Berrin Sönmez
Şaibenin büyüğü, AKP’nin 8’inci Olağan Kongresinde ortada bir siyasi partinin olmayışı idi. Tabela, isim, binalar, üyeler, delegeler, teşkilatlar ve bu teşkilatlarda varlık gösterenler; hepsi şekil şartlarını yerine getirmekten ibaret. Politika üretimi icazete bağlı. Gösterilmiş adaya itiraz şansı yok. Lidere yüzde 100 biat esaslı bir yapıya siyasi parti nazarıyla bakmak abesle iştigal olur. Aday tek kişi rakip yok ama. Sözde “er meydanı” söylemi var fakat kendisi meydanda değil çünkü kaybetme riskini göze alamayan kişiler rekabeti göze alamaz. Alt kadroları birbiriyle savaştırır. Ama o savaş da kongreden önce olmuş bitmişti. Liste hazırdı. Tartışmaya kapalıydı. Biat edildi. İmzalı saatler alındı. Bunları şaibe olarak suçlama ihtimali olanlar da sindirilmişti zaten. Rekabetsiz siyasetin konforlu alanı kamu kaynaklarıyla kurulup sürdürüldüğü için alan razı veren razıydı. Dikensiz gül bahçesi yetiştirilmişti ama ah şu muhalefet… Bir türlü majestelerinin sadık muhalefeti kostümüne giremiyordu, sığamıyordu o kostüme. İş yükünden kaçmayan lider bunu da Cumhur İttifakı'nın görev listesine yazıverdi. Her gün birini dönüştürünce… Sonrası malum.
Fakat önce Kongre şovunda kadınlara verilen role bakalım. Rollere demiyorum dikkat ettiyseniz çünkü kadın dediğin tek bir organizma bu gösteride. Kompakt bir nesne olarak görülür. Sıkı ve yoğun sayıldığı için rahatlıkla alınıp bir köşeye yerleştirilir ki göstermelik resim bütünlük kazansın. Kongre binasının dışında kalan kalabalıktaki kadınların görüntüsü içimi acıttı. Canlı yayın görüntülerine dikkat edenler neden içimin acıdığını anlayacaklardır. Polis barikatlarıyla çevrilmiş, dar alana sıkıştırılmış kadınların görüntüsü, AKP kadın politikasının resmiydi. Orada kuşatma altındaki kadınlar kendilerini kötü hissetmemiş olabilirler. Yukarıdan, dışarıdan, uzaktan bakınca görülüyor barikatın ötesindeki erkek taifesinin birbirine yapışmadan elini, kolunu, ayağını, bacağını oynatabilecek, öne arkaya gidebilecek hareket alanına sahip olduğu. Kısacası serbest erkekler ile dar alana hapsedilmiş kadınlar arasında görülen devasa ayrımcılık kuşatılmış kadınların pek azı tarafından fark edilmiş olabilir. Çoğunun o sıkışıklıkta başını çevirip etrafına bakabilecek kadar bile bir hareket alanı yoktu çünkü. Sorsak kadınlara kıymet vermekten, onları korumaktan söz ederler. Eril tahakkümün binlerce yıllık taktiği… Şimdilerde yeni-ataerki zamana uyum göstererek kadınları kamusal alana çıkartıyor ama erkekleri serbest bırakıp kadınlarda açık cezaevi misali dar alana sıkıştırılmayı kabul etmeleri için rıza üretmek yoluna gidiyor. Kadın insan olarak özerkliğini ilan etmediği, iradesini kim olursa olsun başka birilerine ipotek ettiği sürece böyle gider.
KONGRE'DE 'TÜRKİYE YÜZYILI'NIN' SIRRI ANLAŞILDI
İtiraf edeyim, baştan itibaren çözememiştim bu Türkiye Yüzyılı söylemini. Cumhuriyetin ikinci yüzyılı yerine Türkiye Yüzyılı ilanı ile başımıza çorap örüldüğünün farkındaydım ama içeriğini tam olarak kestiremiyordum. Kongre konuşmasında Erdoğan Türkiye Yüzyılı iddiasının manasını nihayet açık etti. “Cumhur İttifakı olarak nasıl Türkiye Yüzyılını ilan ettiysek muhalefeti dönüştürme görevini de adım adım gerçekleştirmekten kaçınmayacağız.” Aynı zamanda toksik sıfatı yapıştırıp demokrasiyi, demokratik kurum ve kuralları değersizleştirme yoluna gitti aynı konuşmada. “Kayıt dışı siyaset” kavramı icat ederek düşünce ve ifade özgürlüğünü alenen suç ilan etti. Bu da yetmedi. İnsanlık yolculuğunda elde edilmiş değerleri, insan hakları müktesebatını, adalet arayışını, eşitlik mücadelesini elinin tersiyle iteleyip “yaldızlı literatür” yaftasıyla küçümsedi. Bu kadarla da kalmadı, “literatür yığınıyla” boğuşmayacaklarını da söyledi. Ama konuşmasının birkaç dakika sonraki bölümünde o yaldızlı literatüre sığınmak zorunda kaldığını da işittik. İnsan ve insani değerler söz konusu olduğunda literatür yığını olarak küçümsenen insanlık birikimi, iktidar hırsı ve paranın gücü söz konusu olunca değişmiş her şey. Yaldızlı literatürle Reform Programı yazılmış. Birkaç dakika önce çöpe attığı o literatür yığını içinden keyfine uyan bazılarını elini uzatıp çekip almış. Görücüye çıkarırcasına göstermelik başlıklar sıralandı. İçinde az önce çöpe attığı temel haklar bile var.
