Cengiz AKTAR
Üstelik paganizmden bu yana bahar öncesi girilen büyük arınma dönemine denk gelen bir zoraki büyük oruç…
Öyle anlaşılıyor ki Hindistan’ın da palas pandıras evde kalma talimatıyla birlikte eve kapanan insanlık üç milyarı aştı. Artacaktır mutlaka. Evlerde, zihnimizde, dışarıda kalmış dünyada, bugüne kadar aklımızın ucundan geçmeyecek şeyler cereyan ediyor. Hepsi birbirinden tuhaf…
“BC – AC” Before Corona – After Corona, “Koronadan Önce– Koronadan Sonra”! “İsa’dan Önce – İsa’dan Sonra”yı ikame ediyor bir bakıma; yeni zaman çizelgesi ya da “taymlayn” olarak beşeriyetin önünde duruyor.
Dünya ölümle bu kadar hızlı ve bu kadar somut bir biçimde burun buruna gelmediydi epeydir. Akla üç küresel felâket geliyor: 20. yüzyıl başında onmilyonları götüren İspanyol Gribi, o esnada Cihan Harbi, birkaç yıl aradan sonra II. Dünya Savaşı. Üstelik dünya savaşlarının dünya toplumlarının tümünü İspanyol Gribi ve bugünkü virüs kadar etkilemediğini de eklemek gerek.
Yakın zamanda yine Çin’in oralarda baş gösteren virüs patlamaları varsıl dünyaya bulaşmadan bittiği, keza Kara Afrika’da 1980’lerden beri ara ara patlayan ölümcül virüs salgınları o yörelerle sınırlı kaldığı ölçüde bugünkü durum nispeten yeni ve tamamen küresel. Her küresel felâket gibi Korona virüsü de varsıl – yoksul, güney – kuzey, sarı – siyah – beyaz ayırdetmeden öldürüyor.
Önceki yazıda, yerle bir olan ezberlerden söz ediyordum: “Tek bir gerçek var o da gerçek diye bellediğimiz her şeyin gerçekliğini kaybetmiş olduğu. Ya da bize gerçek diye dayatılan şeylerin tuz buz olması. Hatta bize gerçek diye dayatılan şeyleri dayatanların o gerçekleri kendileri berhava etmesi”.
Ve yeni gerçeklerin yerlerine oturması, kurum ve gelenek hâline gelmeleri çok uzun zaman alacaktır illâki.
Birdenbire her şeyin belirsizleştiği, öngörülemez olduğu, tüm referansların, kıstasların, normların yıkıldığı bir dünyaya intikal ettik. Yapılan planlar, projeler, hesaplar akamete uğradı. Alınan randevular, bağlanan anlaşmalar, verilen sözler, ileriye dönük her proje, en azından bir müddet, bitmekle kalmadı aynı zamanda anlamsızlaştı birdenbire. Pazarla pazartesinin farkı kalmadı, hayhuy yerini sükûnete bıraktı.
Aslında bugüne kadar çoğumuzun yaptığı işlerin, uğraşların yapılmasa da olacağı ortaya çıkmadı mı? Sabahtan akşama koşuşmanın, hayhuyun anlamsızlığı faş edilmedi mi ansızın? Bu “lüzumsuzluk” duygusunun, bu “demek ki olmasa da oluyormuş” gerçeğinin sindirilmesi kolay olmayacaktır.
Seyahatten geçtim, hareket özgürlüğünün dahî eve tıkıldığı bir dünyayı, sürekli hareket ve seyahat hâlinde olan bir insanlığın sindirmesi de kolay olmayacaktır. Üstelik salgının yoksul veya beceriksiz memleketlerde sürmesi seyahat özgürlüğünün ciddî biçimde kısıtlanması demek.
Bir yandan da ötekileştirmenin, “koronalılaştırmanın” tavan yaptığı bir dünyaya intikal ettik. “Öteki”, eskisi gibi göçmen işçi, Hristiyan, Müslüman, Yahudi, Arap, Türk, Kürd, Kara Afrikalı, mülteci, “sarı ırk” mensubu, LGBTİ değil. Her ne kadar ötekilere Türkiye gibi ötekileştirme meraklısı ülkelerde “65 yaş üstü” kitle eklense de, herkes öteki bugünlerde! Ve belki ilerde de?
Nitekim istisnasız herkes herkese şüpheyle bakmıyor mu? En yakınındakine dahî. Çaktırmasa bile bulaşma, bulaştırma paranoyasıyla yaşıyor çoğunluk. Tanımadıklara ise alenen cüzzamlı muamelesi yapılıyor. Virüsle mücadele eden sağlık çalışanı olsalar bile. Keza karşıdan gelene yol veren bu kadar çok insan ömrümde görmedim.
İçgüdüsel, hayvanî ve bencil bir “hayatta kalma derdine” düşmüş durumda beşeriyet.
Ama diğer yanda uzaktan, “sosyal mesafeden” de olsa görülmemiş bir duygudaşlık patlaması yaşanıyor. Herkes evde ve müsait olduğu için telefon trafiği görülmemiş boyutlarda. Yıllardır birbirini aramayanlar hâl hatır sorar oldu; herkes birbirine sağlık afiyet temennisinde bulunuyor. Ama “bir şeye ihtiyacın var mı” diyeni pek az. Çünkü fizikî temas hem kanunen hem zihnen yasaklı, en hafifinden sınırlı.
Çökmeyen tek sistem, her yönüyle sanal iletişim. Sosyal medya, sanal ders, sanal yemek, sanal alışveriş, sanal konser, film, tiyatro, kitap, söyleşi, müze, saymakla bitmez.
Tuhaf bir sosyalleşme arayışı, arzusu açıkça ortalıkta. Zor zamanların ilacı mizah, virüs kadar yaygın, insanlar yarışıyor âdeta gülmek ve güldürebilmek için. Dostluklar yeniden keşfediliyor, evdeki büyük yalnızlığı savmak adına muazzam bir sanal sosyalleşme, sözel destek, sonsuz etkileşim…
Başkaca, enva-i çeşit fikriyata ve inanca sığınma eğilimi görünüyor. Virüs, doğanın mutlak hâkimi iddiasındaki insanın bütün güvenlik kodlarını alaşağı etmiş durumda. Birdenbire kafasına kakılan yalnızlığına ve biçareliğine bir anlam vermesi gerekiyor. Felsefeye, dine sarılma ve komplo arayışları revaçta. Bu arayışlardan ne çıkar belli değil.
Kimileri hâlâ eski normale geri dönüleceği konusunda umutlu olsa da bu, pek kolay durmuyor. Belki, bir Hong Konglunun hissettiği gibi, eski normale hiç dönülmeyecek zira sorunun kaynağı tam da o eski normal idi.
Bu altüst oluşu ciddiye almayan siyasetçiler ile “bize bişey olmazcı” bir kalabalık da yok değil. O siyasetçiler kibir ve cehaletlerinin esiri, ama virüs konusunda söylediklerini dinleyen pek kalmadı. Meselenin farkında olan vatandaş yöneticiler mecbur etmese de kendiliğinden eve kapanıyor. “Bize bişey olmazcı” kalabalık ise belâyı bir bakıma böyle savıyor.
Farkında olmayan, olmak istemeyen, hâlâ para, savaş, iktidar, güç ve fırsata odaklı muktedirler en az virüs kadar tehlikeli. Bu ümmî sürüsünün bağışıklık kazanma ihtimali yok, bağışıklık anca onlara karşı kazanılmalı bundan böyle.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları






















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021
28.12.2020
22.12.2020