Ekrem DUMANLI
Türkiye’nin en seçkin işadamlarından birine rastladım geçenlerde. Kalabalıkça bir mekânda. Görmezden gelseydi kırılmazdım. Devlet zırhına bürünmüş zulmün uyardığı korkuya hamlederdim. Öyle yapmadı o. Gelip boynuma sarıldı, sonra asla unutmayacağım şu cümleleri sarf etti: “Sizlere yapılanları kesinlikle tasvip etmiyorum; ancak bilmenizi isterim ki baskı herkese karşı. Evimizin içinde bile korkuyoruz. Çocuklarımla memleket meselesi konuşmak istediğimde telefonlarımızı oturma odasına bırakıp bodruma iniyoruz. Orada bile fısıltıyla konuşuyoruz.”
Hayretle baktım yüzüne. Vaktiyle AK Parti’ye büyük destek vermiş güzide bir iş adamının endişesi yürek burkacak bir fotoğrafı yansıtıyor ve maalesef Türkiye’nin geldiği yeni durumunu rapor ediyordu. Bir dönem ekonomik ve demokratik reformlar yaptığı için AK Parti’ye destek verenler, en küçük bir itirazın maliye teftişleriyle, polis baskınlarıyla, istihbarat fişlemeleriyle nasıl bastırıldığını biliyor. Bu korkunç baskı sonsuza kadar sürdürülebilir mi?
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile bazı iş adamlarının bir araya geldiğini öğrenince aklıma yukarıda naklettiğim hadise geldi. Basına yansıdığına göre iş adamlarının hemen hepsi AK Partili imiş. Zamanında destek verdiklerini ama şimdi AK Parti’den derin bir kaygı duyduklarını söylemişler Kılıçdaroğlu’na. Ve toplantının gizli kalmasını istirham etmişler. Öyle de olmuş. Tâ ki medyaya sızana kadar. Hadise duyulunca CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, toplantının gizli kalması teklifinin iş adamlarından geldiğini, kendilerinin de bu talebe saygı duyduğunu ifade etmiş. Ne anlama geliyor bu gizlilik talebi? Cümle âlem biliyor ki İktidar, kendisi gibi düşünmeyenleri (devlet imkânını hoyratça kullanarak) canından bezdiriyor. Peki nereye kadar?
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç bir patladı, pir patladı. Anayasa’da yer almadığı halde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kullandığı yetkilere itiraz etti. Haklıydı. Başbakan sıfatı taşıyan Davutoğlu’nun söylemesi gereken sözleri Arınç saydırdı tek tek. Polemik olsun diye yapmadı sanırım; çünkü Erdoğan’ın olmayan yetki ile giriştiği her iş hükümeti nefes alamaz hale getiriyordu. Son çıkışları ise “çözüm süreci” gibi hassas bir konuyu içinden çıkılamaz bir noktaya taşımıştı ve mesele toplumsal çatırtılara doğru kayıyordu… Arınç’a cevap Saray’dan beklenirken Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’ten geldi. Tweet atarken istiğrak nöbetleri yaşayan (!) Başkan, Arınç’ın ailesini de hedefe koyup o malum suçlamayı (paralel) gündeme getirdi. Malum; paralel denince birilerinin sigortaları atıyor, akıl, fikir, izan gibi melekelerin şalteri indirilmiş oluyor. Tam bir komedi...
Bülent Bey, haysiyetsiz diye açtı bayramlık ağzını; kucağa oturmakla Ankara’yı parsel parsel satmakla devam etti. Dahası 8 Haziran günü (seçimden bir gün sonra) yüz dosya ile konuşacağını söyledi. Durum vahim! Demek ki Ankara’da feci yolsuzluklar var, bunu Arınç, 2009 ve 2014 mahallî seçimlerinde biliyor ve Gökçek’in adaylığına karşı çıkıyor. Bülent Bey biliyor da başkaları bilmiyor mu ne fırıldaklar döndüğünü? Niçin sustular, susuyorlar? Üstelik bu tutum Ankara ile sınırlı da değil. Meclis’teki yolsuzluk oylamasında AK Parti’den 50 oy fire verdi. Gizli oylamadaki bu tutum yolsuzluk konusundaki rahatsızlığı belli bir oranda yansıtıyordu. 17 Aralık dosyası alelacele kapatılmaya çalışılsa bile insanlar gerçekleri bilmiyor mu? Meseleler bu kadar tavazzuh etmişken gerçekler ne kadar gizlenebilir?
