Ekrem DUMANLI
İhtiras ve hasedi yüzünden yapayalnız kalmış ve çöllere düşmüş biri, kumların içinde bir lamba bulur.
Bir cin çıkar lambanın içinden “Dile benden ne dilersen!” der ve hemen ikazını yapar: “Aman dikkat et ben kötü bir cinim.” Kendi kıskançlığının tutsağı olan adam umursamaz o ikazı. “Ben falandan nefret ediyorum, bir daha gözüm görmesin onu.” deyiverir. Cin derhal harekete geçer ve adamın gözlerini kör eder. Yanlış birinden akıl aldığını anlamıştır ama iş işten geçmiştir. “Yandaş”ın akıbeti de bu. Rehber edindiği medya modeli onu kör etti, kendi nefretinin altında ezilip zalim bir canavara dönüştü.
Üzülerek belirtmek zorundayım ki muhafazakâr kesimde gazeteciliğin teorik arka planına kafa yorulmadı. Haber nedir, haber nakledilirken nelere riayet edilir, haber-yorum farkı niçin gereklidir gibi sorulara cevap aranmadı. Bu nedenle kendisini “muhafazakâr, Müslüman, İslamcı” sayan medyanın üstündeki eğreti boyayı kazısanız altından o bildik baskıcı yaklaşımlar çıkar. Her mesleğin ruhu, ona dair teorik tartışmalar ve alınan pozisyonlar sayesinde bir beden bulur. Siz, kendinize uygun bir ruhla hadiseye yaklaşmaz, özentilere saplanırsanız dinî-millî-ideolojik kimliğiniz palavraya; çıkardığınız gazete de paçavraya dönüşür. “Yandaş medya”nın başına gelen de budur!
Siz kendiniz olamayınca başkasının paltosuna saklanmak zorunda kalırsınız ve bir zamanlar mağduru olduğunuz mezalimi herkese reva görürsünüz. Ne yazık ki “yandaş medya” mutant bir varlığa dönüştü. Onlara sorarsanız hâlâ “dindar”, “muhafazakâr”, “İslamcı”; ama yayınlarına bakarsanız eski medyada şikâyet edegeldikleri yalan, iftira, karalama gibi bütün arızalar kendilerinde mevcut.
Şimdilerde eskilere dair en riskli metodu rehber edinmiş görünüyorlar: Hedef gösterme. Eski medya düzeni “eski Türkiye”nin doğurduğu anomali bir varlıktı ve her an bir canavara dönüşerek insanların hayatını karartırdı. Şimdiki de “eski Türkiye”nin ürünüdür; bakmayın “yeni Türkiye” diye allanıp pullandığına.
Neydi eski sistem? İstemedikleri bir kişiyi ya da bir grubu yalan ve kara propagandayla hedef tahtasına oturturlardı. Sonra o insanların itibarı sarsılır ve ardından “vur” emri verilirdi. Zavallı tetikçilerin (!) mazereti hep bir kenarda bekletilirdi. “Milli hislerine yenik düşen gençler” ya da “milli duyguları rencide olan kimselerden” bahsedilirdi. Güdümlü medya vasıtasıyla “düşman” haline getirilen kişilerin hemen hepsinin alnına “hain”, “casus”, “örgüt mensubu” gibi yaftalar yapıştırılırdı. Yine garip bir benzeşmedir ki medyanın hedef tahtasına koyduğu kişilerle ilgili ülkenin güvenlik birimleri (MİT, Emniyet, askeriye) devreye girer, “hainlerin” bertaraf edilmesi için kanun dışı işler yapılırdı.
Tâ 1948'de Sabahattin Ali'nin başına gelen, aslında pek çok aydının talihine çarpıcı bir örnektir. Hapse atıldı. İlk kez düşmemişti hapse. O hücrelerden yükselen “Başın öne eğilmesin / Aldırma gönül aldırma” sesi hâlâ kulaklarımızda çınlıyor. İşte o adamı, serbest bıraktılar ama iş bulmasına müsaade etmediler. Yurtdışına çıkacaktı, pasaport vermediler. Doğduğu topraklara, Gümülcine'ye dönmek istedi. “Sana yardımcı oluruz” diyen ve kimliğini gizli tutan bir MİT ajanı tarafından yolda öldürüldü. Resmî kaynaklara göre katil ‘milli hisleri tahrik ettiği için” işlemişti cinayeti. MİT ajanı, yoğun tepkiler nedeniyle tutuklandı. O “milli hisleri tahrik” nasıl bir bahaneyse, 24 yıl ceza alması gereken katil 4 yıl hüküm giydi. Birkaç hafta sonra aftan yararlanıp serbest kaldı.
Örnek çok. Ali Şükrü Bey'in Ankara'ya matbaa getiriyor olması ve Tan Gazetesi'ni çıkarmayı planlaması üzerine Topal Osman tarafından tuzak kurulup katledilmesinden Abdi İpekçi cinayetindeki karanlık sokakların istihbarat teşkilatına çıkıyor olmasına kadar nakletmeye değer pek çok vak'a var; ama bu olumsuz hadiseleri tek tek sıralamaya da gerek yok; sizleri karamsarlığa sevk etmeye de. Çünkü hiçbir katil huzur içinde ruhunu teslim etmedi, hiçbir zulmü tarih unutmadı…
En sıcak iki misal: Ahmet Kaya, Hrant Dink. Her ikisi de hedef tahtasına konuldu. Biri kahrından çekip gittiği yaban illerde ülkesine hasret bir şekilde vefat etti; öbürü acımasız bir kurşunla sokak ortasında infaz edildi. Şimdi onları “hedef göstermekle” suçlanan meslektaşlarımız bu iddiaları kabul etmiyor; ama o güne bugünden bakılarak dönülseydi aynı yayınları yaparlar mıydı? Sanmıyorum.
