Celal BAŞLANGIÇ
Karaman'daki "Ensar rezilliği" ortaya dökülmüş. Türkiye'nin çeşitli yerlerinde kınanıyor bu iğrenç olay.
İktidar suskun. Çünkü "dindar-kindar nesil" projesinin koç başı suçüstü yakalanmış.
İşte o sırada Emniyet Genel Müdürlüğü 81 ilin emniyet müdürüne "gizli" ibareli bir yazı gönderiyor.
Önemli bir istihbarat, çok ciddi bilgiler olduğu için "gizli" olduğunu sanıyorsunuz değil mi?
Hayır, sadece atılan twittleri saymışlar. Çünkü twitterdan korkuyorlar.
"Karaman ilinde bir şahsın küçük yaştaki çocuklara karşı cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla yargılanması ile ilgili 21 Mart 2016 günü akşam saatlerinde ‘StopChildRapeln- Turkey’ etiketi altında 181 bin 067 kişi tarafından toplam 548 bin 040 tweet atıldığı, 391 bin 920 kere retweet yapıldığı ve konunun en çok konuşulanlar listesine girdiği tespit edildi."
Bu kadar twitt atılınca akla gelecek ikinci konu malum, Gezi... Çünkü Gezi'den de çok korkuyorlar.
Bahse konu olan olayın marjinal gruplar tarafından sosyal medya üzerinden istismar edilerek halkın katılımının sağlanmasıyla ‘Gezi Eylemlerine’ benzer provokatif eylemler gerçekleştirilmeye çalışılacağı şeklinde istihbari bilgiler edinilmiştir."
Bu yazışmaya bakınca daha iyi anlaşılıyor "Ensar istismarcısı"na neden Türkiye'nin yargı tarihinde görülmemiş bir hızla, sadece bir duruşma sonucunda 500 yılı aşkın hapis cezası verilip konunun kapatıldığı... Gezi korkusu...
Her baktıkları yerde Gezi'yi görüp içleri ürperiyor.
Çağlayan Adliyesi önünde de içleri ürperdi 22 Nisan'da.
Can Dündar'la Erdem Gül'ün ilk duruşmaları bittikten sonra ikinci celse için tarih verilmişti; "22 Nisan, saat 10.00" diye.
Ardından bir haber daha geldi. Tutuklu "barış akademisyenleri" de 22 Nisan'da aynı yerde ilk duruşmalarına çıkacaklardı saat 14.00'de.
Herkes birbirine "N'oluyor" diye sormuştu, kamuoyunun yakından ilgilendiği iki dava aynı gün aynı yerde olacaktı.
Hatta "Bunlar yeni bir Gezi mi yaratmak istiyorlar" diye soranlar bile vardı.
Hani tabloya bakınca şüphelenmemek de elde değildi. Tesadüfün bu kadarı fazlaydı.
Gerçekten de 22 Nisan'da Çağlayan Adliyesi'nin önü adeta bir Gezi Parkı olmuştu; halay çekenler, kemençe çalanlar, horon tepenler...
O gün Can ve Erdem'in davalarının başka davalarla birleştirilme istediği reddedilmişti. Aslında reddedilen sadece savcının talebi değildi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da talebi reddedilmişti.
Çağlayan Adliyesi'nin önü bayram yerine dönmüştü bir anda. Can Dündar, "Barış Akademisyenlerini de alıp gideceğiz" diyordu.
Öğleden sonraki duruşmada beklenen oldu. Barış Akademisyenlerinin tahliyesine karar verdi mahkeme. Verilen demeçlere bakınca Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın istediği olmamıştı ama Başbakan Davutoğlu'nun dileği gerçekleşmişti.
"N'oluyoruz" demeye fırsat bulamadan başka bir haber geldi o gün. Can'la Erdem'in duruşması 6 Mayıs'a ertelenmişti.
Yani Deniz Gezmiş ve yoldaşlarının idam edildikleri günün yıldönümüne... Can Dündar'ın içeri girmeden yazdığı son kitap Deniz Gezmiş üzerineydi; "Abim Deniz".
Tesadüfün bu kadarı çok daha fazlaydı. Kesin birileri adliyede işi paralele bağlamıştı, illa yeni bir Gezi çıkartacaklardı!
Zaten yandaş medya ertesi gün üst üste gelen iki davadan doğan Gezi korkusunu açığa vurmuştu. Mezarlıkta "türkü çığırıyorlar"dı bütün korkaklar gibi:
"Buradan Gezi çıkmaz"
Sayfalarındaki spot da içlerinde büyüyen endişelerini dışa vuruyordu:
"Mayıs yaklaştı. Casusluk sanığı Can Dündar, yeni bir Gezi hevesiyle Çağlayan önünde başkaldırı çağrısı yaptı. Şovuna devam eden Dündar, PKK destekçisi akademisyenler için duruşmaya girdi. Ona kol kanat geren Avrupalı konsoloslar da adliyede bir kez daha boy gösterdi."
Twitterden korkuyorlardı, Gezi'den korkuyorlardı, devrimcilerden de korkuyorlardı.
Bu yüzden "Ensar istismarcısı"nı devrimcilere yamamak için çok uğraştılar.
Sapık tek celsede 500 günü aşkın ceza alınca yandaşlardan biri çaktı manşeti:
"Devrimci geleneğin pedofilisine 508 yıl hapis"
Yandaş yazarlardan biri de siyasal İslamın pisliklerini devrimcilere bulaştırma gayretiyle atmıştı yazısının başlığını:
"Cinsi sapık devrimci gelenekten geliyormuş"
Hani ellerinden gelse, Taksim Alanı'nda bir fotoğrafını bulsalar, "Cinsi sapık Gezici'ymiş" diyecek kıvama gelmişlerdi.
