Atilla YAYLA
Arap Baharı liberal demokrasinin Ortadoğu'da yayılmasını isteyenleri çok sevindirmiş ve heyecanlandırmıştı. Tarihteki üç demokrasi dalgasından da yok denecek kadar az etkilenmiş bölge nihayet demokrasiyle tanışacak ve donanacaktı. İnsan haklarına saygısız, otoriter rejimler ortadan kalkacaktı. İnsanlar siyasal iktidarın belirlenmesine ve denetlenmesine katılacaktı. Bu aynı zamanda tüm bölgenin ekonomik potansiyelini harekete geçirecekti. Dünyanın en zengin doğal kaynak alanlarından birine yerleşmiş Arap ülkelerinin halkları açlık, fakirlik ve sefaletten kurtulma yoluna girecekti. Refah seviyesi yükselecek ve artan bölgesel ekonomik işbirliği ve ticaret aynı zamanda bölge ve dünya refahına ve barışına katkıda bulunacaktı.
Kısa sürede bu beklentilerin hepsi hayale dönüştü. Arap dünyasının ve dolayısıyla Arap Baharı'nın mihver ülkesi Mısır, baharın üçüncü yılı dolmadan bir askerî darbeye sahne oldu. Demokratik seçimlerle iş başına gelen Mursi yönetimi general Sisi tarafından devrildi. Darbeye karşı çıkan binlerce insan sokaklarda katledildi. Çoğu Müslüman Kardeşler üyesi yüzlerce kişi düzmece mahkemelerde güya yargılanarak idama mahkûm edildi. Son olarak Mursi 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bakıyorum, bütün bunlara, iş Türkiye'de demokrasiye gelince mangalda kül bırakmayanlar hiç ses çıkartmıyor, tepki vermiyor. Böylece, bu kimseler, demokrasi talebinde samimiyet testinden sınıfta kalıyor.
Mısır'da ve Ortadoğu'da ilk ciddî demokrasi denemesinin iç ve dış birçok sebebi olmalı. Sivil toplumun yeterince gelişmemesi, demokratik siyaset tecrübesi eksikliği, siyasî kültürün otoriteryen rengi vb. en başta gelenler. Ancak, baharın kısa sürmesinin ve kışa dönüşmesinin dış sebepleri de var. Bunların bir kısmı bölge ülkeleriyle, diğerleri Batı'yla alâkalı.
Biliyoruz ki, Suudi Arabistan ve -Katar hariç- körfez ülkeleri Sisi darbesine maddî ve manevî destek verdi. Anti- demokratik Arap ülkelerinin Mısır darbesine sahip çıkması belki anlaşılabilir. Bunlar, herhâlde, Mısır tecrübesinin kendi ülkelerine örnek olmasını istemedi. Özgürlükçü ve demokratik bir sistem kurarak ekonomik alanda büyüyecek bir Mısır'ın ortaya çıkmasını da istemedi. İsrail de aşağı yukarı aynı konumdaydı.
Açıklaması asıl zor olan Batı'nın tavrıydı. Batı Mısır'daki darbeyi teşvik etti. Darbeye darbe demedi. Katliamları yasak savma kabilinden sözlerle geçiştirdi. Bu şekilde, sözüm ona “Batılı değerlere” ihanet etti. Paragrafın başında “Batı'nın tavrının açıklanmasının zor olduğunu” söyledim, ama belki de açıklanması en kolay olanı o. Batı tarihi, Batı devletlerinin sicilinin demokrasi ve insan hakları konusunda yalpalamalarla ve çifte standartlı davranışlarla dolu olduğunu gösteriyor.
Niçin? Görebildiğim kadarıyla iki ana sebep var. Birincisi, en azından bazı Batılılarda hâkim olan, başka toplumları, özellikle
Müslümanları hakir görme tavrı. Bu kafaya göre İslam demokrasiye cevaz vermemekte ve Müslümanlar demokrasi gibi uygar bir rejimi hak etmemekte. İkincisi, devletlerin ulusal çıkar kavgalarıyla ilgili tahminler ve endişeler. Batılılar, İslam ülkelerinde demokrasinin işlemesi hâlinde seçmen kitlelerinin Batı'ya teslim olmayabilecek, icabında kafa tutabilecek liderleri iş başına getirmesinden korkuyor. Bu durumda ulusal çıkarlarının zarar görebileceğini düşünüyor. Onlara göre, diktatörlerle çalışmak daha kolay. Diktatör bir kere ikna edildiği veya tehdit, şantaj, baskı gibi yollardan biriyle teslim alındığı zaman, o ülkeyi Batı'nın yedeğinde tutmak daha kolay.
Batı'nın, İslam ülkelerine yönelik çifte standartlı duruşu yeni değil. Yakın zamanlarda ilk örneği 1990'larda görüldü. Batı Cezayir'de demokratik seçimlerin ilk turunu kazanan FIS'in (İslami Selamet Cephesi) demokratik yollarla iktidara gelmesine izin vermedi. Laisist çevreleri tahrik ve teşvik ederek ülkeyi binlerce cana mâl olan bir iç savaşa sürükledi. Bu tavrı Arap Baharı'nda tekrarladı. Mısır'da Sisi'nin darbesine çanak tuttu. Darbeyi meşru hatta demokratik ilan etti.
Batı'nın çifte standartlılığına ve ulusal çıkarları uğruna demokratik hakları ve süreçleri reddine dikkat çekerken, Arap ülkelerinde yaşayan insanların başarısızlıkta hiç payı olmadığını ve her şeyin dış müdahalelerle belirlendiğini iddia etmiyorum. Şüphe yok ki bir ülkede uzun vadede ne olacağı o ülkenin sakinlerine bağlı. Ancak, Batı'nın dünya egemenliği ve demokrasiyi gerek gördüğünde millî çıkarları adına ve uğruna askıya almaya razı olması da göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir faktör. Bu faktörü dikkate almadan yapılacak analizler eksik kalmaya ve yanıltıcı olmaya mahkûm.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2021
24.04.2020
12.02.2020
13.11.2019
28.07.2019
28.05.2019
22.05.2019
14.05.2019
12.05.2019
18.04.2019