Atilla YAYLA
İstanbul Aydın Üniversitesi’nde akademik ve idarî personelin kılık kıyafetiyle ilgili bir genelge yayınlanmış. Kadınların mini etek ve “kolsuz, çok açık yakalı” gömlek giymemeleri istenmiş. Karar, “Söz konusu giyinme tarzının öğrenci ahlâkını bozduğu ve öğrenci-öğretmen arasında çeşitli ilişkilerin başlayabileceği ihtimali üzerine yaşanan tedirginlik sonucu...” alınmış. Yeni Akit gazetesi bu olayı -web sitesinde- “Elhamdülillah... mini etek yasaklandı” diye haberleştirdi (21 Aralık 2014).
Üniversite yönetimi bu genelgeyi çıkartırken kamu görevlileriyle ilgili kıyafet yönetmeliğini hatırlatıyor. Ona dayanarak personelin kıyafetine sınırlama getirme hakkını kendinde görüyor. Haberi yukardaki başlıkla veren yayın organı ise, yasağı kendi hayat anlayışı, ahlâk tercihi ve dünya görüşü istikametinde atılan bir adım olarak gördüğünden memnuniyetini yansıtıyor.
Toplumsal hayat kaçınılmaz olarak regülasyonlara dayanır. Bu regülasyonlar iki türlü olur. İlkinde, bir regüle edici otoritenin dahli olmadan toplumsal hayatın kendi akışı içinde davranışlar kurallara, bu kurallara uyulması ise ayıplama, kınama, psikolojik baskı, dışlama gibi müeyyidelere bağlanır. İkincisinde zor kullanma yetkisine sahip kamusal otoriteler davranışlara sınırlar veya mecburiyetler koyar. Bu çerçevede, insanların kılık kıyafetleri de her iki kanaldan regülasyona tâbi tutulur.
İkincisi, yani kamu otoritesine dayanan kılık kıyafet regülasyonu kesine yakın bir ihtimalle her zaman özgürlük ihlâli yaratır. Bu ihlâlin bireylerce hissedilme derecesi değişir. Bazıları bunlardan çok rahatsız olurken başka bazıları, rahatsız olmak bir yana, bu tür kısıtlamaları memnuniyetle karşılayabilir. Ancak, böyle olması yapılanın kimi bireyler için özgürlük ihlâlleri yarattığı gerçeğini ortadan kaldırmaz. İlkinde durum daha karmaşıktır. Özgürlük ihlâllerinin ortaya çıkması ihtimâli her zaman vardır ve kuvvetlidir. Ancak, somut bir ihlâlci özne bulunamayacak durumlar da vaki olabilir. Toplumsal kültür, ortalama davranış kodları, genel anlayış zaten bireyleri belli kıyafet kodlarına doğru iter. Bunlara uymak istemeyen kimselerin ya karşılaşabilecekleri toplumsal tavırları göze alarak yola devam etmesi ya da mekân değiştirmesi gerekir. Bu yüzden, insanlar bulundukları zaman dilimlerini ve mekânları göz önüne alarak kıyafet tercihi yaparlar. Meselâ, yazları tatil beldelerinde mayo ile gezmek kadınlar tarafından normal sayılabilir. Buna karşılık, aynı kadınlar yaşadıkları şehirlerde mayoyla gezmez. Gezmeye de teşebbüs etmez.
Adı geçen üniversitede yapılan özgürlüğe aykırı mıdır? Yoksa üniversitenin bunu yapmaya hakkı vardır ve bu tavır bir özgürlük ihlâli teşkil etmekten uzaktır dememiz mi gerekir? Bana kalırsa, taraflar arasındaki ilişki bir sözleşmeye dayansa bile bu bir özgürlük ihlâlidir. Yasak, bireylere reşit olmayan insanlar muamelesi yapmaktadır. Üniversitede çalışanlar herhalde ne giyeceğine karar vermeye yeterli erginlik ve yetkinliğine sahiptir. Bununla beraber, durumdan çok hoşnutsuz olan insanlar kurumdan ayrılarak başka yerlerde çalışmaya başlayabilirler.
Ele aldığım bu olayda asıl vahim olan, gazetenin attığı manşet. Gazete, yasağı “elhamdülillah” diye karşılıyor. Bir insanın kendi hayatıyla ilgili olarak böyle bir tepki göstermesi anlaşılabilir bir şey, ancak, burada söz konusu olan başkalarını hayatı. Gazete, tanımadığı insanlar kendisinin doğru gördüğü ahlâk ve davranış çizgisine zorla uydurulmak istendiği için sevinç duyuyor. Bu, anti-özgürlükçü bir anlayış ve tavır. Bu tavrın sahipleri ellerine imkân geçerse aynısını başka yerlerde ve başka kişilere yapmaya hazır olduklarını böylece göstermektedir. Bu tavrı benimseyenlerin meşruiyet adına dayandığı kaynak ne olursa olsun, tavır insan hakları ve demokrasi açısından mazur ve meşru görülemez. Herkesin referansı kendince doğrudur. Bunda, doğru kendisi için doğru olduğu sürece bir mahzur yoktur. Ancak, doğrularımızın başkaları için de doğru olduğunu ve gerekirse zor kullanarak başkalarına benimsetilebileceğini, uygulanabileceğini iddia edince iş değişir. Bu tavrın, meselâ, tahakkümcü Kemalist tavırdan ne farkı var? Kemalistler de, bir ulu öndere ve/veya modernlik-bilim dedikleri şeye dayanarak üniversitelerde ve devlet dairelerinde kadınların başörtüsü kullanmasını yasaklamadı mı? Onlar da kaynaklarının çok doğru, tavırlarının yerden göğe haklı olduğuna inanmıyor muydu?
Yasakçıların referansları farklı olabilir, ama zihniyetleri ve mantıkları aynı şekilde çalışıyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2021
24.04.2020
12.02.2020
13.11.2019
28.07.2019
28.05.2019
22.05.2019
14.05.2019
12.05.2019
18.04.2019