayacak bir toplum kesiminde, ister haklı ister haksız sebeplerle olsun, hükümetin içki içmeyi yasaklama arzusunda olduğu yolunda bir kavrayış, bir korku var. Toplumu iyi gözlemleyen bir muhafazakâr hükümet, ekonomik şartlar gerektiriyor olsa bile, endişeli toplum kesimlerini teskin etmek adına, servisi sürdürürdü.
Buna benzer yanlışlıklar başka alanlarda da vuku buluyor. Söz gelimi, son Milli Eğitim Şurası’nda alınan tavsiye kararları. Osmanlıca'nın ders olarak konması elbette önerilebilir ve tartışılabilir, ama bunun her halükârda seçmeli bir ders olacağının net olarak, herkesin işitebileceği şekilde deklare edilmesi uygun olmaz mıydı? Eleştiren kesimlere, hiç kimseye hiçbir şeyin dayatılmasının söz konusu olamayacağı yüksek sesle duyurulsa daha iyi olmaz mıydı? Abartılı itirazlara dayatmada bulunulabileceği çağrışımı yapan sözlerle cevap vermek ülkede sükûnete ve ahenge hizmet mi eder zarar mı verir?
Keza, aynı şurada ilkokul birinci ve ikinci sınıflara zorunlu din dersi konulması tavsiyesi de mevcut sistem içinde yanlış. Bunu söylerken bu sınıflara din dersi konulmasının asla söz konusu olamayacağını kast etmiyorum. Bazıları eğitimin dinden ari olmasını normal, din eğitiminin müfredata girmesini normalden sapma ve eğitimin dinselleştirilmesi olarak görüyor. Yanlış bakış. Doğru bakış açısı eğitimde çeşitlenmedir. Ancak, din dersi mecburî olduğu sürece meselâ Alevi vatandaşların bunu çocuklarının iki ilâve sene daha Sünni dinî endoktrinasyona maruz bırakılması olarak okumaması neredeyse imkânsız. Buna paralel olarak, iktidar çevrelerinin Alevi toplumu karşısındaki katı tavrını anlamak zor. Gayri Müslimlere gösterilen anlayış ve yaklaşım Alevilerden esirgeniyor. Bunun sebebi İslâm'ın tek doğru yorumunun olduğunun kabul edilmesi ve Alevilerin haklarının tanınmasının Müslümanları böleceğine inanılması. Ama bu bir yanılsama. Tam tersi doğru. Aleviler haklarından mahrum edilmeye devam ettikçe İslam’dan da uzaklaşacaktır ülkeye siyasî bağlılıkları da zayıflayacaktır.
Doğum kontrolünün ihanet olarak görülmesi de anlamsız. Bir kere, doğum kontrolü denen uygulama başarılı olmamış olmalı ki Türkiye’nin nüfusu 50 yılda ciddî oranda artmış. İkincisi, ailelerin kendi çocuk politikalarını belirleme hakkı var. Kamu otoriteleri buna karışamaz, karışmamalı. Üçüncüsü, nüfus artışını yavaşlatan şey doğum kontrolü olmaktan ziyade şehirleşme, ekonomik gelişme, kadınların iş hayatına daha çok girmesi ve kültürel çeşitlenmedir. Bütün bu faktörleri göz ardı edip doğum kontrolünü günah keçisi yapmak hatalıdır ve devlet eliyle bireysel özgürlük alanının daraltılmasına sebep olabilir.
Ak Parti son 10 yılda çok önemli açılımlara imza attı. Şu sıralarda sürmekte olan barış/çözüm süreci bile inanılmaz bir başarı. Bu kadar ağır ve zor bir sorunu çözmek için on yıl önce hayal dahi edilemeyecek adımlar atan Ak Parti’nin yukarda ele alınan meselelerdeki tavrı Kürt meselesindeki cesaretli ve demokrat tavrının tam tersi.
Ak Parti denizleri geçiyor ama derelerde boğulmaya can atıyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2021
24.04.2020
12.02.2020
13.11.2019
28.07.2019
28.05.2019
22.05.2019
14.05.2019
12.05.2019
18.04.2019