Aydın Selcen
Gülencilerle iktidarın işbirliği nasıl kimin kimi kullandığı konusunda bir kavgaya dönüşüp, 250 şehit verdiğimiz menfur bir darbe girişimiyle nihayet infilak ettiyse, şimdiki türlü tehlikeli yakınlaşmaların da hayra vesile olması beklenemez. İktidar mücadelesi olur. Ama memurla hükümet arasında olmaz. Tarikatla, devlet arasında olmaz. Hele çağdaş bir devlet bürokrasisiz olamayacağı gibi, tarikatlara hele hele güvenlik gibi şiddet tekeline dair bir temel resmi hizmet ihale edilerek hiç olmaz.
Barış Süreci’ni dinamitleyen, Güneydoğu’da Kürtlerin siyasi temsilcilerini ellerine plastik kelepçe takıp sıraya dizen Gülencilerdi. Kazınıp atılan Gülencilerden doğan boşluğu polis teşkilatımızdaki bu defa Menzilcilerle dolduruyormuş devletimiz. Hani “benim oğlum bina okur, döner döner baştan okur” diye bir söz vardır, durum bana çağrıştırdı.
Aynı Gülenciler, devletin yapmadığı işi yapıp Irak Kürdistanı’na 1994’te gitmişti. Orada okullar, hastaneler kurdular. Benim gibi “alnı secde görmemiş” bir orta düzeyli bürokratın 2010 Mart ayında Türkiye’nin ilk başkonsolosu olarak atandığı Erbil’e giderken bakanından aldığı daimi talimat “Türk okullarına sahip çıkmak”tı.
Tabii benim gibilerin ne daha sonra Ankara’da başlayan AKP-FETÖ iktidar mücadelesinden ne FETÖ’nün TSK’daki planlarından haberdar olmamız mümkün değildi. Gördüğümüz o arada Gülen’le iltisaklı oldukları rivayet edilen isimlerin kadrolaşmada ve bakanın çevresindeki kalem müdürlüğü, müşavirlik gibi konumlarda köşe taşlarını tutmaya başladıkları, kariyerlerinde de roket gibi yükselişe geçtikleriydi.
Bizim gibilerin aldıkları talimatı uygularken, deyim yerindeyse, ne İsa’ya ne Musa’ya yaranmaları da mümkün değildi. Örnekse sık sık Erbil’e bakan ziyareti olurdu. Gülenciler neredeyse Ankara’dan devreye girip ziyaret programını kendileri organize etmeye ve konuk bakanın yine neredeyse yarım gününü Gülen Okulları’ndan birinde geçirmesini temine uğraşırlardı. Siz “devletin resmi temsilcisi” sıfatınızla usturuplu biçimde de olsa işe el koyduğunuzda ise diş gıcırdatan bir düşmanlıkla karşılaşırdınız.
Buna karşılık, her bakanın programına eğer Gülen Okulu ziyareti varsa (ki hep olurdu) mutlaka koydurduğum Bilkentçiler de Ankara’daki kendi Türkmen lobileri üzerinden bana “Kürtçü” olduğum gerekçesiyle taş koymaya çalışmaktan geri durmadı. Resmi bölgesel başkanlık külliyesinde konuşlu TSK irtibat subayı albaylar da önce benim onlara nezaket ziyaretinde bulunmam gerektiği yaklaşımıyla başkonsolosluğu ziyaret etmedi, hatta yok saydı. O dönem, Başbakan Erdoğan’ın konuşmalarında kullandığı ifadeleri kendi girişimlerime dayanak yaparak vaziyeti idare ederdim.
Ankara’nın haberdar olmadığı bir başka husus Barzani ailesinin bir aşiret reisliğinden önce yedi aşiretin bir tür federasyonunu sağlamış bir dini liderlik kurumu olduğuydu. 19’uncu yüzyıl ortalarında Şeyh Mevlana Halit’ten halifelik alan Şeyh Abdüsselam Kürtler arasında güçlü olan Kadirilik yerine, Nakşibendiliğin daha savaşkan Halidiye yorumunu bir seçenek olarak yerleştirmeyi başarmıştı. Örnekse, “Kafkas Kartalı” olarak ulusal folklorumuzda selamlanan Ruslara direnişiyle ünlenen Çerkes Şeyh Şamil de Abdüsselam Barzani gibi Mevlana Halit’in halifelerinden.
