Berrin Sönmez
Feminist söylemde kent yaşamı ve kadın dendiği zaman “şehirlerin, kadınların ihtiyaçları, talepleri, beklentileri gözetilerek yönetilmesi” minvalindeki ifadeler, sorun sayılmaz genellikle. Ancak “kadınlar, talep eden değil icra eden olmalı zira zaten yaptıkları, bildikleri işlerden farklı değil kent yönetimi” sözü, toplumsal cinsiyet rollerinin onaylanması gibi algılanabiliyor.
Yerel yönetimlerin kadının her gün yaptığı işlerin benzeri olduğunu, bu nedenle belediye başkanlığının, kadınların çok kolaylıkla yürüteceği alanlardan birisi olduğunu söylemek itici geliyor kulaklara. Ev içi emeğin salt kadının yükü oluşunu olumlama ve pekiştirme etkisi yaratacağı kaygısı yatıyor, bu söze yönelik eleştirilerin altında. Bu kadarıyla anlaşılabilir bir kaygı elbette ve kaygının giderilmesi için sözün devamına kulak verilmesi yeterli olabilir. Ancak sözün neyliğinden önce söyleyenin kimliğine bakma alışkanlığı yaygın bu topraklarda. Aynı söz, iki farklı kişi tarafından benzer kelimelerle ifade edilirken birinin aşırı beğeni, diğerinin aşırı yergiyle karşılanışı sıkça başa gelir. İlginçtir, sıradan insanın gündelik hayat pratikleriyle siyasi karar alma süreçleri ve politika üretme becerisi arasındaki benzer yönleri gösterme çabası da pak anlaşılmıyor, kabul görmüyor.
Durum tespitinin olumlama anlamına gelmeyeceğini tekrar tekrar belirtme zorunluluğu, sıkıcı bir zihin yükü getirse de el mahkum. Örneğin yaşamsal önemi hâlâ sürmekte olan geleneksel ritüeller arasındaki dünürlük ilişkisini ele alalım. Bırakınız yerel yöneticiliği, dış politika uzmanlarına taş çıkartan diplomasi becerilerinin sergilendiği toplumsal hallerden olduğunu görürüz. İnanılmaz bir protokol seremonisi içerir. Karşılama, uğurlama merasimleri kadar ikramlar da bulunulan yöreye özgü anlamlarla yüklüdür. Erbabının malumu olacak bu anlamlar dizisi kıyafetleri de içerir. Ev halkından kimlerin ne giyineceği, nasıl durup ne şekilde hareket edeceği de önceden tasarlanır. Beden dili kavramı kullanılmasa da karşı tarafa hali tavrıyla cevabı sezdirmeye dönük çabalar sergilenir. Nezaket dairesinde kalınarak evlilik talebinin reddi ihsas ettirilirken gözetilen şey her iki ailenin de itibarıdır. Kız tarafı, erkek tarafı her iki aile, evlatlarının gelecek yaşantılarında o anın, olumsuz iz bırakmasını önleme arzusuyla hareket eder.
Talebin kabul edileceği durumlarda da mesela ikramlarda tatlı çeşitlerinin fazlalığı, kahvenin yanında lokum sonrasında şerbet ikramı filan bir ömür sürecek dünürlük ilişkisinin tatlı başlayıp tatlı devam etmesi niyetinin beyanı sayılır. Getirilen hediyeler ve ikramlarla hal hareketlerde ailelerin denkliği gözetilir. Aynı zamanda gelin adayına, damat adayına ailelerce verilen kıymetin de göstergesi kabul edilir. Küçük şehirler, kentler, kasabalar ve köylerde ananeye önem veren kesimlerde hâlâ tüm canlılığıyla devam eden bu âdetlerin karar vericisi ve uygulayıcısı kadınlardır. Kentli orta sınıflarda âdetlerin uygulanış biçimleri hayli farklılaşmış olsa da dünürlük ilişkisinin kuruluş ve işleyişi, diplomatik beceri gerektiren öneme sahip ve karar mekanizmasının başında yine kadınlar yer alıyor.
