Cemil ERTEM
Tarih, çok söylenenin aksine, tekerrür değildir tabii ama tarihin tekerrür ettiğini bize söyleten bir bilimsel gerçeklik de vardır. O da kısaca şudur; bir toplumsal sistemin üretim gücünü denetleyen, elinde tutan hakim yapının oluşturduğu siyasi hiyerarşi kırılmadıkça ve değişmedikçe biz, bir zaman dilimi içinde, benzer olaylara tanık oluruz.
En tepedekiler ellerine geçirdikleri üretim gücünü korumak hatta, çağın ve teknolojinin gereklerine göre, genişletmek için benzer yöntemlere başvururlar. İktidarlar, bu gücü dağıtan siyasi erk olarak, en tepedekilerin isteklerine göre biçimlendirir.
Sanayi devrimiyle birlikte oluşan Avrupa merkezli paradigma, 19. yüzyılın ortalarında Kara Avrupası’nda ve Britanya’da çok derin bir krizle yüz yüzeydi. 1848’te Fransa’da başlayan ayaklanma dalgası ekonomik krizi siyasi krize çok geçmeden dönüştürdü. İşte tam bu zamanda Avrupa ve İngiltere için bir Doğu Sorunu ortaya çıktı. François Georgeon, Sultan Abdülhamid’i anlatan müthiş eserinde, Abdülhamid’in, aynı zamanda, bir Doğu Sorunu sultanı olduğunu söyler. “Nedir bu Doğu Sorunu? Bu deyim, Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlar ve Doğu Akdeniz’deki toprak kayıplarının büyük devletlerin karşısına çıkardığı sorunların bütününü kapsar.” Georgeon, Doğu Sorunu’nu böyle tarif eder ama esasında, Doğu Sorunu, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, krizlerle gerilemeye başlayan ve krizi aşmak için kendi doğusuna doğru sömürgeciliği derinleştirerek yaymak isteyen Avrupa’nın savaş, katliam ve soykırımlarla dolu tarihidir.
‘Balkanlaştırma’
Bunun için Doğu Sorunu bir anlamda Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanması, Balkanlar’ın, Doğu Akdeniz’in Avrupa’nın doğrudan bir sömürge periferisi olması gerekiyordu. 1920’de Britanya ve Fransa başbakanları Llyod George ve Aristide Briand, ortak bir plan için fikir birliğine varırlar. Bu planın hazırlık muhtırasında şu tespitler vardır: “Orta ve Doğu Avrupa pazarları Avrupa sanayinin iyiliği açısından çok önemlidir. Eğer bu pazarlar yeniden oluşturulamazsa, Doğu ve Güneydoğu Avrupa milyonlarca insanını kaybedecek ve kalkınma giderek zor olacaktır. Doğu’da yoksulluk olursa, Batı’nın ürettiği malları satamayız, bu Batı için kalıcı işsizlik ve yoksulluk demektir.” Merkez Avrupa, bu tespitten hareketle o tarihten bu yana, kendi doğusunu ayağa kaldırmadı ama kendisi için pazar olarak korudu. Doksanlı yıllardan sonra da Yugoslavya’dan başlayarak parçaladı ve Doğu Avrupa’nın Almanya, Fransa ve İngiltere’nin bir nevi gizli sömürgesi olmasını sağlamak istedi. Buna “Balkanlaştırma” diyebiliriz.
Ancak doksanlı yılların soykırıma varan katliamları Avrupa’nın krizini aşmaya yetmedi; yeniden dizleri üzerine çökmüş bir Türkiye ve tıpkı Doğu Avrupa gibi parçalanarak ele geçirilmiş bir Ortadoğu ve Kuzey Afrika amaçladılar. Bunun için, tam şu günlerde, tarihin bir tekerrürünü yaşıyoruz. Rusya’nın, tıpkı, 19. yüzyılda olduğu gibi, Boğazlara ve Akdeniz’e dönük hayallerini ve bu hayallere bağlı olarak, yeni pazarlara ulaşması isteğini ayaklandırdılar. Mısır’da darbe ile Türkiye için, tıpkı Abdülhamid döneminde tırmanan Mısır sorunu gibi, yeni bir sorun ortaya çıkardılar. Mısır sorunu ve Batı “gözetimindeki” Türkiye-Rusya çatışması, geçmişte de, şimdi de, Doğu Sorunu’nun doğrudan bir uzantısı ve parçasıdır.
Bürokratik oligarşi...
Burada şu çok önemli hususu da yazmamız gerekir; 1839’da Osmanlı’da başlayan Tanzimat devri tabii ki Batı için bu Doğu Sorunu’nun çözülmesi yani Osmanlı’nın çözülmesi sürecidir. Bu süreç, dışarıda, yani Balkanlar’da, Kafkasya’da, Doğu Akdeniz’de ve Kuzey Afrika’da Osmanlı’nın kolunun kanadının kırılması meselesidir ama içeride de Batı’ya bağımlı, sultanın iradesinden bağımsız hareket edecek bir bürokrasi oluşturmayı amaçlar. Abdülhamid’den önceki Abdülmecid ve Abdülaziz iktidarları, sultanların sınırlı yetkiye sahip olduğu, devletin gerçek yöneticilerinin Batıcı nazırlar ve Batı’ya bağlı bürokrasinin olduğu bir dönemdir. Abdülhamid’in, bütün iktidarı boyunca, en büyük mücadelesi bu bürokrasiyle olmuştur.
Yani şimdi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bürokratik oligarşi diye şikâyet ettiği sorunun tarihsel arka planı aynen budur.
Ancak Avrupa’nın Osmanlı için, Balkan, Rusya ve Mısır sorunları çıkararak, Afrika, Ortadoğu ve Kafkasları, buralardaki enerji kaynaklarını denetlemek istemesi meselesi de tam da bugün Türkiye’nin gündeminde yeni haliyle vardır. Bu gündem, tam şimdi bizim karşımıza dinmek bilmeyen terör, Suriye iç savaşı, gerici, soykırımcı parlamentoların akıl almaz kararları olarak geliyor.
Bugün Batı geçmişte yaptıklarını yeniden yapıyor; bu kaçınılmaz, bunu bekliyorduk zaten. Ama Türkiye geçmişte yaptığı hataları yapmayacak. Bunun bundan sonra çok farklı bir yol olduğunu hepimiz göreceğiz.
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2018
24.10.2018
18.10.2018
17.10.2018
25.09.2018
21.09.2018
18.09.2018
11.09.2018