Atilla YAYLA
Tuhaf ve saldırgan sözler sarf etmekle ünlü jeolog, öğretim üyesi Prof. Dr. Celal Şengör, külliyatına yeni sözler eklemiş. Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan’ın eşkiya olduğunu söylemiş. Bu sözün sol tarafından hiç sevilmeyeceği açık. Sol kültürde Gezmiş ve Çayan’ın özel bir yeri var. İkisi de kült isimler. Ölümlerinden sonra yetişen bütün sosyalist nesillerin idolleri. Haklarında kitaplar yazılmış ve efsaneler geliştirilmiş tarihsel figürler.
Eşkiya şakinin çoğulu. Şaki ise yol kesen, haydut anlamına geliyor. Şaki şahsî amaçları uğruna başka insanlardan zor ve tehditle mal mülk gasp eden, insanlara şiddet kullanarak zarar veren kişi. Şakiler gruplaştığında eşkiya oluyor. Şaki değil ama eşkiya Anadolu’da bilinen ve hâlâ kullanılan bir kelime. Suçlayıcı ve aşağılayıcı bir sıfat aynı zamanda. Eşkiya günlük lisanda kural tanımayan, taşkınlık yapan, saldırgan, sınırları keyfî olarak yıkan kişi anlamında tekil özneyi kastedecek şekilde de da kullanılmakta.
1960’ların bu ateşli gençleri, kişisel amaçlarının peşinde koşmadı. Kendi iyiliklerini doğrudan değil dolaylı olarak aradı. Kişisel iyiliklerini tek başına değil, sosyalist devrimle kurulacak yeni düzende başkalarının iyiliğiyle birlikte gerçekleşecek bir şey olarak gördü. Bu yüzden ikisi de kelimenin olağan anlamında tek tek şaki veya birlikte eşkiya değil. Onlara eşkiya demek yanlış ve haksız.
Mamafih, eşkiya olmamaları Gezmiş ve Çayan’ın her yaptığının doğru olduğu, insanî açıdan onaylanabileceği anlamına gelmiyor. Hem Gezmiş hem Çayan sol devrimci gelenekte sosyalist olmalarından sağ devrimci gelenekte ise idealist olmalarından dolayı yüceltilir ve hayat hikâyelerinin belli kısımlarından arındırılmış kişilikler olarak ele alınıp değerlendirilir. Artık biliyoruz ki, sosyalist olmak otomatikman haklı ve iyi olmayı getirmez. Solun iyinin ve doğrunun tekelci sahibi olma iddiası çoktan yıkıldı. İdealist olmak da kendi başına bir marifet teşkil etmez. İnsanlığın başına insan tarafından getirilen birçok felaket idealistler tarafından yaratıldı. Hitler, Lenin, Stalin, Mao, Pol Pot gibi caniler hep idealist kişilerdi. Bugünkü PKK ve IŞİD de idealistlerin toplandığı örgütler.
Gezmiş ve Çayan şahsî amaçlar için olmamakla beraber dünyanın her yerinde suç olarak kabul edilen fiiller gerçekleştirdi. Adam kaçırdı, adam vurdu/öldürdü, banka soydu, insan dövdü ve yaraladı, özel mülke tecavüz etti, kamu mülküne zarar verdi. Bunlar arkalarında hangi amaçların yattığına göre değerlendirilemeyecek suçlar. Kaçınılmaz olarak cezalandırılmayı gerektiren davranışlar. Bu yüzden, Gezmiş ve Çayan’ın eşkiya olduğunu söylemek yanlış ve haksız ama onları hiç suç işlememişler gibi veya kriminal yanlarını ihmâl ederek değerlendirmek de yanlış ve haksız.
Gezmiş ve Çayan 1960’larda gençliğe adım attı. O zamanlar tüm dünyayı işgal eden sosyalist fikir akımlarının ve hareketlerin tesirinde kaldı. Ciddiye alacak bir sosyal bilim birikimleri de hayat tecrübeleri de yoktu. Sosyalist determinizmin büyülediği kimseler olarak devrimi ufukta gördü. Hayatlarını başkalarının hayatlarını harcayacak maceralara adadı. Keşke on yıllarca yaşasalar ve dünyanın nereden nereye geldiğini, iman ettikleri fikirlerin insanlığa ne büyük zararlar verdiğini ve bugün ne hâle düştüğünü görebilselerdi. İnsan olarak onlara da benzerlerine de yazık oldu.
Gezmiş ve Çayan ölümlerinden sonra Türk solu tarafından putlaştırıldı. Daha da kötüsü, onlar üzerinden şiddet kutsandı ve sol kültürün/tarzın ayrılmaz bir parçası hüviyetini kazandı. Bugün Türk solunun en büyük problemi şiddeti dışlayamaması, hatta kınayamaması. Sol kafa şiddete esir düşmüş vaziyette. Hem kendisi şiddet kullanmaya çok meyilli hem de PKK şiddeti gibi başka gayri meşru şiddet dalgalarında kendini bulmaya çalışmakta. Kürt hareketinin bazı parçalarının şiddeti dışlayan değil baş tacı yapan bir yola girmesinde şiddet sever sosyalistlerin büyük payı var. Gezmiş ve Çayan efsaneleri ise şiddet aşkını yeni nesillere aktarmanın ve aşılamanın başlıca araçlarından…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2021
24.04.2020
12.02.2020
13.11.2019
28.07.2019
28.05.2019
22.05.2019
14.05.2019
12.05.2019
18.04.2019