Abdüsselam’ın Barzan mıntıkasında dağ keçilerinin avını durdurması, ağaç kesmeyi yasaklaması, bugün hala terk edilmiş vaziyette korunan Yahudi köylerine kol kanat germesi, yaşlı erkeklerin genç gelinlerle evlenmesini engellemesi, iki genç birbirlerini sevdiyse evliliklerine mani olunmaması gibi hâlâ uygulanan emirleri bizde pek bilinmez. Barzan’dan bahsederken, zannederim Molla Mustafa’nın kabrini ziyaret edip resmi defteri imzalayan ilk Türk yetkili de ben oldum. Gayet mütevazı kabirde IKB Başkanı Mesut Barzani’nin babası Molla Mustafa, Başbakan Neçirvan Barzani’nin babası oğlu İdris’le birlikte yatıyor.
Ayrıca biteviye Kürtlerin dindarlığından söz edilir. Ama Erbil’de Cuma günleri dahi camiler dolmaz. Dönemin Dışişleri Bakanı Davutoğlu bir Ramazan ayında Erbil’i ziyaretinde Neçirvan Barzani başkanlığındaki ev sahibi heyette kimsenin oruç tutmadığını, onunla namaza gelmeye de niyetli olmadıklarını görünce neredeyse dehşete düşmüştü. Şaşkınlıkla “Mesut Bey de mi oruç tutmuyor” diye sorunca, “tek o hepimiz adına tutuyor” yanıtını almıştı. Evet kuşkusuz Kürtler dindar Müslümanlardır ama İslam’ı yaşayışları kendilerine göredir. Bu durumda şaşılacak bir şey olmadığı gibi ne bölgesel siyasetin ne Kürt siyasetinin ümmetçilik yahut İslam üzerinden yürütülmesi akılcı değildir.
İşin bir de benim boyumu kat be kat aşan sosyolojik boyutu var. Acaba gençler, dindar gençler, dindar Kürt gençleri, dışlanmış fırsatlardan eşit biçimde yararlanamayan Kürt gençleri, Menzil ve benzeri tarikatlara devşirilmeye çalışıldığında buralarda gördüklerinden hayal kırıklığına uğramazlar mı? Uğrarlarsa selefi akımların bu tür tarikatları çok rahat boy hedefine oturtan temsilcilerince bu defa devletin kendince amaçladığının tam aksine nihilist birer ölüm makinasına dönüştürülmezler mi? Var mıdır bu konuda Ankara’daki masalara konulmuş ciddi içerikli araştırma, rapor, belge?
Son olarak diyeceğim, Gülencilerle iktidarın işbirliği nasıl kimin kimi kullandığı konusunda bir kavgaya dönüşüp, 250 şehit verdiğimiz menfur bir darbe girişimiyle nihayet infilak ettiyse, şimdiki türlü tehlikeli yakınlaşmaların da hayra vesile olması beklenemez. İktidar mücadelesi olur. Ama memurla hükümet arasında olmaz. Tarikatla, devlet arasında olmaz. Hele çağdaş bir devlet bürokrasisiz olamayacağı gibi, tarikatlara hele hele güvenlik gibi şiddet tekeline dair bir temel resmi hizmet ihale edilerek hiç olmaz.
*Okurlara din ve devlet konularında Ayşe Çavdar, Şükrü Hanioğlu ve Tayfun Atay’ın yazıları ile Fulya Atacan’ın kitaplarını acizane öneririm.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları


























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.04.2025
23.02.2025
27.01.2025
9.12.2024
19.11.2024
11.11.2024
2.11.2024
1.08.2024
14.06.2024
14.04.2024