Atilla YAYLA
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kılıçdaroğlu bir ara ilginç bir söz sarf etti. Şiddetin ilacının, çaresinin laiklik olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu'nun bu tür sözlerini duyunca, öğrenince, ne tür bir yazı kaleme almamın uygun olacağında tereddüde düşüyorum. Mizahî tarafım harekete geçiyor ve beni Kılıçdaroğlu'nun sözleri üzerinden komik şeyler yazmaya teşvik ediyor. Ben yine de ciddiyetimi koruyayım!
Laiklik neymiş böyle? Çaresi olmadığı dert, çözmediği sorun yok. İlerlemenin anahtarı o. Aydınlığa giden yol o. Uygarlığın en temel ölçütü o. Hatta adamlığın, insanlığın kıstası da o. Kılıçdaroğlu sayesinde öğreniyoruz ki, laiklik aynı zamanda şiddetin, terörün önlenmesini sağlayacak başlıca araçmış.
İnsan cinsi şiddet kullanma potansiyeline sahip. İnsanlık tarihini de maalesef bir şiddet tarihi okumak mümkün. Kuşku yok ki, devletler birer şiddet aygıtı ve şiddeti en yaygın ve yoğun şekilde kullanma potansiyeline, gücüne sahip. Bu yüzden, devletlerin sınırlı olmasının bir sebebi şiddeti sınırlama çabası. Bu çabalar ne kadar başarılı oldu, çok tartışılır. Devletler büyük savaşlar yaptılar ve milyonları öldürdüler, daha fazlasının öldürülmesine sebep oldular. Bugün geriye bakına bazı savaşların ne kadar anlamsız ve insanlığa nasıl dehşet verici ölçüde zararlı olduğu görülüyor.
Ancak, devleti eleştirirken her problemin sadece ve yalnızca devletten kaynaklandığını söyleyip başka tür bir devletçiliğe yelken de açmayalım. Devletler olsa da olmasa da insan toplumlarında şiddet potansiyeli var. Sıradan, günlük ilişkilerde dahi her an şiddet patlayabilir. İşte kadınların erkekler tarafından öldürülmesi. İşte aile içi şiddet. İşte çeteleşmeler ve sokağa yansıyan çatışmalar.
Son zamanlarda İslamofobi aldı başını gidiyor. Batı'da yükselen İslam ve Müslümanlar karşıtı dalga Müslümanlığı şiddetle özdeş görme eğilimlerini körüklüyor. Bazı Müslümanların haksız mağduriyetlerine gösterdiği aşırı ve yanlış tepkiler de bunu kolaylaştırıyor. Öyle anlaşılıyor ki, Kılçdaroğlu da İslam'ın şiddeti doğal olarak teşvik ettiği fikrine varmış. Tabiî, bunu açıkça söyleyemiyor. Geniş toplum kesimlerini karşısına alması anlamına geleceği için siyaseten bundan uzak durması lâzım. Ancak, diğer taraftan, çareyi de bulmuş: Laiklik. Nasıl oluyorsa laiklik şiddeti, terörü önlermiş. Öyleyse, yapmamız gereken şey laikliğe sıkı sıkı sarılmak.
Peki, tarihi tecrübe Kılıçdaroğlu'nu doğruluyor mu? Laiklik şiddete çare oluyor mu? Dinler şiddetin yegâne veya en büyük kaynağı mı? Daha önce de yazdım. Hiçbir din şiddete prim veren, şiddeti destekleyen yorumlardan kesin olarak ve ebediyen muaf değil. Bütün dinler şiddeti teşvik edecek şekilde de kınayacak ve sınırlayacak şekilde de yorumlanabilir. Hristiyanlık ve İslam tarihi bu açıdan okununca karşımıza çok malzeme çıkar. Ancak bu, şiddetin sadece dinlerle ilgili olduğunu göstermez. Laikliği siyasî ve hukukî bir ilke olarak benimsemek ve uygulamaya çalışmak insanın şiddete kaynaklık edebilen tabiatını değiştirmez. Laik olsun olmasın, hiçbir siyasî felsefe şiddetten tamamen uzak kalamıyor.
Dine dayalı yoğun şiddet kullanan tarihsel siyasî entite örneği çok. Ancak, tersi de doğru. Şiddet laik sistemler ve laikliği ilke olarak benimseyen kişiler tarafında da yoğun şekilde kullanılabiliyor. Hatta, 20. Yüzyıl üzerine yapılan incelemeler en büyük şiddet dalgalarını üreten sistemlerin laik olduğunu gösteriyor. 20. Yüzyıl'ın totaliter faşist, nasyonal sosyalist ve sosyalist sistemleri laikti. Gerçi şu yorumu da reddetmek zor: Bu sistemler klasik dinlerin yerini almaya teşebbüs eden yeni dinler yaratmıştır. Bu yüzden, onları da dinî şiddetin örnekleri olarak görebiliriz. Ancak, buna, bu sistemlerin en azından klasik anlamda din olmadığı söylenerek cevap verilebilir.
Laikliğin şiddete kaynaklık edebileceğinin en iyi ispatı aslında CHP'nin kendi tarihi. Ama bunu CHP içinde yetişen bir kafanın görmesi, görse bile kınaması zor. Çünkü o kafa ideal birey ve toplum uğruna sınırsız şiddeti meşru, gerekli ve yararlı gören bir kafa. Bana inanmıyorsanız sağlam bir Kemalist ile ideal toplum üzerine beş dakika sohbet edin, dediğimin doğru olduğunu kesinlikle anlarsınız.
Kılıçdaroğlu'nun dünyası gibi saf ve dar bir dünyada yaşayabilsem çok mutlu olurdum!
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2021
24.04.2020
12.02.2020
13.11.2019
28.07.2019
28.05.2019
22.05.2019
14.05.2019
12.05.2019
18.04.2019