Cemil ERTEM
Sanıyorum unutulmaz bir yaz geçiriyoruz. Son gelişmeler Türkiye’nin nasıl bir yolculuğa çıktığını bize gösteriyor. Eskiden Türkiye, Latin Amerika’yı takip ederdi. Şimdi ise Avrupa’da olan ‘temizlikler’ birkaç yıl arayla Türkiye’de olmaya başladı.
Latin Amerika ülkelerinde, yetmişli yıllarda olan darbeler silsilesine Türkiye seksenlerin başında yetişti. Şili’deki Pinochet darbesi, 1973’te iktidardaki Allende’yi öldürerek alaşağı etmekle kalmamış, insanlığın en acımasız ve kanlı askeri darbelerinden biri olarak da tarihe geçmişti. Türkiye’de o yıllarda 1971’deki askeri darbeden çıkmaya çalışıyordu ama Pinochet darbesi kadar kanlı bir darbeyle de tam yedi yıl sonra buluştu. Latin Amerika ve Türkiye darbelerle örülü bir kanlı karanlığa gömülürken, bugünlerde derin bir ekonomik krizin içinde olan Akdeniz Avrupası’da, büyük kriz sonrası, içine girdiği faşist askeri rejimlerden çıkmaya çalışıyordu. 1974’te Yunanistan’da Albaylar Cuntası’nın sona ermesini, 1975’te İspanya’da Franco faşizminin bitmesi takip etti. Avrupa’nın birlik iradesi bu dönemde giderek artıyor ve milliyetçi içe kapanıklık dönemi gerilemeye başlıyordu. Aslında yetmişli yıllar, Amerika’nın ikinci savaş sonrası inşa etmeye çalıştığı ekonomik ve siyasi düzenin ilk kırılma ve kriz işaretlerini vermeye başladığı yıllardı. Sistemin bir diğer yüzü olan Sovyetler’de de kriz emareleri baş gösteriyordu.
Bu kriz ilk büyük kırılmasını, 1989’da, Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla gerçekleştirdi ve sonrası geldi. Sovyet Rusya’dan doksanlarda oligarkların hâkim olduğu bir ucube çıktı. Doğu Avrupa’da hızla çözüldü ve AB’ye entegre olma yolunu seçti. Ama yıllardır askerlerle ve faşizmle boğuşan, soğuk savaş döneminde de NATO’nun, Gladio gibi iç savaş yapılanmalarını barındırdığı Akdeniz Avrupası, doksanlı yılların sonundan başlayarak hızlı bir temizliğe girişti. İtalya’daki ‘temiz eller’ operasyonu, doksanlı yıllardan başlayarak yakın zamana kadar sürdü. Yine İspanya’da Savunma Bakanı ve hukukçu Nargis Serra’nın başını çektiği ve 1982-1990 yıllarını kapsayan ‘demokratik konsolidasyon’ süreci, Franco rejiminin tüm kalıntılarını temizlemeyi amaçlıyordu. Bu süreçler, tabii ki yalnız siyasi alanın görünen yüzü ile sınırlı kalmadı. İtalya’da bu süreç futbola da yansıdı. 2006 yılında İtalyan ve dünya futbolunun devi Juventus’un tam 39 maçta şike yaptığı kanıtlandı. İtalya’nın büyük kulüplerini kapsayan bu soruşturma, büyük cezalarla sonuçlanmıştı.
Şunu söyleyebiliriz; Türkiye’de de, Ergenekon’dan Balyoz’a ve futbol çetelerine kadar ortaya çıkan gerçekler, aslında politik olduğu kadar ekonomik bir yeniden yapılanmanın sonucu ve Avrupa’da olanın devamı...
Bu operasyon (niye) tavsamaz
Bakın, OECD’nin kara para aklamayla mücadeleyi yürüten Mali Eylem Görev Gücü (FATF), ‘Futbol sektörü aracılığıyla kara para aklama’ konulu raporu’nda, futbol endüstrisinin politik yönleriyle de piyasayı bozucu etkisine vurgu yaparak, kara para aklamanın alanı olduğunu ortaya koyuyordu. Raporda, futbol kulüpleri yöneticilerinin ise çoğunlukla inşaat, silah, ticaret gibi sektörlerden geldiği vurgulanıyordu. FAFT’ın bu raporu, aynen Türkiye futbol piyasasının İstanbul Emniyeti’ndeki fotoğrafını çeker.
Sonuçta, futbol, eğer serbest piyasa ekonomisinin önemli bir alanı ise -ki öyle- bu piyasanın sağlıklı işlemesi için piyasa dışı bütün unsurlardan temizlenecektir. Şimdi bu operasyon acaba tavsar, üstü örtülür mü diye soruluyor; hayır bu sefer kurtuluşları yok. Çünkü bu operasyon basit bir ‘maç bağlama’ suçu için yapılmıyor; yeni bir ekonomik, sosyal ve siyasi düzenin kararlı adımlarını izliyoruz.
Libya’da direnişin merkezi Bingazi’de, Türkiye’nin Dışişleri Bakanı’nın yakasında Ömer Muhtar’ın fotoğrafı ile konuşma yapması, şu futbol çetesi temizliği kadar, şaşırtıcı ama bize yeni dönemi anlatan bir fotoğraftır...
Son olarak şu Roubini’nin, ‘ekonominiz ısındı, Merkez Bankası faizleri yükseltsin’ önerisine değinmek istiyorum. İktisat adına söylenen ve şarlatanlık düzeyine varan bu abuklukların ezberlenmiş ve çöp olmuş bir ideolojiden başka bir şey olmadığını bir kez daha vurgulayalım.
Aslında futbol mafyası ve Kaddafi gibi diktatör eskilerinin at koşturdu-ğu, şimdilerde, geride kalan bir dünyanın ekonomik paradigmasına bağlı olarak konuşuyor Roubini gibiler...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2018
24.10.2018
18.10.2018
17.10.2018
25.09.2018
21.09.2018
18.09.2018
11.09.2018