Hangi konuya el atsanız aynı manzara ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Tel tel dökülüyor Türkiye. 5 yıl önce yapılan KPSS sınavındaki hırsızlık iddiaları iktidarın müdafaa barajıyla kapatılmış, hukuki süreç tüketilmişti. Bu arada sınav iptal edildiği için haksız menfaat ihtimali de ortadan kalkmıştı. Şimdi sırf “cemaat”i suçlamak için KPSS üzerinde senaryo yazılıyor. Vaktiyle TRT ekranlarına çıkıp kopya çekmediğini, alın teriyle bu puanı aldığını söyleyen Baki S. isimli şahıs itirafçı yapılıyor ve iftira etmesi için baskıya maruz bırakılıyor. Üstelik iki hafta önce hakim değiştiriliyor ve yeni gelen hakim basıyor tutuklama kararlarını. Son aylardaki hakim ve savcı değişikliklerine bir bakın Allah aşkına! Proje mahkemeler, sipariş davalar, görevlendirildiğine dair derin kuşku uyandıran savcılar, hakimler… KPSS dosyasında bile Fethullah Gülen’i 1 No’lu sanık ilan edenlerin hukuk diplomasını nereden aldığını merak ediyorum doğrusu. Bu vahim gidişat kıyamete kadar sürebilir mi? Asla!
Dış politikada durum farklı mı? Daha düne kadar “komşularla sıfır sorun” prensibine dayalı bir politika inşa ediliyordu; şimdi durum “komşuların tamamıyla problemli Türkiye” noktasına geldi dayandı. Suriye bataklığa dönüştü, Mısır’la bağlar kesildi... Yemen’deki kargaşa hafta içinde su yüzüne çıkınca Suudi Arabistan’ın yanında yerini almaya gayret eden Erdoğan, İran’ı yerden yere vurdu. İran’dan beklenen cevap gecikmedi; üstelik çok sert bir şekilde. İran’ı bu kadar cesur kılan ve adeta Türkiye’yi tehdit etmeye iten sebep nedir, kim(ler)in açıklarıdır?
Türkiye, her alanda (ekonomide, siyasette, dış politikada, sosyal hayatta) yanlış bir yola girdi. Ne acıdır ki o hatalardan ders çıkaracağına yanlışta ısrar ediyor. Bu temerrüt sadece inatçı politikacılara değil; Türkiye’ye de zarar verecek…
Fırıldak işler, kirli planlar
Kirli ilişkilerin en ağır faturası şudur: Suç işleyenler, kendi cürümlerini örtbas edebilmek için kaotik hadiselerin yaşanmasını ister; hatta bazen bu amaç doğrultusunda planlama yapar. İç güvenlik yasası, kaos beklentisi ile ilgili kuşkuları artırıyor. Polise verilen aşırı yetkiler, mahkeme kararı beklemeksizin yapabileceği icraatlar, sadece büyük bir endişeye sebebiyet vermiyor; aynı zamanda “Bir fırıldak mı çevriliyor?” korkusuna neden oluyor. Binlerce faili meçhul cinayetin hâlâ aydınlatılamadığı Türkiye'de derin kuşkuların oluşmaması mümkün değil. Bu ülke son birkaç yılda radikal örgütlerin merkezi haline geldi. El Kaide cirit atıyor, IŞİD alenen adam devşiriyor sokaklarda, Hizbullah yeninden harekete geçti, İBDA-C eylemler için kolları sıvamış durumda, PKK'daki hareketlilik Genelkurmay Başkanlığı'nı endişeye sevk ediyor, DHKP-C yeni isimlerle yeni eylemler yapmaya başladı.
Bütün bu feci hadiseler yaşanırken bir de insafını kaybetmiş, vicdanını satmış, kalemini kiraya vermiş birileri bu menfur örgütlerle “cemaat” arasında ilişki kurmak için bin dereden su getiriyor. Kimse de çıkıp şöyle demiyor: “Bre vicdansız! Bre utanmaz! Bu cemaat denilen sosyal gerçeklik, terörün her türlüsüne lanet okumuş, silahlı mücadeleye daima karşı çıkmış, radikal gruplara her daim kapatılmaz bir mesafe koymuştur. Nasıl Allah'tan korkmaz insanlarsınız ki bu örgütlerle camiayı ilişkilendirme cüretinde bulunuyorsunuz! Yuh size, yazık size!”
Türkiye’yi maceradan maceraya sürükleyenler, kendi ikballeri için ülkeyi yangın yerine çevirmeye karar vermiş olabilir; ancak boşuna çırpınıyorlar ne işler çevirdiklerini bilmesi gerekenler biliyor. Terör örgütleriyle hemhal olup bunu istihbaratçılık sananlar ve akıl almaz oyunlarla masum insanlara iftira etmek isteyenler, maksatlarına ulaşamayacak, tarihin huzurunda kirli işlerinin, akçeli satışlarının hesabını verecek.