Üst sınıflar, hele sosyete çok farklı elbet. O tepelerdeki evliliklerin çoğu hanedan düğünleri misali ağır politikaların ürünü sayılabilir. Ancak dünürlük ilişkisi önemsizleşmez. Hatta çok daha karmaşık ve aileler içinde çok daha fazla etkin rol oynadığı söylenebilir. Zira ilişkinin devamı ya da bozulmasının getirisi/götürüsü çok daha fazla. Şerif Mardin’in “mahalle baskısı” örneğini getirirken belirttiği gibi geniş halk kesimlerinin aksine üst sınıfların, aile içi çatışa çözümlerinde hukuk yoluna başvurma ihtimali daha düşük. Oralarda kişilerin özel hayatları, zannedildiği kadar özel olmadığı için mahalle baskısının kişilerin hayatlarını belirleyen etkinliği, taşradan daha güçlü. Yine de hanedan ya da şirket evliliklerini andıran dünürlük ilişkilerinde kadınların, diğer bütün konulardan çok daha fazla söz hakkına sahip olacağı düşünülebilir.
Feminist söylemde kent yaşamı ve kadın dendiği zaman “şehirlerin, kadınların ihtiyaçları, talepleri, beklentileri gözetilerek yönetilmesi” minvalindeki ifadeler, sorun sayılmaz genellikle. Ancak “kadınlar, talep eden değil icra eden olmalı zira zaten yaptıkları, bildikleri işlerden farklı değil kent yönetimi” sözü, toplumsal cinsiyet rollerinin onaylanması gibi algılanabiliyor. Siyasetin karar vericilerini ikna amacı taşıdığı halde bu sözlere itirazın “feminist muktedirlerden(?)” gelişi, cevabı hak ediyor elbet. Dolayısıyla ey işleriyle, ev içi rollerle ilişkisi sınırlı, kadınların politika üretme ve uygulama becerisini sergilediği bir alan olarak dünürlük ilişkisinden örnek vermek istedim. Kuşkusuz yerel âdetlerin yüceltilmesi gibi algılanmak bir yana “kız alma/kız verme” deyimini hatırlatan olumsuz çağrışımların yaratacağı yeni tepkileri de göze alarak. Hatta “alt sınıfların kadını politik birey olarak görememe sorunu” eleştirisine tekrar muhatap olabilecek şekilde, aile ilişkilerinden örnek getirmem de tesadüfi değil. Çünkü bunlar yaşadığımız toplumun gerçekleri.
Şiddet ve sair suçları, derin sırları barındırmayan sıradan, tipik ailelerden söz ettiğimi belirtmek mecburiyeti hissediyorum burada. Bu da ev içi şiddetin yaygınlığından kaynaklı bir başka ülke gerçeği ve maalesef “kutsal ailecileri” andırma riski de taşıyor. Her neyse, tüm bunları göze alarak belirtmek lazım ki şiddet içermeyen, içindeki insanı önceleyen, insanların huzur bulduğu sıcak yuvalar var hâlâ. Bu ailelerde görülen yaşanmışlıklardan yararlanmalı feminist literatür. Bu ailelerdeki kadının rolünü ve önemini kavramak, masa başında, akademi kürsülerinde teorik feminist politika(!) üretmekten, üretilmiş ve ezberlenmiş kavramları tekrar etmekten daha kıymetli. Hasılı, maksadım yeni polemik yaratmak değil. Kadınların yönetim becerisini görünür kılmak. Tıpkı ev içi emeğin görünür kılınması gibi temel kadın sorunlarından birisi olduğunu vurgulamak istedim.
Kadınların aile ilişkilerinde yürüttüğü politik karar alma süreçleri, yerel ve ulusal yönetim mekanizmalarındaki karar alma süreçlerinden daha az karmaşık değil. Dolayısıyla belediye başkanlığı ve diğer siyasi yönetim mekanizmalarında kadın varlığı, kolaylıkla nitel ve nicel açılardan yükselebilir. Yeter ki engeller kalksın. Engelleri bertaraf etmek için de kadın emeğinin her biçimi görünür kılınmalı. Kent yönetimi ve kadın dendiğinde meselenin çocuklar için park ya da sokak aydınlatmasıyla hatta kadın odaklı bütçeleme talepleriyle sınırlı olamayacağı da bilinmeli.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları



































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025