Etyen MAHÇUPYAN
Suriye’nin kuzeyinde kurulan PYD kantonlarının birleşmesine Türkiye karşı çıktı ve şu an itibariyle bunu engelledi. Nitekim PKK yanlısı muhtemel bir siyasi ve özerk oluşumun ortaya çıkması, halen Türkiye’nin Suriye stratejisinin ilk sırasında yer alıyor ve bir tehdit olarak değerlendiriliyor. Bugüne dek hükümet tarafından verilen mesajlar böyle bir gelişmeye hiçbir şekilde müsamaha edilmeyeceğini söylüyordu. Ancak görünen o ki Türkiye bu ilkeyi korumakla birlikte, bir miktar tutum değiştiriyor ve Suriye gerçekliğini daha fazla dikkate almaya başlıyor.
***
Bu değişimin temelinde ABD’nin Rakka operasyonunu Türkiye yanlısı muhalefetle değil, PYD uzantısı Suriye Demokratik Güçleri ile gerçekleştirme tercihi yatıyor. Hükümet uzun süre ABD’yi ikna edebileceğini sandı ama bu maalesef gerçekçi bir talep değildi. Çünkü ABD, Türkiye yanlısı muhalefetin askeri açıdan PYD kadar ne güçlü, ne de güvenilir olduğunu düşünüyor. Sahadaki verileri dikkate aldığınızda haksız oldukları söylenemez… Belki ABD’yi Rakka konusunda ikna ederek PYD’nin ortadan kalkacağı bir Suriye’ye doğru gidilebileceği hayal edilmişti ama bu hiçbir zaman gerçekçi bir alternatif olmadı.
Dolayısıyla şimdi yeni bir söyleme geçiliyor. Haziran başında muhtarlarla yaptığı toplantıda Erdoğan “Bizden sınırlarımız boyunca, gözümüz göre göre bir terör devleti kurulmasına sessiz kalmamızı bekleyenler kusura bakmasınlar. Bizi hiç tanımamışlar demektir... Bundan sonra da topraklarımıza Suriye tarafından en ufak bir saldırı olursa sağa sola bakmadan gereğini yaparız, kimse endişe etmesin” demişti.
Birinci cümle geçmişten bu yana gelen kırmızı çizginin bir kez daha vurgulanmasıydı. Yani bir PKK/PYD devletine hiçbir şekilde izin verilmeyeceğinin altını çiziyordu. Ancak sonraki cümle karşı taraftan bir saldırı olduğu takdirde müsamaha gösterilmeyeceğine işaret etmekle yetinmekteydi. Ne var ki eğer birinci cümle geçerli ise, ikinci cümleye ne gerek vardı? PYD devletinin varlığına bile karşı isek, oradan gelecek saldırıya razı olmayacağımızı niye söyleriz? İkinci cümlenin ima ettiği durum zaten birinci cümlenin bağlamına mündemiçtir. Diğer taraftan eğer sadece ‘saldırı’ durumunda karşı koyacaksak, saldırıyı yapanın ‘varlığına’ karşı değiliz anlamı çıkmaz mı? Velhasıl soru şu: Acaba Türkiye’nin yeni pozisyonu muhtemel bir PYD devletine razı gelmek, ancak aradaki sınırı kimseye bağlı ve bağımlı olmadan korumak şeklinde değişiyor mu?
Geçen Cuma ise bir soruya karşılık Erdoğan şöyle dedi: “Geçen ayki ziyaretimde Başkan Donald Trump’a yaptığım uyarılara rağmen, ABD Rakka operasyonunu PYD/PKK ile gerçekleştirmekte ısrar etti… Ama şunu da söyledik: Eğer ülkemize en ufak bir taciz olacak olursa biz kimseyle bunu danışmayız, konuşmayız, gereğini de yaparız.”
***
Yani haziran başında kullandığı cümleye yer vermedi. ‘Bir terör devleti kurulmasına sessiz kalmamızı bekleyenler kusura bakmasınlar’ türünden kategorik bir uyarı seslendirmedi. Onun yerine Rakka operasyonunda ABD’nin tercihini, doğrudan sınırda olası bir tacize bağladı. Diğer deyişle ABD’ye ‘sen kimle istersen ortak ol ama dikkat et ortakların doğru davransın mesajı verildi’. Bunun Suriye’de oluşacak yeni yapılanma açısından anlamı, ‘doğru davrandığı takdirde’ bir PYD oluşumuna ‘hayır’ denmeyebileceğidir.
Anlaşılan büyük partnerlerle ilerlemede sınırlarla karşılaştıkça, Türkiye Suriye’ye daha gerçekçi yaklaşma yoluna gidiyor. Bunu bir ‘gerileme’ ya da ‘taviz’ olarak yorumlamak yanlış olur. Aksine bu strateji ile Türkiye’nin hareket potansiyeli çok daha genişleyecektir. Ama bu potansiyel nasıl kullanılabilir ve nasıl kullanılacak, ayrı konu…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024