Cemil ERTEM
Geçen hafta Mısır cuntası, Süveyş Kanalı’nın genişletilmiş halini yeni Süveyş Kanalı propagandası ile açtı. Bir yıl gibi kısa bir sürede tamamlanan yeni proje, hiç şüphesiz, ticari gerekliliklerden çok, siyasi mesajlar için kullanıldı. Süveyş Kanalı zaten şu an daralan ticaret hacmi nedeniyle de tam kapasite ile çalışmıyordu. Kanala paralel yeni yolun Amerika ve genel olarak da Batı tarafından Sisi’yi aklayan bir tezahüratla karşılanması yalnız kanalın ticari kapasitesinin artması ile ilgili değildir. ABD Dışişleri Bakanı Kerry’in son Mısır ziyareti, Mısır’ın, İran’ın sisteme girmesinden sonra, Ortadoğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesinde temel askeri ve ekonomik güç olarak güçlenmesini ABD’nin istediğini ortaya koymuştur. Böylece Doğu Akdeniz enerji alanları ve hem Afrika hem de Ortadoğu ticari geçişleri ABD’nin daha da ötesi Batı’nın doğrudan denetleyeceği bir hale gelecektir. Hesap budur... Ancak her zaman başka bir hesap da vardır. Ama şimdi, tam iki yıldır, yani Mısır darbesi ve Türkiye’de Gezi ayaklanmasından sonra olanlarla devam edelim.
Darbe değil, süreç...
Mısır’da Sisi darbesinin olduğu günleri hatırlayın yani tam iki yıl öncesinin yazı...
Türkiye, şimdi açılan Süveyş Kanalı’nda özel geçiş ve Doğu Akdeniz’de Mursi yönetimiyle münhasır ekonomik bölge anlaşmaları yapmak üzereydi. Bölgenin gelecekteki önemine bağlı olarak şunu söyleyebilirim; Türkiye’nin Mursi yönetimiyle Doğu Akdeniz ve Ortadoğu, Kuzey Afrika ticari geçişleri için yaptığı özel ekonomik anlaşmalar bile Mısır darbesi için yeterli bir nedendi. Ama öte yandan biliyorsunuz, 2013 yılı Türkiye için de oldukça önemli gelişmelere sahne oluyordu. Gezi kalkışması hemen Mısır’da Sisi darbesinden hemen önce başlamıştı. O zaman şu tespiti yapmıştık: “Mısır darbesi sıradan bir darbe değildir; bir süreçtir. Bu süreç, Türkiye’de 2013 yılının Mayıs ayında Gezi kalkışması ile başlamıştır. O zaman şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; Mısır darbesi, Türkiye’de başlamıştır ve yine Türkiye üzerinden devam etmektedir.”
Tam şimdilerde Türkiye’de olan bitene baktığımızda sürecin Türkiye’nin doğusuna taşınarak devam ettiğini söyleyebiliriz. Bu sürecin varmak istediğini yer, Gezi kalkışması ve 17-25 Aralık süreçlerinin varmak isteğini yerdir.
Yani, halkın seçtiği Cumhurbaşkanını etkisiz bir siyasi-sembolik- figür haline dönüştürmek (tasfiye edilemiyorsa) AK-Parti’yi de 20. yüzyıldan kalmış herhangi sağ parti formuna sokup, AK-Parti’nin ya da AK-Parti ile kurulacak hükümetleri açık teknokrat hükümetler olarak siyaset sahnesine sürmek. Burada mesafe aldıklarını, bazı mevziler kazandıklarını söyleyebiliriz.
Ama Türkiye’de devlet, hem bu oyunun, tam iki yıldır süren küresel hesabını ve stratejisini hem de bu büyük oyunun içerideki küçük figüranlarını biliyor.
Bu açıdan PKK terörü ile başlattıkları yeni istikrarsızlaştırma sürecinde de istedikleri teslimiyetçi hükümet formülüne varamayacaklar.
Bu yeni dönem, iyi şeyler de olacak, bekleyin!
Doğu Akdeniz, Ortadoğu hatta Kafkasya ve Kuzey Afrika coğrafyalarındaki siyaset ve ekonomi bir önceki yüzyılda olduğu gibi, Londra, Washington ve Berlin’de dizayn edilemeyecek. Rusya’nın, Çin’in ve nihayet Türkiye gibi ülkelerin kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettikleri yeni bir döneme giriyoruz. Soğuk Savaş döneminde de Rusya ve Çin sistemden ayrı konumlanan ama genel sistemik detantın içinde hareket eden güçlerdi. BM Güvenlik Konseyi de zaten bu paradigmaya göre biçimlendi. Ama şimdi böyle değil, bu iki büyük güç de, sistemik detantı tanımıyor ve kendi bölgeleri dışında da küresel siyaseti ve ekonomiyi belirleme doğrultusunda hareket ediyorlar. Bu gerçek Latin Amerika ülkeleri için de geçerli. Yakında Afrika için de geçerli olacak.
Hal böyleyken kimse “Türkiye’ye Mısır olacaksın” diyemez. Ama çok kirli bir oyunun kurulduğunu da biliyoruz. Ancak, bütün bu oyunu kuranlar, hatta İran’ı da Türkiye kozu karşısında acele “içeri” alanlar, Doğu’dan hızla gelen yeni dalgayı ve Türkiye’de devletin tepesindeki farkındalığı ve buradaki halk desteğini hesap etmediler.
Önümüzdeki günlerde hiç ummadığınız ama “işte böyle olması lazımdı” diyeceğiniz gelişmeler olacak ve deyim yerindeyse “yüreğinize su serpilecek” bekleyin, ümit var olun!
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2018
24.10.2018
18.10.2018
17.10.2018
25.09.2018
21.09.2018
18.09.2018
11.09.2018