“Yaldızlı literatür”den aparma kocaman laflarla yazılmış Reform Programı ekonomik dönüşümden yeşil ve dijital dönüşüme, sosyal politikalardan yargı ve temel haklara, ticari ve siyasi alanlara uzanan bir peynir gemisinden ibaret. Peynir gemisi derken yürümeyecek planlardan söz etmiyorum. Sadece bu aşamada yazıya dökmek ve ifade etmek için muhtaç olunan değerlerin, yıllardır yapıldığı gibi tersine işletilerek uygulanacak planlar olduğunu düşünüyorum. Kongre salonunda yer alanlar hatta az önce AKP rozeti takmış çiçeği burnunda transferler, huşû halinde dinler görünürken “22 yıldır neden tersini yaptığı” sorusunu içlerinden geçirmişseler de yüzlerine yansımasından korkup akıllarından kovalamış olabilirler. Şükür ki bizim öyle bir zorunluluğumuz yok. Milletvekili transfer sezonu açıldı ve sanırım Cumhur İttifakı yekunu 400’ü buluncaya kadar devam eder. 360 yetmez. Çünkü Erdoğan kayd-ı hayat şartıyla Cumhurbaşkanı olacağı ve bunun için yüzde 50+1’e muhtaç kalmayacağı hatta mümkünse veliahdını tayin edebileceği bir anayasa istermiş gibi görünüyor. Belediyelere operasyondu, kayyım atamaktı falan bunlarla değerli vaktini harcamak da istemeyebilir. Bahçeli’nin bir vakitler önerdiği ‘yerel seçim yapılmasın, bir kişi seçilir o her makama atama yapar’ minvalindeki sözleri aklına yatmış bile olabilir. En kötü senaryoları düşündüğümün farkındasınız sanırım ama ne çare ki o senaryoların içinde yaşadığımızı düşünüyorum. Bu arada o Reform Programı iddiasının bizlere değil yabancı yatırımcıya ‘gel gel’ mesajı olduğuna şüphe yok.
Geriye bir soru kalıyor. Prof. Dr. Serap Yazıcı Özbudun böyle bir anayasa yazar mı, anayasa yazma işinde Serap Hanıma yetki verilir mi? Benzeri ve seçmenin aklındaki başa sorulara cevap bulmak için Serap Hanımla görüştüm. Birkaç hafta sonra röportaj yapmak üzere sözleştik. Tabii ki dün (Çarşamba) yaptığımız görüşmede sözlerini yazılmamak kaydıyla dile getirdiği için herhangi bir bilgi aktarmıyorum. Bekleyeceğiz.
Türkiye Yüzyılı iddiasının muhalefetsizleştirilmiş bir ülke hayali olduğu anlaşıldı. Belki sevgili dostu Putin’in Rusya’sı gibi ‘çıtı çıkmayan’ muhaliflerden, belki Suud gibi çıkar ilişkisine dayalı itaatkar muhaliflerden ibaret bir ülke hayali. Aylardır dinmeyen operasyon ve yargı fırtınası bu hayali gerçekleştirme adımları. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na açılan onca dava, 25 yıla varan hapis cezası istemleri, apaçık usulsüzlük görüntülü Kongre yaptığı halde CHP’nin son olağan Kurultayına “şaibe yaftası” yapıştırmak için tüm imkanların seferber edilişi, hayale uluşmak için atılan adımların sona yaklaştığı düşüncesinin Erdoğan’da kuvvetlendiğini gösteriyor. Güçlü ve politika üretebilen, lider sultasına pabuç bırakmayan bir yapı olarak kurulmuş AKP’nin içini boşaltıp, siyasi parti olmaktan çıkartıp, kendisini rakipsiz kıldığı gibi ülkeyi de siyasi rekabetten yoksun bırakma niyetinde. Seçmen eğiliminin geldiği bu aşamada ancak rakipsiz veya tavşan rakiple gireceği bir seçim yarışını kazanabileceğinin farkında.
14 Mayıs 2023 seçimleri öncesinde muhalefetin bu seçimi kazanamadığı taktirde ucube sistemin totaliter yönetime geçmek için sadece birkaç adıma ihtiyacı olacağını yazıyordum. Şimdi işte o birkaç adımın sonuna yaklaşmış gibiyiz. Erdoğan da böyle düşünüyor olmalı ki Kongre öncesi yaptığı konuşmada özgüvenle "Yarım kalan hiçbir hikayemiz olmayacak" dedi. Bahsettiği hikaye belki yerli-milli bir totalitarizm belki Kongre konuşmasında belirttiği gibi Türkler, Kürtler ve Araplarla sınırlanmış bir İslam-Ümmet devleti. Fakat bu hikaye için önemli bir ‘sorun’ var. Püsküllü tarihçileri bilmediği için kendilerine de öğretememiştir: Bu toprakların insanı imkansızı başarmakla ünlüdür. Vaktiyle yedi düvelin hikayesini yarım bıraktırdığı gibi şimdi de demokrasiden, muhalefetten, sivil toplumdan, insan haklarından, eşitlikten, hukukun üstünlüğünden, adaletten vazgeçmeyecektir. Yarım kalmayacak asıl hikaye budur:
“Bulunur kurtaracak baht-ı kara maderini”
Mustafa Kemal
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları



























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025