"Paralel"den korkuları kalmadı aslında. Sadece "günah keçisi" olarak, bir nevi şeytan taşlıyorlar Fetullah Gülen'in şahsında.
Değil eski ortaklık yıllarca beraber kotardıkları işlerin suçunu, gelecekte yapacakları büyük hataların günahlarını bile FETÖ'ye yükleyecek bir ruh haline sahipler.
Hatta, bu korkularının dışa vurumu; MHP, Paralel ve devrimcileri aynı karede birleştirecek ruhsal bir rahatsızlık boyutuna varmış durumda.
Devlet Bahçeli'yi destekleyen MHP'liler ve gazeteleri, AKP'li siyasetçiler ve yandaş medyayla hızla benzeşiyor.
Bugünlerde AKP umudunun bir ucunu Devlet Bahçeli'ye bağlamış. Yandaş medyası da Bahçeli'nin MHP'nin başında kalması için cansiperhane çalışıyor. Meral Akşener'in MHP'nin başına geçmesi fikri onları adeta çıldırtıyor.
Şimdi aynı gün, 23 Nisan'da üç ayrı gazetede yayınlanan üç ayrı habere bir bakalım.
Birinci haber Bahçeli yanlısı, MHP çizgisindeki Ortadoğu gazetesinde yayınlandı, yandaş medya da dört elle sarıldı.
"MHP'ye kurulan tezgahta Paralel-Dev Sol işbirliği iddiası".
Üst başlık bu. Habere göre "MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın MHP'yle ilgili olağanüstü kurultayın mahkemeye taşınmasıyla ilgili sürecin Ankara Mülkiyeliler Lokali'nde 12. Sulh Hukuk Mahkemesi Hakimi Ümran Kaptan'ın da olduğu bir ortamda şekillendirildiğini, bu ortamı eski solcu kimliğiyle Meral Akşener'in eşi Tuncer Akşener'in sağladığı öne sürüldü."
Aynı gün, yine MHP çizgisinde yayın yapan ancak Bahçeli karşıtı olan Yeniçağ gazetesinde aynı konuda ama tam tersi haberin başlığı "Akşener bu kez Dev-Sol'cu oldu!"
"MHP Genel Başkan adaylarından Meral Akşener'i hedef tahtasına oturtan genel merkez 'paralelci' suçlamasının ardından 'Dev-Sol' iddiasını ortaya attı. Genel Başkan Yardımcısı Yalçın 'Kurultay yapılsın' diyen Hakim Ümran Kaptan'a da 'paralelci' imasında bulundu."
Yeniçağ, haberinde eski bir MHP milletvekilini de tanık olarak gösteriyor Tuncer Akşener'in "devrimci" olmadığına dair:
"Akşener'in eşi Tuncer Akşener'i Dev-Sol'cu olmakla suçlayan Yalçın'a öğrencilik yıllarında aynı evi paylaştığı 21. dönem Osmaniye Milletvekili Birol Büyüköztürk cevap verdi: Arkadaşlarını karalamak ülkücü hukuka sığmaz."
Yine aynı gün Meydan Gazetesi'nin birinci sayfasından Ömer Şahin "Maocu kocasını Meral Akşener'in nasıl ülkücü yaptığını" yazıyordu.
Meral Akşener'in anlatımına göre gençlik yıllarında eşi Tuncer "Sıkı Maocu'ymuş ve Perinçek'in gazetelerini dağıtırmış".
Susurluk sonrası bu ülkenin İçişleri Bakanlığını yapan, 28 Şubat sürecini İçişleri Bakanı olarak geçiren Akşener'in eşinin "eski devrimci" olduğunu kimse tartışma konusu yapmamıştı.
Ama AKP ve AKP meşrebi bulaşmış MHP çizgisi artık toruna torbaya karışmış insanların evlenmeden önce "neci" olduklarını bir silah olarak namluya sürebiliyordu.
Ancak eskiden Maocu olan Tuncer Akşener'in piyasaya "Dev-Solcu" olarak sunulmasında "üst akıl" olmasa bile bir "AKP aklı" vardı.
Akşener "Perinçekçi" deseler soru hazırdı:
"Madem Perinçekçi neden sizin aleyhinizde çalışıyor. En yakın müttefikiniz değil mi Perinçek?"
Ama mesele başka. Korktukları devrimciliği, "Ensar tacizcisi"ne, MHP'de Bahçeli muhaliflerine bulaştırmak istiyorlar.
Yaşadığımız bütün bu süreç de gösteriyor ki AKP korkuyor. Gezi'den korkuyor, twitterdan korkuyor, devrimcilerden korkuyor.
Aynen Nazım Hikmet'in Taranta-Babu'ya yazdığı sekizinci mektupta olduğu gibi:
"Mussolini çok konuşuyor TARANTA - BABU!
Tek başına
yapayalnız
karanlıklara
bırakılmış bir çocuk gibi
bağıra bağıra
kendi sesiyle uyanarak,
korkuyla tutuşup
korkuyla yanarak
durup dinlenmeden konuşuyor.
Mussolini çok konuşuyor TARANTA - BABU
çok korktuğu için
çok konuşuyor!"
Bu AKP iktidarından korkulur; çünkü Gezi'den de, devrimcilerden de, twitterdan da çok korkuyorlar!
CELAL BAŞLANGIÇ | HABERDAR
Yazarlar
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.03.2023
17.03.2023
1.01.2023
17.11.2022
9.09.2022
10.07.2021
26.06.2021
22.06.2021
8.06.2021
4.06.2021