Berrin Sönmez
Sayın vekiller umarım sizin de biraz şüpheniz endişeniz olur. Lütfen kime karşı sorumlu olduğunuza karar verin. Sizi aday gösterene mi, sizi seçene mi daha çok sorumluluk hissetmelisiniz, karar zamanı.
1980’lerin sonları 90’ların başlarıydı bu anayasaya ilk defa kırk yamalı bohça dendiğinde. On yılını bile doldurmadan baskıcı ruhundan gayrı tanınır bir tarafı kalmayacak denli değişiklikler yapılmıştı. Günümüze gelene kadar devam eden bu değişikliklerle bütünlüğünü tümüyle yitirmiş bu parça pinçik bohçaya deli gömleği gibi sarınmış ülkenin sözünde durmaz siyaseti, anayasayı yenileme vaadini yok sayıp, astar kabilinden bir değişiklik paketi önerdi. Dikiş tutmayan astar da tutmaz elbet. Allah esirgesin ama kabul edilir de uygulamaya girerse ilk birkaç ayda yeni değişiklikler elzem olur muhtemelen.
28 Aralık tarihli yazımda paketin 5. Maddesi üzerinde özellikle durmuş ve ‘bu haliyle geçerse oyum kesinlikle hayır’ demiştim. Ertesi gün madde 5, paketten geri çekildiğinde hayli hayıflandım. Keşke tümünü bir çırpıda yazsaydım belki tümünden kurtulurduk, kim bilir. Gündem izin verdikçe anayasa değişiklik paketine dair yazınca ve madde madde üzerinde durmaya çalışınca teklif genel kurulda madde oylaması aşamasına geldi bile. Oylama sırasındaki içimizi acıtacak ölçüde sakil oy gösterme pozlarına dair söylenecek çok söz var ama zaman ve emek harcamaya değmeyecek. Parlamento saygınlığına halel getiren parlamenterler görmek azap veriyor demekle yetineyim en iyisi.
Komisyonda görüşmeler sürerken 5 ve 15. maddelerin geri çekilmesi isabetli oldu. Geri çekilen madde 14 ise şahsen biraz zihnimi bulandırdı. Üst düzey devlet görevlilerinin atanmasıyla ilgili olan madde 14 ikili, üçlü kararnamelerle yapılan atamaların yetkisini salt cumhurbaşkanına veriyordu. Şimdi iptal edildi ve yeni bir düzenleme yapılmadı. Bu durumda paket kabul edilirse başbakanlık kurumu da kalkacağına göre bu atamalar nasıl yapılacak? Büyük bir soru işareti… Genel kurul süreci başlamış olmasına rağmen milletvekillerimizin dikkatini çekmek umuduyla önemsediğim maddeler hakkında yazmaya kaldığım yerden devam ediyorum.
Madde 11 Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar için meclis soruşturması açılmasını düzenleyerek siyasal sorumluluk getirmiş. Yasama organına yürütme karşısında hatırı sayılır bir denge rolü sunmuş. Ancak bu maddeyle yasamaya tanınan soruşturma yetkisi sonuçları itibariyle çok büyük bir çelişkiyi içinde barındırarak bu denge rolünü işlevsiz kılmış görünüyor. Şöyle ki maddeye göre, parlamentoda cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında “görevleriyle ilgili işledikleri suçlardan dolayı” soruşturma açılabilirken prosedürün sonunda ancak yüce divanda “seçilmeye engel bir suçtan dolayı mahkûm olurlarsa” görevlerinden ayrılacakları hükme bağlanıyor. Görevleriyle ilgili suçlar eğer seçilmeye engel suçlar değilse yüce divanda mahkum olsalar bile görevlerine devam edebilecekleri sonucu çıkıyor ki bu da siyasi sorumluluğun işlevsiz kılınmasından başka bir şey değil. Yani yasamanın yürütme karşısındaki denetim rolü kağıt üzerinde kalacak, yürütmenin gücünü dengeleme imkanı olmayacak sonucu çıkıyor karşımıza.