PANORAMA
Bülent Arınç önemli bir açıklama yapmış ve bir dönemin savcısı Vural Savaş’ı örnek göstermiş. Savcı’nın kendileri için ‘vampir’ dediğini, benzer bir tutumun bugün kendileri tarafından yapıldığını ifade etmiş. Doğru; ama maalesef geç kalmış bir eleştiri. Ağza alınmayacak nice laflar söylendi, hakaretler edildi ve AK Parti kurmayları seyretti. Parti’nin ağır abilerinden tık çıkmadı. Oysa yapılan, korkunç bir zulümdü. “Aynı sözü bize sarf etseler ne yapardık?” diye empati yapmayanların vebali az buz değil...
Gün geçmiyor ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret gerekçesiyle yeni bir dava açılmamış olsun. Burada iki önemli soru var: 1- AK Parti kurucularından olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e neden bu kadar hakaret edilmiyordu da bu davranış Erdoğan’a reva görülüyor? 2- Erdoğan bu kadar sert dil kullanıp toplumun bütün kesimlerine karşı ağır sözler sarf etmeseydi acaba bu kadar hakaret davasına gerek olur muydu? Aslında her şeyin normalize olması gerekiyor. Cumhurbaşkanı sıfatı taşıyan kimse ne insanlara hakaret etmeli ne de kimseden hakaret görmeli. Onun için karşılıklı saygıya ve hukuka ihtiyaç var şüphesiz.
Güvenlik Paketi Meclis’ten geçirildi. Bu yasa için Meclis’te çıkan kavga eşi benzeri görülmemiş bir gerginliğe sebep oldu. Şimdi Erdoğan’ın imzasına sunuldu ve yasalaşacak. Çıkan yasanın bir sıkıyönetim uygulaması olduğu, bazı maddelerinin Anayasa’ya aykırılığı, Türkiye’yi Ortadoğu’nun muhaberat devletine dönüştürdüğü kesin. Ne yazık ki Türkiye’de baskı artıyor; baskı arttıkça toplumsal uzlaşı riske giriyor. Birkaç sene öncesine kadar demokratik açılımlarıyla tanınan bir ülkenin şimdi güvenlik paketine hapsedilmesi ne hazin bir sondur. Yazık…

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarlar
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları






























































































































Erdoğan Kızılkale
Bilindiği üzere, kırım hanları ve halkı (evet halkı! lütfen linkteki yazıyı okuyunuz) en büyük özelliği tarihin gelmiş geçmiş en usta köle avcısı ve tüccarları oluşlarıdır. Bu işten kazanılan muazzam sermaye ve zenginliği korumak adına elbetteki komünizme karşı olup nazilerle işbirliği yapacaklardı. Ama olmadı.. Stalin Hitleri altedince, plan bozuldu ve tüm diğer asalak sınıflar gibi, bu işbirlikçi asalak sınıfın tasfiyeside ideoloji doğrultusunda gündeme geldi Kırım Tatarları sorunun sınıfsal analizi budur. Bir de Ayşe Hür hanımın yazısında ölümlerle ilgili rakamlar ile bu yazıdaki rakamlar çelişiyor. Tarihçi olmadığım için bir iddiada bulunamıyorum. Yorumculardan Mustafa Erdoğan beyin argümanları tamamen yanlış ve Hitlerin propaganda bakanlığının ve daha sonra Amerikan istihbaratının ( Nazilerin tüm propaganda elemanları savaştan sonra Amerika ya gidip CIA elemanları oldular, Nurunberg de yargılanmadılar) Stalin ve sosyalizme karşı yürüttükleri karalama kampanyasında kullanılan yalanlardır. http://haber.sol.org.tr/yazarlar/candan-badem/kirim-ve-rusya-89479
mustafa erdoğan
stalin tarhin gelmiş geçmiş en büyük katili ve soykırımcısıdır, yaptıkları hitlere bile rahmet okutur,ateislerin ve sosyalistlerin ne kadar gaddar ve acımasız olduğunu anlamak için stalinin ve sırp katliamcıların vahşetini destekleyecek kadar gözleri dönmüş olduğunu görmek yeter.
Ro$ev sîtav
Herhangi bir konu, olay..vs hakinda karar vermeden önce, sebep-sonuç ili$kisi her hatirlanmali ve bu sebep-sonuç ili$kisi dikkatli incelenmelidir.. Sebep-sonuç ili$kisinde bir örnek; genelde Kizilba$larin, özelde de Dêsimlilerin, müslümanlarla ya$amayi tercih etmemeleri.!