Cemil ERTEM
İki önemli gelişme, bugün Türkiye’de geleneksel sağ ve sol kavramlarını bitiriyor: Balyoz- Ergenekon davaları ile Ak Parti süreci ve son kongresi... Balyoz davasının sonucuna bağlı olarak alınan siyasi pozisyonlar Türkiye’de yeni siyasetin cephelerini ortaya koyuyor.
Türkiye’de geleneksel sol -ama en radikalinden en devletçisine kadar- hiç de özgürlükçü-enternasyonal bir yerde durmadığını deşifre etti. Ama zaten öyleydiler, diyeceksiniz. Ancak bu, şimdiye değin sübjektif bir bakış açısından öteye gitmeyecek görüştü. Daha önce, bu kesimlerin Anayasa oylamasındaki politik duruşları bile, Balyoz davasındaki kadar, onları deşifre eden açıklıkta anlaşılmamıştı. O zaman solun, olmazsa olmazı olan, anti-faşist, enternasyonal özelliklerini bir kenara koyarsanız geriye ne kalır; işte o kalan ‘şey’, açıkça nasyonel-sosyalizmin ilk yapı taşı olan ulusçu bir devletçilik ve nereye çarpacağı belli olmayan, her kaba girecek soyut bir anti-emperyalizm söylemidir. Böyle olunca, Türkiye’de ‘solun’ sol olmaktan resmen çıktığı ve CHP’nin çatısına doğru sürüklendiği tarih, Balyoz davasının açıklandığı tarihtir. Tabii ki, yakında gelecek Ergenekon kararında da bu durumu pekiştireceğiz. Ancak bütün bunlardan önce, bir Suriye duruşu, daha doğrusu Baas yanlısı olmak da var. Bu duruş, demin yukarıda söylediğim, bir üçüncü dünyacı ‘anti-emperyalizm’le örtüştürüldüğü için Balyoz duruşu kadar açık eden bir politik tutum olarak anlaşılmadı. Ancak hem Balyoz hem de Ergenekon çok içerden ve bizim bütün baskıcı, postallı tarihimizin somut ifadesi olarak gündeme geldi. Bundan dolayı, burada hiç kıvıracak yer yok.
Belki de şu ‘sağ’ ve ‘sol’ kavramları, artık biten burjuva aydınlanmasının ve onu takip eden sanayi devriminin kavramları olduğunun bilinciyle yeniden tanımlanmalı. Sanıyorum bu tanımlamanın laboratuarı bu coğrafya olacak. Bu coğrafya diyorum, çünkü tam da şimdi Türkiye’ye benzer bir süreci Mısır’da izleyeceğiz. İhvan’ın Mısır’ı, hatta büyük Mağrip dediğimiz coğrafyayı, yeniden inşa edişini bugün siz hangi sağ ya da sol yaklaşımla açıklarsınız.
O zaman sonuç; siyasetin sol tarafı, Türkiye’de bugün sınıfsal taraftan, korporatist, seçkinci, laik bir tarafa savrulmuş ve temsil ettiği sınıf(lardan) tamamen kopmuştur. Örneğin Balyoz davası ve Ergenekon davası süreçleri ve kararları gibi ayırt edeci tarihsel dönemeçlerde DİSK ile TÜSİAD arasında bir fark yoktur. Ya da 20+20+20 diye manşet atıp 4+4+4’e gönderme yaparak, Balyoz davasını, eğitimdeki dönüşümle ilişkilendiren ve anti-laik (!) sürecin bir durağı gibi göstermek isteyen medya ile ‘sol’ fraksiyon medyasının hiçbir farkı kalmamıştır. O zaman, Türkiye’de siyasetin bir cephesi, geleneksel devletçi-laik Kemalist çizgidir ki bu zaten CHP’de temsil edilmektedir. Şimdi kendisini CHP’nin solunda sayan bütün bu kesimlerin hızla CHP’de konsolide olacağını göreceğiz. Ama bu konsolidasyon, paradoksal bir şekilde, CHP’yi daha da zayıflatacak ve yeniden bir dağılma ve atomize olarak yok olma sürecine girmesine yol açacaktır.
Büyük tarihsel konsolidasyon
Gelelim AK Parti Kongresi’ne... Şuradan başlamak gerekiyor; partide olan 3 yıl barajı, söylendiği gibi, iktidar partisi için bir sorun değildir. Tam aksine, bu kural, bu partiyi üç dönem iktidara taşıyan dinamikleri parti bürokrasine taşıyan ve onu yenileyen temel bir kaldıraçtır. Bu kuralın basit bir bürokratik mekanizma olmadığını Süleyman Soylu örneği ile anlatabiliriz. Numan Kurtulmuş ve ekibi partilerini kapatarak AK Parti’ye geçtiler. Ancak Süleyman Soylu partisini çoktan bırakarak tek başına geldi. Ama gelişi, en az, Kurtulmuş ve ekibi kadar yankı yaptı. Bunun nedeni Soylu’nun Türkiye’de merkez sağ diye tarif edilen yapının -belki de- son temsilcisi olarak ve -belki de- orayı bitirerek, tüketerek gelmesi idi. Demirel’in -aslında ne olduğunu ortaya koyan- çıkışları bile, bu geleneği tümüyle sonlandıramamıştı. O zaman sağ taraftaki büyük konsolidasyonu ise AK Parti Kongresi’nde göreceğiz. Zaten Erdoğan, sağ büyük konsolidasyonu, genel stratejisi içinde çok önemli bir taktiksel evre olarak gördüğü için, uzun zamandır bu tarafa yaslanıyor. Ama bu, var olan küresel ve bölgesel dinamiklerden kopuk bir strateji değil. Ve konsolide olduğu zaman da, bizim bildiğimiz sağ değil.
Bu strateji, krizden çıkışın merkezi olarak bu coğrafyayı görüyor ve ABD’nin Asya-Pasifik’e ağırlık vermesiyle, Doğu Avrupa, Ortadoğu ve K. Afrika hinderlantını Türkiye merkezli düzenlemek istiyor ki, bu da, siyaseti, Türkiye dışında da, bütün bu coğrafyada, yeniden şekillendirecek ve çok farklı cepheleri içinden çıkartacak bir dinamik ve tarihsel konsolidasyondur. Bu işin ekonomi tarafını-Batı Roma-Doğu Roma örneği ile sonra anlatacağım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2018
24.10.2018
18.10.2018
17.10.2018
25.09.2018
21.09.2018
18.09.2018
11.09.2018