Atilla YAYLA
“Fakirlik kapıya konacak mal değil” der bir atasözü. Bu cümlenin büyük bir bilgeliği ve derin bir insanî tecrübeyi yansıttığından, aklıselim sahibi hiçbir insan kuşku duyamaz. Aynı zamanda bir sağduyuyu, ortak insanî duruşu yansıttığından da. Tahmin ediyorum ki diğer dil ve kültürlerde de bu mealde sözler vardır. Olağan şartlar altında hiç kimse fakir olmayı ve kalmayı istemez; fakirlikten kurtulmak için çabalar. İnsanlar fakirlikten kurtulma çabalarıyla çoğu zaman farkına varamadıkları yaygın bir dayanışma sürecini de işletir. Fakirlikten kurtulmanın niçin temel insanî güdülerden olduğu üzerinde kafa yormaya, düşünce sarf etmeye dahi gerek yoktur. Fakir insanın hayatı fakir olmayanınkine nisbetle daha zor, sıkıntılı ve belirsizdir.
İnsanlık tarihi incelendiğinde, fakirliğin insanın istisnaî değil olağan hâli olduğu görülüyor. Dünyaya gelen ilk insanlar fakirdi. Sonraki yüzlerce, binlerce nesil de. Bu insanların hayatta kalabilmek, ömürlerini uzatabilmek ve refah seviyelerini yükseltebilmek için dünyayı imar etmeleri, dönüştürmeleri gerekliydi. Atalarımız diğer canlılardan farklı olarak bunu yapmayı başardılar. Böylece bugün içinde yaşadığımız muazzam zenginlik ortaya çıktı. İnsan cinsi fakirlikten kurtulmakta o kadar başarılı oldu ki, bugün fakirliği olağanlıktan bir sapma, kurtulmamız gereken ve kurtulabileceğimiz nahoş bir durum olarak görme noktasına geldik.
Ancak zaman zaman, insanlığın fakirlikten kurtulma hikâyesini unutmaktayız. Fakirliği hortlatacak, fakir yerlerin zenginliğe yelken açmasını engelleyecek kültürel öğeler --söylemler, teoriler, tarzlar -- geliştirmekte veya zaten var olanları neredeyse sorgusuz sualsiz benimsemekteyiz. Zenginliği karalamakta, fakirliği övmekte, hattâ yüceltmekteyiz. Oysa fakirliği övmek ve erdem hâline getirmek, insanlığı zamana yayılmış bir intihara sürüklemekle eş değer. Zira fakirleşen bir dünyada ortalama ömür kısalır, bebek/anne ölümleri artar. İnsanlar arasındaki maddiyat çelişkisi koyulaşır ve bu, ölümcül kavgaları teşvik ve tahrik eder.
Fakirliği övmek, bilhassa zenginler üzerinden zenginliği kınayıp mahkûm etmek, fakir olmayı ve fakir kalmayı âdetâ erdem haline getirmek, ne sadece zamanımıza ne de sadece bizim kültürümüze mahsus. Her yerde ve hemen her zaman diliminde karşımıza çıkıyor. Bunun elbette birçok sebebi olmalı. Biri ağır hayat şartlarına katlanmayı -- tevekkülü -- kolaylaştırma arzusu olabilir. Muhtemelen diğer bir sebep, zenginliğin dinamiklerini anlama ve bu dinamiklerin meşruluğunu kavramadaki başarısızlıktır. Üçüncü bir sebep kıskançlık olabilir. Hemen aklıma gelen dördüncü sebep, insanların kendi başarısızlıklarının sorumluluğunu başarılı olanların omuzuna yıkma isteğidir. Liste uzar gider. İşte bu ve benzeri sebeplerle, hislerden menkıbelere, efsanelerden sofistike teorilere kadar geniş bir sözlü ve yazılı fakirliği olumlama kültürü yaratılmıştır.
Türkiye’de Müslümanlık içinde de böyle bir kültürel damar var. Bazen fakirlik neredeyse Müslüman (veya iyi Müslüman) olmanın ön şartı, ya da Müslümanlığı takviye eden bir unsur gibi görülüp sunuluyor. Zengin olan veya olmaya çalışan Müslüman bireyler ayıplanıyor, kınanıyor. İmanlarını zaafa uğratmakla, abartılı durumlarda imanlarını kaybetmekle itham ediliyor. Bu tavır İslâm tarihi hakkında belirli bir bilgisizliği de yansıtıyor. Hazreti Muhammed zengin bir tüccardı. Tüccarlıkta edindiği maddî ve manevî birikim ona İslâmı yayma ve ilk Müslümanları koruma mücadelesinde büyük destek sağladı. İslâmın Peygamberi şimdi fakirliği öven, Müslümanları doğrudan veya dolaylı olarak fakir kalmaya teşvik edenleri görse çok şaşırır ve kızardı sanıyorum.
Bununla beraber, yukarda da işaret ettiğimiz üzere fakirliği övme, yüceltme ve zenginlik yollarını kınama, kapama tavrı sadece İslâm kültüründe karşımıza çıkmıyor. Bir zamanlar Hıristiyanlık kültüründe daha ağır bir tablo vardı. Hazreti İsa ticaretten ve zenginlikten habersiz bir hayat yaşadı. Onun ardından havarileri tarafından inşa edilen Hıristiyanlık dininde varlıklı olmak da, zenginliğe imrenmek de kınandı, âdetâ aforoz edildi. Hıristiyanlığın bu kültürün üstesinden gelmesi asırlar aldı. Sadece kitaplı dinlerde değil, Uzak Doğu’nun panteist dinlerinde de benzer anlayışlar daima var oldu. Budistlere, münzevi hayatı seçen manastır mensuplarına bakınca, olabildiğince az varlık sahibi olmayı ve az tüketmeyi teşvik eden bir kültürün insanları nasıl sarıp sarmaladığını görebiliyoruz.
Ne var ki, Allahın büyük kitabı olan tabiatın tabiatı, insanın tabiatı ve insanın eko-sistemi her şeye ağır basıyor. İnsanlar Allah tarafından çizilen bu sınırların dışına çıkamıyor. İyi ki çıkamıyor; çıkabilseydi muhtemelen insan cinsinin varlığı sona ererdi.
Fakirliği erdem olarak göstermek için ister dinî ister lâdinî, ne kadar güçlü ve yaygın bir edebiyat geliştirilirse geliştirilsin, fakirlik de fakir kalmak da bir erdem değil. En başta fakirler bunu biliyor ve fakirlikten kurtulmaya çalışıyor. Fakirlerin fakirlikten kurtulma mücadelesini erdemden kaçma, erdemsizliğe ulaşma çabası olarak görenlerin aklına şaşarım.
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2021
24.04.2020
12.02.2020
13.11.2019
28.07.2019
28.05.2019
22.05.2019
14.05.2019
12.05.2019
18.04.2019