Cengiz AKTAR
Hükümetin demokratik açılım tanımı ve İçişleri Bakanı’nın “her yurttaş için daha fazla özgürlük” açıklaması hem hedefi doğru koyuyor, hem önümüzdeki şantiyenin boyutlarını söylüyor.
Bundan kasıt açılımın tek bir grup ile sınırlı kaldığı hissinin yaratacağı sıkıntının tüm diğer açılımlarla bertaraf edilmesi ve böylece açılım yaklaşımının tüm kesimlere tesir etmesi. Bunun muazzam bir şantiye olduğu konusunda şüphe yok.
Kürt meselesi, genel demokratikleşme sürecinin ana tetikleyicisi olsa da açılımın bu meseleyle sınırlı kalması, sıkıntının ötesinde Kürt açılımının da bekasını etkiler. Grev hakkından yoksun memura, vatandaşlık haklarından men edilmiş gayrımüslime, üniversiteye türbanla giremeyen öğrenciye, içkili lokanta bulamayana, Sünnîleştirilmeye direnen Alevi’ye, nükleer ve barajdan bunalmış çevreciye Kürtlerin sorunlarına bulunacak çözümleri anlatamaz, onların empatisini sağlayamazsınız. Keza Dersim’de yaşanan zulme gerektiği gibi Dersim Katliamı diyen hükümet Ermenilerin yaşadığı, adalet zaafından ötürü de yaşamaya devam ettiği Büyük Felâket’e duyarsız kalamaz.
Bireysel özgürlüklerin tümünü kucaklamayan açılımın akıbeti iyi olmaz, açılım karşıtlarına koz verir. Nitekim CHP kamu çalışanının hak talebini ve buna verilen fevrî cevabı sömürmeye başladı bile. Diğer taraftan, Kürt siyasetçilerinin talep ettiği bölgesel hakların sadece Kürt bölgelerine uygulanması Türkiye gibi çok farklı kimliklerin toplandığı bir coğrafyada yanlış anlaşılır. Çünkü sade Kürtlerin oturduğu bölgelerin değil tüm bölgelerin adem-i merkezî yapılara, iyi ve etkin yönetime ihtiyacı var. Amaç tüm engel ve yasakların kalkması olmalı.
Yeni zihniyet, içeride olduğu gibi dışarıda da tüm tabulara değecektir. Ermenistan’a uzanan elin, Suriye, Arnavutluk, Libya’ya vizeyi kaldıran iradenin, dünyalara kucak açan iddianın sahibi, Dışişleri Bakanı’nın dediği gibi Ermeni diasporasını ilelebet düşman farzedemez, Sudan’da el-Beşir’le düşüp kalkamaz, Yunan dünyasıyla yaşanan karşılıklı eziyetleri tek taraflı ele alamaz.
Bugün AKP, başlattığı hamle ve açılımlarla, kendisini ister istemez tüm Türkiye’nin ve belki tüm bölgenin önünü açma misyonunun baş aktörü hâline getiriyor. Muhafazakâr ve sağ bir partinin bu kadar değişime nasıl imza atacağını sorgulayanlar AB’yi inşa eden siyasetin de sosyal demokrat değil Hıristiyan demokrat olduğunu bilmeli.
Açılımlar AKP’nin olduğu kadar tüm siyasetin dönüm noktası. CHP/MHP’nin siyasî yelpazede uçlara yerleşerek eriyeceği, DTP’nin ise bir Türkiye partisi olmasını dayatan bir dönüm noktası. DTP’nin bu süreçte yerini alması elzem; ama bunun koşulu salt Kürtlerin değil tüm Türkiyelilerin hakkını savunabilmesi.
Önümüzde tarihî bir fırsat, muazzam bir şantiye var.
Barış ve eşit vatandaşlık
DTP’den, üniversiteye giremeyen başörtülü hanımdan anlaşılmıştır, yazı eski. 4 Aralık 2009’daVatan’da Kürt açılımı münasebetiyle yazmışım. Güncelliğini koruduğu kanaatindeyim. Bugünkü tuhaf tartışmayı destekler nitelikte olduğundan tekrarlamakta yarar gördüm.
Nisan sonunda Antep’te Sivil Dayanışma Platformu Başkanı Ayhan Ogan toplantının açılış konuşmasında şunları hatırlatırken benzer bir endişeyi dolaylı dile getiriyordu: “Son günlerde bilfiil yaşadığımız ve başarıyla sürdürülen çözüm süreci de göstermiştir ki bu meselenin artık bir sorun olarak karşımıza çıkmaması için oluşturulacak yeni siyasal paradigma ve devlet anlayışı, bütün kimlikler için aidiyet hissini yenileyecek ve güçlendirecek bir bütünlüğe kavuşturulmalıdır.”
Barışın demokrasiyle olan organik bağının püf noktası herhalde bu topyekûn aidiyet hissi. Bu organik bağ gözetilmediği takdirde devasa bir mağduriyet ifade eden Kürt çatışmasının çözümü yeterli yol alamayacağı gibi bu mağduriyetle sınırlı kalacak bir barış diğer mağduriyetleri üveyleştirme riskini taşıyacaktır. 1 Mayıs bunun mükemmel bir provasıydı.
Hükümetten ve Kürt siyasetinden herkes için daha fazla özgürlük talep etmek, barışperestlerin iddia ettiği gibi bir lüks değil bir zarurettir. Kürt siyaseti ise bu zaruretin sanıldığından çok farkında. Keza herkes için daha fazla özgürlük talep etmek Kürtlerle barışı sulandırmak ve kösteklemek anlamını taşımaz. Barışı kalıcılaştırma hedefini taşır.
Demokrasi alakart değil fiks mönü. Herkes için özgürlük ise, münferit mağduriyetlerin çok fevkinde yeni bir eşit vatandaş paradigmasının diğer adı.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.01.2026
1.03.2022
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021