Karşılıklı fesih olarak tanımlanabilecek seçimlerin yenilenmesi yetkisini düzenleyen madde 12 tam bir fecaat. Meclis 3/5 oranıyla seçimlerin yenilenmesine karar verirken buna karşılık cumhurbaşkanı tek kişi olarak bu yetkiye sahip kılınıyor. Meclisin feshi anlamına gelen seçimlerin yenilenmesi kavramı sadece bu maddeden değil akıllardan dahi çıkarılmalı. Böyle bir yetki meclisin kendisine bile tanınmamalı. Yapılacak şey sadece erken seçim kararı alma yetkisi olabilir. O yetki de sadece meclise tanınabilir. Erken seçim kararı meclis üye tam sayısının 3/5 nisabıyla hükme bağlanabilir. Meclise dahi bu yetkinin verilmesi kabul edilemezken cumhurbaşkanına bu yetkiyi veren 12. Maddenin geri çekilmesi gerçekleşmediği için sorumluluk mecliste. Genel kurul bu maddeyi düşürmeli. Parlamenterler, parlamentonun kaderini tek kişiye, cumhurbaşkanının keyf-i şahanesine takdim edecek olan bu maddeyi onayladıklarında kendi varlık sebeplerini inkar etmiş olurlar. 1876 yılında başlayıp uzun kısa çeşitli fasılalarla da olsa devam etmiş parlamento geleneğimizi dinamitlemeye kimsenin hakkı yok. Hele 15 Temmuz gecesi bombalandığında mecliste direnen, F-16’lara pabuç bırakmayan vekilleri düşününce havsalam almıyor, bu maddenin komisyonda onaylanmasını. Fakat genel kurul başka… Sayın vekiller genel kurulda her biriniz kendi iradenizle baş başasınız. Parti baskılarına ve tüm siyasi taktiklere rağmen siz kendi oyunuzdan sorumlusunuz. Bu maddeye kabul oy verdiğiniz takdirde ne olacağını düşünmekle yükümlüsünüz. Şunu peşinen şöyleyeyim bu maddeyi içeren bir paketin referandumda kabul edilmeyeceğine şüphem yok zaten. Ama sizler mecliste bu maddeyi kabul ederseniz torunlarınızın yüzüne bakamamak yüzleşeceğiniz sonuçların en hafifi olur. 250 şehit, 2 bin yaralı, o gece ve takip eden haftalarda fiilen ve dualarıyla demokratik onur mücadelesi veren insanlar bir daha sizin yüzünüze bakmaz. Bir mahşeri vicdan vardır ve sizin oyunuz o vicdanda ne şekilde anılacağınızı belirleyecek. Salt 12. Madde bile buna yol açacak benim hiç şüphem yok ama sayın vekiller umarım sizin de biraz şüpheniz endişeniz olur. Lütfen kime karşı sorumlu olduğunuza karar verin. Sizi aday gösterene mi, sizi seçene mi daha çok sorumluluk hissetmelisiniz, karar zamanı.
Olağanüstü hal yönetimi başlığı taşıyan madde 13, 80 milyonluk ülkenin kaderini tek kişiye teslim eden hükümler içermekte. Komisyonda iyileştirilmesi umulurken olağan üstü hal yetkisinin yanına seferberlik hali yetkisi de eklenerek, dudak uçuklatır hale getirildi. Bir ülkenin hali ve geleceği tek kişinin iki dudağı arasında… Hiçbir korku filminde böyle korktuğumu hatırlamıyorum. Ya siz sayın vekiller, sizler seferberlik hali nedir, hiç düşündünüz mü? Neler olur seferberlik ilan edildiğinde? Hayatlarımızdan neler gider ve neler gelir, gündelik yaşantımıza, bir düşünün. Bu maddeyi oylamadan evvel seferberlik nedir öğrenip o renkli pulları öyle kullanın. Ettiğiniz yemin ve aldığınız oylar, tek kişinin iki dudağı arasına bu kaderi teslim etmeniz için miydi, düşünüp öyle doldurun o zarfı.
Madde 13 ilginç çağrışımlar da yaptırıyor bana. 82 anayasası milyon kez yapılan değişikliklerden evvel en başında hak ve özgürlükler bahsindeki gariplikle hiç aklımdan çıkmaz. Özgürlükleri birkaç satırda tadat eder ve ardından uzun upuzun bir paragrafla özgürlüklerin kısıtlanma sebeplerini sayardı. Anayasanın dibacesini, başlangıç hükümlerini filan bırakalım bir tarafa özgürlükleri kısıtlamak için bu kadar çok sebep icat edip bu kadar uzunca yazması darbe anayasasının ruhunu ortaya koyuyordu zaten. 21 madde olarak teklif edilip genel kurula 18 madde halinde sunulan bu anayasa değişiklik paketi de olağan yönetim tasavvur etmediği hissi verdi bana. Bunca geniş yetki ve minik pakette kapladığı hacim, olağanüstü halin olağanlaşacağı bir düzen arzusu izlenimi veriyor. Hem altı aydan başlatılıyor hem yenilenmesi halinde dört aylık dönemler öngörülüyor. Bitimsiz olağanüstü hal şartları vaat eden bir anayasa değişiklik paketi, milletvekilleri aldıkları vekaletin sorumluluğunu idrak ettiği takdirde bu mecliste geçer oy alamaz.
Ama…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları





















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025