Atilla YAYLA
Tartışma ortamlarında “fikrinize saygı duyuyorum” ifadesinin çok sık kullanıldığına şahit oluruz. Bu söz hem bir nezaket hem de bir hoşgörü nişanesi olarak alınır. Kullananlara, ortamda hazır bulunanların veya uzaktan işitenlerin sempatisini kazandırır. Gerginlikleri bir ölçüde azaltır. Diyalogu ve iyi niyeti teşvik eder. Ama sonunda taraflar çoğu zaman kendi fikrine bağlı kalmayı sürdürür.
Bana öyle geliyor ki, bütün yararlarına rağmen bu sözde bir yanlışlık var. Ayrıca, abartılırsa, sağlıklı bir fikir alışverişine zarar vermesi de mümkün. Katılmadığımız fikre saygı duymak hiç inandırıcı görünmüyor. Saygı duysak o fikri tamamen benimsememiz veya ondaki kimi parçaları doğru kabul etmemiz gerekir. Durum buysa zaten kısmen de olsa o fikrin taraftarıyızdır. Değilsek, yani hiç katılmıyorsak, o fikre niye saygı duyalım?
Önemli olan bizimkinden ayrı fikirlere saygı duymak değil, o fikirleri açıklayan kimselere insan olarak saygı duymaktır. Ancak, bazen beğenmediğimiz, bize göre yanlış fikirleri savunan kişilere saygı da duymayabiliriz. Hatta onlardan ciddî rahatsızlık da hissedebiliriz. Bu durumda ne yapmamız uygun olur?
Bir toplumda sağlıklı, verimli ve gerginlik kaynağı olmayan bir fikir ortamının oluşması ve yaşaması için yapılması gereken, fikirlere değil bireylerin fikirlerini açıklama özgürlüğüne saygı duymaktır. Açık, çoğulcu toplumda hemen hemen her konuda farklı fikirler ve kanaatler oluşacaktır. İnsanlar ve gruplar nereden baktıklarına, hangi yaklaşımı benimsediklerine, neyi öne çıkardıklarına, sahip oldukları bilgiye, değerlerine ve ideallerine bağlı olarak farklı fikirleri savunacaklardır.
Farklı fikirler arasında bir iletişim, diyalog ve tartışma olması istenir ve beklenir. Gerçeğe ancak böyle ulaşılabilir. İnsan zekâsı ve aklı ancak farklılığın olduğu ortamda gelişir. Fikir hayatı farklılık ve rekabet sayesinde zenginleşir. İfade özgürlüğü ne kadar genişse fikir ve bilim hayatı da o kadar güçlenir. Hem tarihî örnekler hem de mevcut ülkelerin ifade özgürlüğü ve türevleri (basın özgürlüğü, akademik özgürlük, ticarî söz özgürlüğü) açısından karşılaştırılması bunu açıkça gösteriyor.
Biz fikirlerimizi açıklamada hangi özgürlüğe ne kadar sahipsek, bizimkinden farklı fikirlere sahip olanlar da aynı özgürlüğe bizim kadar sahiptir. Farklı fikirlerin sahiplerini düşmanlarımız değil rakiplerimiz olarak görmemiz gerekir. Uygar bir toplumda farklı fikirlerin sahipleri dost bile olabilir. Batı’da birçok yerde tartışma ortamında şiddetle birbirini eleştiren insanların sosyal ortamlarda beraber yiyip içtiği, derin sohbetlere girdiği görülür.
Uygar toplumda, fikir tartışmaları şahsiyetler üzerinden değil fikirler üzerinden yapılır. Fikirler masaya yatırılır ve analiz edilir. İnsanlar doğru fikirleri savundu diye tanrılaştırılmaz, yanlış fikirleri savundu diye şeytanlaştırılmaz. Yanlış fikirlerin sahiplerinin şahsiyetine saldırılmaz, fikirleri eleştirilir. Fikirler alanında da bir piyasanın olması ve yanlış fikirlerin bir şekilde sahne dışına itilmesi arzu edilir. Bundan o fikirlerin sahipleri başta olmak üzere tüm toplum istifade eder.
Meşhur bir söz, “insanlara karşı nazik, fikirlere karşı acımasız olmalıyız” der. Ne yazık ki, memleketimizde bu tutumdan çok uzağız. Âdabıyla, edebiyle tartışma yapmayı pek bilmiyoruz. “Dediğim dedik çaldığım düdük” havasındayız. Farklı fikirlerin sahiplerini düşman gibi görmeye teşneyiz. Fikirleri bir yana bırakıp insanların karakter özellikleri üzerine çullanmaya meraklıyız. Bu garip ve zararlı durumdan nasıl kurtuluruz bilmem.Eğitim sistemine pek güvenemeyiz. Problem biraz da zorunlu, merkeziyetçi ve tekleştirici eğitim sisteminin ürünü. Umudumuz sivil toplum içinde uygar ve yapıcı tartışma davranışının benimsenmesini ve yaygınlaşmasını sağlamaya katkıda bulunacak bireylerin ve oluşumların çıkması.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2021
24.04.2020
12.02.2020
13.11.2019
28.07.2019
28.05.2019
22.05.2019
14.05.2019
12.05.2019
18.04.2019