Ergun BABAHAN
Klavye başına oturan her gazeteci ya vurulma ya da yaptığı haber, yazdığı yazı yüzünden vurulma veya tutuklanma endişesi yaşıyor bu ülkede. Yargı kuşatma altında, vicdanlar suskun. Avrupa Birliği standartları, bağımsız ve tarafsız yargı diye çıktığımız yolda daha da geriye düştük. 1980’lerin yargı sistemini geride bırakalım derken, 1930’larınkine benzer bir sistemin içinde bulduk kendimizi.
Gazeteciden, haberden korkan ülkelere bakarsınız, hemen tamamında yolsuzluğa bulaşmış yönetim ve yöneticiler, askıya alınmış bir demokrasi ve emir-komuta sistemi içinde çalışan bir yargı sistemi görürsünüz.
Erdoğan’ın bugün Avrupa Birliği’ne çektiği ‘‘Siz yolunuza, biz yolumuza’’ restinin kaçınılmaz bir sonucudur Can Dündar ve Erdem Gül hakkında verilen mahkumiyet kararı. Tuncer Kılınç’ın ‘‘Niye hep Batı’ya bakıyoruz? Biraz da Doğu’ya dönelim’’ önermesinin hayata geçirilmesidir. Erdoğan’ın hayalindeki başkanlık sisteminin Batı’nın şu anda iyice zayıflamış, ayaklar altına alınmış değerleri ile uyum sağlaması mümkün değildir çünkü.
Devletin Kürtleri siyasi oyun dışında bırakma çabasının, Erdoğan’ın kişisel hırslarıyla birleşmesi sonucu, tarihinde eşi az görülmüş bir cendereye sokulmak isteniliyor.
Can Dündar ve Erdem Gül davası aslında sadece MİT Tırları haberleriyle ilgili değildir. Can Dündar’ın yaptığı yolsuzluk haberleri, dizileri ve röportajları ile ilgilidir. Tipik bir ‘‘Sen benim kim olduğumu biliyor musun!’’ davasıdır. Biliyormuş gibi davranmayan gazeteciye yargı eliyle had bildirme davasıdır.
Kararın açıklanmasından kısa bir süre önce, adliye kapısında girişilen silahlı saldırı ile Can Dündar’ın nasıl bir şeytanlaştırma muamelesine maruz kaldığının ürkütücü, dehşete düşürücü bir örneğidir.
Can Dündar, bu kararı duyma imkanını bir şans eseri elde etmiştir. Şu anda Can için başka şekilde üzüntü duyuyor olabilirdik.
Evet, mahkeme Can ve Erdem için bir hüküm vermiştir. Bugünün Türkiyesi’nde bu yargı sisteminin verdiği hüküm önemli değildir. Aslolan, tarihin Can ve Erdem ile onu mahkum ettirenler için vereceği hüküm olacaktır.
Aralarında çok sayıda gazetecinin de bulunduğu 2 binden fazla insan ‘‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’’ diye yeni yaratılan bir katalog suçunun hedefi olmuşken, sırf gazeteciliklerinden dolayı iki arkadaşımızın mahkum edilmesi, kalemini satanlar ile onu gerçeği ortaya çıkarmak için mücadele edenler arasındaki farkı bir kez daha ortaya koymuştur.
Kurucusu Sedat Simavi’nin çalışanlarına ‘‘Kalemini kır ama satma’’ tavsiyesinde bulunduğu Hürriyet’in bugün içinde bulunduğu durum ortada. Orada yazan çoğu kişinin kalemini çok değerli bulduğu ve kırmaya kıyamadığı aşikar. Havuz medyasına gazete veya televizyon deme imkanı yok.
Geriye kala kala, bir avuç gazete ile merdiven altında yayın yapmaya çalışan televizyon kanalı kalıyor ama onlara bile tahammülleri yok. Sadece kendi gerçekleri duymak ve okumak isteyen, halkın gerçekleri öğrenmesinden korkup rahatsız olanlar, saldırılarını buralara yoğunlaştırmış durumda.
Can Dündar ve Erdem Gül, ‘‘çevreye rahatsızlık verdiği’’ için cezalandırıldı. Oysa, gazetecinin işi ve işlevi de tam budur. Başta iktidar olmak üzere toplumun ileri gelen kesimlerini rahatsız etmek.
Son dönemde, Batı ülkeleri de dahil olmak üzere gazeteciliğin gerçeği ortaya çıkarmak, yanlışların üzerine gitmekten çok bir halkla ilişkiler mesleğine döndüğü, sadece siyasilerin değil, PR şirketleri üzerinden büyük şirket tanıtımı işine döndüğü bir gerçek.
Yine de mesleğini hakkıyla yapman, yapmaya çalışan çok sayıda kurum ve gazeteci var. Savaş alanlarından kiliselerin karanlık odalarına kadar her alanı didikleyen bu insanlar bu mesleğin onuru olmakla kalmıyor, gelecek kuşaklar için de bir örnek teşkil ediyor.
Türkiye’de bu meslek, ana akım medya itibarıyla, hep güçlünün emrinde oldu. Bu tartışılmaz bir gerçek. Emir-komuta gazeteciliği zincirinde yapılan haber ve yorumlar sayesinde medya patronları kamu şirketlerini üç-beş kuruşa kapatma imkanı elde etti. Tabakta kalan artıklar medya yöneticileri ile ‘tetikçi’ gazeteciler arasında paylaştırıldı.
Kurala karşı çıkan ya köyden kovuldu ya da öldürüldü. Dün akşam üzeri saatlerinde Can Dündar kurşunların hedefi olabilirdi. Çok şükür olmadı.
Sonuç itibariyle Can ve Erdem bir gerçeği yazdı. İnsani yardım malzeme taşıyan Tırlar yurtdışına silah taşıyordu. Tırların MİT’e ait olduğu söylendi ama MİT’in yasasında böyle bir görev tanımı yoktu.
Yalanı yalanla örtme çabası başladı suçüstünden sonra. Herkes bir alıcı söyledi ama bilen biliyordu. Bu silahlar, Suriye’yi cehenneme dönüştüren IŞİD veya benzeri örgütlere gidiyordu. Suriye’de öldürülen 300 bin kişiden bu kararı alan ve uygulayanların sorumluluğu vardı. Mahkemenin verdiği karar bu gerçeği değiştirmeyecek.
Kamuya mal olmuş bir konunun devlet sırrı sayılmasının tuhaflığından, Cumhurbaşkanı’nın müdahilliğine uzanan garip bir dava sürecine tanıklık ettik. Görünen o ki, bu son olmayacak.
ERGUN BABAHAN | HABERDAR
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2022
7.03.2022
1.03.2022
21.02.2022
28.01.2022
11.01.2022
6.01.2022
3.01.2022
25.11.2021
18.11.2021