Cemil ERTEM
Bugün 1 Mayıs; Türkiye bu bayram gününe katliamlardan, kanlı tertiplerden geldi. Yakın zamana değin 1 Mayıs, belli çevrelerin amaçlarına ulaşmak için heyecanla bekledikleri bir gündü. Şimdi bu ‘belli çevrelerin’ ancak bir kısmı, ortaya dökülen darbe, katliam tertipleri için ‘terör örgütü’ suçlamasıyla Silivri’de yargılanıyorlar. Bugün biliyoruz ki 1977 1 Mayıs katliamını yapan ve o tarihten sonra ülkeyi küçük çaplı bir iç savaş ortamına sürükleyen ‘derin güçlerin’ ancak doksanlı yıllarda ortaya çıkan yeni modellerini bu ülke yargılayabiliyor. İşin acı ve garip tarafı bu güçlerin bir bölümü bugün, ‘ağabeylerinin’ 77 katliamını yaptığını bilmemize rağmen, Taksim’de 1 Mayıs kutlamasında olacak.
Bu garip ve aslında acı durum bugün dünyanın hangi 1 Mayıs kutlamasında ve alanında vardır; örneğin Arjantin’de cuntaya karşı direnen gençleri uçağa doldurup okyanusun üstünde bırakan cuntacı subayların destekçileri ve kalmışsa devamcıları bugün Arjantin’in herhangi bir meydanında işçilerle birlikte yürüme cüretini gösterebilir mi? Ya da 1973’de Şili’de Pinochet cuntası sırasında stadyumlarda cunta karşıtlarını kurşuna dizen askerleri, şimdi anti-emperyalist ilan edip, Santiago’da şu an kızıl bayrakla yürüyen sinema jönleri var mıdır?
Türkiye’de darbelerin ve darbeci vesayet rejiminin sanıyorum en büyük başarısı budur. Aslında 28 Şubat darbecilerinin şu ‘bin yıl’ hedefi de aynen bunu anlatır. ‘Öyle bir toplum yaratacağız ki solu da sağı da bizden olacak.’ Türkiye’de Mustafa Suphi’lerin katlini başlangıç olarak alırsak muhalefetin yok edilmesi iki ayrı alanda başarı ile uygulanmıştır.
Bu alanlardan birincisi tabii ki fiziki şiddet ve yok etme politikalarıdır. Bu şiddet ve yok etme devlet tarafından, aynı konjonktürde, rejimin dışına çıkma potansiyeli olan dini yapılara ve cemaatlere de uygulanmıştır. Ancak çok ilginç olarak bu fiziki şiddete aynı gerekçelerle - rejim muhalifi olmak - uğrayan bu iki kesim bir ideolojik bombardıman sonucu birbirine düşman edilmiştir. Yok etme politikalarının bugün yoğun etkisini gördüğümüz bir diğer alan ise ideolojik düzeydir. Burada Kemalist ideolojinin içi boş ‘anti-emperyalizmi’ sağı ve solu ulusçu-bağımsızlıkçı retorikle bir araya getiren ideal bir çimentodur. Bu ulusçu-bağımsızlıkçı ideolojik alan, içine milliyetçi-tekçi ideolojiyi alarak günümüzün laik-jakoben solunu oluşturmuştur. Özellikle 12 Eylül öncesi buraya eklemlenmek istenen Türk-İslam sentezi anlayışı, MHP’yi uzunca süredir beslemiş ancak gerek Ortadoğu’daki İslami uyanış gerekse Türkiye’deki İslami siyasetin, İslam’ın en önemli çıkış noktalarından-özlerinden- biri olan ümmet anlayışını merkeze alması sonucu bugün çökmüştür. Tekçi-laik baskıcı rejimin en önemli ideolojik-demagojik alanlarından birisinin çökmesinin sonuçlarını bugün MHP özelinde izleyebiliyoruz. MHP’yi sarsan ne kaset skandalı ne de Bahçeli’nin performansıdır. MHP, Türk-İslam sentezinin çözülmesi ile büyük bir ideolojik kriz içindedir. Bu ideolojik kriz, hiç şüphesiz MHP’nin oy oranına bu seçimlerde yansıyacaktır.
Ortadoğu’da muhalefet krizi aşıyor
Askeri-vesayet rejiminin Türkiye siyasetinde bıraktığı tahribat tam anlamıyla bir kriz görüntüsüdür. İşte bunu ülkenin en muhalif alanı olması gereken 1 Mayıs’a baktığımızda anlayabiliyoruz. Askeri vesayet rejiminin izlerinin bugün 1 Mayıs’ta olması çok acıdır. İşte tam da bu yüzden bugün Ortadoğu’da siyasi muhalefet Türkiye’de olandan çok daha kapsayıcı, çeşitli ve demokratik. Bakın Mısır’da 30 yıllık Mübarek rejimini deviren Tahrir devrimi Filistin’in ‘düşman kardeşleri’ Hamas ile Fetih’i de barıştırdı. Mübarek rejimi, Hamas’ın tecridine yönelik bir strateji izliyordu. Şimdi El-Fetih ve Hamas bir yıl içinde ortak seçime gitme kararı aldı. Tabii bundan en çok İsrail rahatsız olacak. Yine bugün Suriye rejiminin İsrail düşmanı görünmesine rağmen İsrail’i ayakta tutan en önemli payandalardan birisi olduğunu hem Hamas hem de Hizbullah artık biliyor. Tunus’ta ise 24 Temmuz seçimleri için Müslümanlardan, liberallere ve sosyalistlere kadar bütün kesimlerinin ortak hedefi kesintisiz bir demokrasi ve diktatörlüğün tüm kalıntılarının temizlenmesi...
Türkiye’de askeri vesayet rejimi, siyasetin tüm kesimlerini vesayetçi-tekçi bir ideoloji ile birleştirmeyi başarmış; şimdi Türkiye’de, Ortadoğu gibi, bunun tersini yapmak zorunda...
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2018
24.10.2018
18.10.2018
17.10.2018
25.09.2018
21.09.2018
18.09.2018
11.09.2018