Yandaş medya, kaba saba üslupları ve gazetecilikten uzak yaklaşımlarıyla o kadim ve kirli metotları bugün uygulamaya yelteniyor. Aylardır insanları karalıyor, onlar hakkında kışkırtıcı yayınlar yapıyor. Bu satırların yazarı dâhil pek çok meslektaşımızı hedef gösteren Pravda medyası ve onun arkasındaki güçler çok iyi bilmeli ki itibarsızlaştırmaya çalıştığınız o kişilerden herhangi birisine bir zarar gelirse alnınızın tam orta yerine katil hükmü yapışacak ve kıyamete kadar o sıfatın ezici vebalinden kurtulamayacaksınız.
Gelinen noktaya bakar mısınız: Son iki yılda Gezi Parkı'ndan başlayın, Soma'ya, Ermenek'e, 6-7 Ekim hadiselerindeki 67 faili meçhul'e, katilleri bulunamayan polis ve asker cinayetlerine değin, hesabı sorulamayan o kadar hadise yaşandı ki… Bu karanlık atmosferi beslemenin vebali var.”Hep bir ağızdan şöyle demeye mecburuz: Yürüdüğünüz yol yanlış; bu akılla hem kendinizi bitirirsiniz hem de bu ülkeyi. Türkiye, bu cinneti de yenecek, bundan şüpheniz olmasın. Olan, memleketi tımarhaneye çeviren “ham yobaz”a değil; ona inanan saf insanlara olacak. Yazık! Hem de çok yazık…
‘Yobazlaşma’ya doğru
“Ham yobaz, kaba softa”. Necip Fazıl'ın başvurduğu terkiplerdendi. Bu tabirleri Arvasi'den aldığını söylerdi ve bu terimlerle cehaleti, hoşgörüsüzlüğü, tahammülsüzlüğü, taklitçiliği, sathiliği yerden yere vururdu. “Sahte kahraman” dediği kişilerin “fikir sancısı” çekmediğini söylerdi. Yerden göğe kadar haklıydı Üstad.
Bugün Türkiye “yobazlık”a doğru hızla savruluyor. Bir partiye destek vermiyorsanız size zulmediliyor. Şirketlere vergi memurları gönderiliyor, en demokratik haklarınız ihlal ediliyor, her türlü hakaret sizin için meşru sayılıyor.
Furkan Vakfı yöneticileri hafta içinde isyan etti, kendilerine bir salon bile verilmediğini, engel çıkarıldığını, zulmedildiğini iddia etti. İddiaları o ki AK Parti'yi derin güçler ele geçirdi. Partinin yeni müttefikleri “bütün cemaatleri yok etmek” için sözleşti. Haksız da değiller.
Risale-i Nurların devlet kontrolüne fiilen geçirilmesi ve Nur'ların gasp edilmesi feci bir durum. Bugün Risale-i Nur'lara müdahale eden, yarın hangi kitapların “telif hakkı”na müdahale etmez ki. Nur talebelerinden büyük bir kesim hükümetin ayrımcılığından, partizanlığından rahatsız. “Süleymancılar”ın AK Parti ile ilgili endişeleri çok erken yıllarda başladı ve haklı bir itiraz yaptıklarını hadiseler ispat etmiş oldu. Türkiye öyle bir noktaya geldi ki bir siyasi parti, kuruluş toplantısını bir otelin lobisinde yapamıyor. Bu hafta sıra İdris Naim Şahin'deydi. Parti kurmak için düzenlediği basın toplantısına birkaç saat kala salonsuz kalıverdi.
Unutmamak lazım ki demokrasi, farklılığı yaşatmak üzerine kurulan tahammül rejimidir. Öyle olmasaydı AK Parti kurulmazdı, büyüyemezdi, iktidara gelemezdi. Demek ki hiçbir dönemde baskı insanları bu kadar dar bir alana hapsetmemişti. Tek Parti döneminin o boğucu atmosferinden bu yana, böyle ağır bir korku düzeni kurulmamıştı.
Ajan mısın gazeteci mi?
Eskiden bir gazeteye “istihbaratla ilişkisi var” denildi mi itham altında bulunan kişilerin yüzü kızarırdı.. Şimdi kendini” istihbarat elemanı” diye tanıtan arsız köşe yazarları ve muhabirler türedi. İnsanları tehdit etme cüretini gösteren bu nadanlara ne gazete yönetimleri “ayıptır, yapma” diyor; ne de devletin istihbarat örgütü “yahu kendini rezil ettiğin bir tarafa, bizim itibarımızı sarsıyorsunuz” diyor. Hal böyle olunca tehdit, şantaj, korkutma, yıldırma gibi insanlık dışı mafyatik davranışlar medya dünyasında kol geziyor. Geçenlerde Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, Yeni Şafak'taki biri ile ilgili devlet yöneticilerini göreve çağırarak bu tür kişilerin kimlikleri, görevleri vs. hakkında açıklama istedi. Haklı. Bu tip adamlar kendilerine meslek seçmeli; ya gazeteci olsunlar yahut ajan. İkisini beraber götürürüm deyip ona buna şantaj yapanlar, eninde sonunda adaletin karşısına çıkar ve hesaba çekilir. Üstelik yeryüzünde böyle bir gazetecilik modeli de yok, istihbarat şekli de…

Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKAna muhalefet lideri Akşener mi olacak? 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.11.2015
6.01.2015
3.01.2015
30.10.2015
27.10.2015
23.10.2015
20.10.2015
16.10.2015
13.10.2015