Atilla YAYLA
Her insanın bir hayatı var. Ülkemizde gazete ve televizyon gibi yayın organlarının yaygın fakat yanlış ifade tarzıyla, “hayatını kaybeden” bir insanın onu tekrar “bulması” ve yaşamaya kaldığı yerden devam etmesi imkânsız. Bu yüzden, hayatı insanın eşsiz ve en mühim varlığı. Hayat hakkı kutsal. Hiçbir insan veya insan grubu başka bir insanın hayatına keyfî olarak son veremez. Her insan diğer insanların hayat hakkına saygı göstermek zorunda. Bu, kendi hayat hakkımıza saygı gösterilmesi için ödemek zorunda olduğumuz bir fiyat. Bunu kabul edip gereğince davrananlar uygar insanlar, bunu kabul eden ve ona göre yapılanan, işleyen rejimler medenî rejimler. Bunu yapmayan insanlar ve rejimler ise tek kelimeyle barbar.
Hayat hakkına gösterilen saygı bir insanın ve ülkenin uygarlık derecesini ölçmekte kullanılabilecek başlıca kıstaslardan biri. Fakir, gelişmemiş ülkelerde insanların insan eseri olan kazalarda kitleler hâlinde ölmesine gösterilen tepki (daha doğrusu tepkisizlik) bu ülkelerin uygarlık yolunda gerilerde kaldıklarının en büyük göstergelerinden. Hindistan, Pakistan, Mısır gibi ülkelerde insan hayatının neredeyse hiç değeri yok. Bazı durumlarda bir tavuk mu ölmüş yoksa bir insan mı ölmüş fazla fark etmiyor. Ne yazık ki bu tür ülkelerde yaşayan insanlar da pisipisine vuku bulan ağır hayat kayıplarını kanıksamış durumda.
Türkiye bu bakımdan ortalarda bir yerlerde. Pakistan, Hindistan, Mısır kadar kötü değil ama insan hayatına gelişmiş, istikrarlı demokrasiler kadar önem vermekten, özen göstermekten de hayli uzakta. Şüphe yok ki, uygarlık yolunda mesafe kat ettikçe daha iyiye gideceğiz. Yahut, tersinden bakarsak, insan hayatına önem ve değer verdikçe uygarlık seviyemiz yükselecek.
Türkiye'de çok dikkat çeken bir tavır, ölüler ve ölümler arasında ayrımcılık yapmak. Bu bakımdan hiçbir kesimin ve çevrenin sicili tamamen temiz, kusursuz değil. Ancak, bazı çevrelerin sicili çok kirli. Maalesef, ideolojik, dinî, siyasî, etnik, kültürel yakınlık veya uzaklık bazı ölümler kınanırken başka bazı ölümlerin sessizce geçiştirilmesine, bir şekilde onanmasına, hatta bazen teşvik edilmesine sebep olabiliyor. Son yıllarda bunun birçok örneğine şahit olduk. Örneğin, on altı yaşındaki Berkin Elvan polisin kaza teşkil eden veya kasıtlı bir davranışı sonucu öldüğünde, bazı çevreler bu çocuğun Gezi kalkışmasıyla ilişkilendirilmesinden dolayı ölüme üzüntü belirtmedi, sorumluların adalet önüne hesap vermesini ya hiç veya yeterince güçlü biçimde istemedi. Ölümü başka endişelerle dengelemeye çalıştı.
Geçtiğimiz günlerde yine bir çocuk ölümü vuku buldu. Diyarbakır'da evden ekmek almak için çıkan on iki yaşındaki Fırat Sımpil PKK'nın yola yerleştirdiği bir mayının patlamasıyla feci şekilde can verdi. Anne-babası oğullarının cesedini ancak terliklerinden teşhis edebildi. Bu elim olay karşısında Berkin Elvan'ın öldürülmesine haklı olarak tepki gösteren, onun ismini sembolleştiren, adına gösteriler düzenleyen kişilerin, çevrelerin çoğundan doğru dürüst ses çıkmadı. Cinayet görmezden gelindi, adeta sessizce onaylandı. Sosyal medyada Berkin Elvan için yazıp çizen birçok kişi de sustu. Daha kötüsü de oldu. CNN Türk, bombanın yerleştirilmesine ve patlatılmasının zamanlamasına adeta ortakmış gibi, haberi, “mayının erken patlaması yüzünden çocuk öldü” tarzında verdi. Yani ölümü kazaya atfetmeye yöneldi ve mayının erken patlamasına üzüntü, şaşkınlık sergiledi.
Berkin Elvan'ın ölümüne bakış ile Fırat Sımpil'in ölümüne bakış arasındaki bu utandırıcı farklılık nereden kaynaklanıyor? Maalesef, ölenin kimliğine bakmaktan; cinayetin siyasî olarak kimin işine yarayacağının ve kime zarar vereceğinin hesaplanmasından. Bu tür ayrımların ve hesaplamaların insan hayatının önüne geçirilmesinden. Bu çok yanlış ve çirkin bir tavır. İnsan hayatının kaybına, ölenin diline, dinine, ırkına, ölümlerin kime zarar vereceğine kime fayda sağlayacağına bakmadan üzülmek ve karşı çıkmak gerekir. Bir ölüm, özellikle bir çocuk ölümü vuku bulduğunda hemen olayın öncesini, sebebini ve ölenin kimliğini bir tarafa bırakıp acıyı paylaşmak, acıya saygı göstermek ve sorumluların adâlet önünde hesap vermesini istemek insanlığın icabı. Ne var ki, benzer ölümler arasında iğrenç ayrımlar yapılabiliyor. Fırat Sımpil'in feci ölümü karşısında bazı çevrelerce sergilenen tavır bunu bir kere daha görmemizi sağladı.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2021
24.04.2020
12.02.2020
13.11.2019
28.07.2019
28.05.2019
22.05.2019
14.05.2019
12.05.2019
18.04.2019