Etyen MAHÇUPYAN
Hrant Dink cinayetinin, aynen diğer gayrimüslim cinayetleri gibi, Türkiye'de milliyetçi bir ortamın üretilmesi ve 'gayri milli' ilan edilecek AKP karşısında darbenin psikolojik zemininin oluşturulması amacıyla yapıldığını atık herkes anlamış durumda.
Aslında bu, AKP'liler için baştan beri apaçık bir gerçeklik. Nitekim cinayet gecesi bazı hükümet mensupları, bu eylemin doğrudan hükümete karşı olduğu yorumunu yapmışlardı. O zaman iktidar partisinin bugüne dek Dink davasındaki en hafif tabirle 'çekingen' tavrını nasıl açıklamak lazım? 'Yargının yürütmeden istediği her şeyin yapıldığı' söylemi ancak hüzünlü bir gülümseme ile karşılanabilir. Eğer hükümet üyeleri gerçekten de kendilerini vicdan rahatlığı içinde buluyorlarsa, yetkileri konusunda epeyce bihaber olmaları gerekir. Çünkü hükümet hiçbir idari soruşturmayı sonucuna götürmediği gibi, İçişleri Bakanlığı'na yönelik soruşturmayı açamadı bile. Hrant'ı dolaylı olarak tehdit eden MİT mensuplarından delil karartanlara kadar onlarca kişinin açığa alınması bile düşünülmezken, bu kişilerin çoğu terfi ettirildi. Kısacası AKP iktidarı Dink davasında olabildiğince mesafeli kalmaya, gözlerini kapalı tutmaya çalıştı, bu rüzgârın gelip geçeceğine ve kendisine dokunmayacağına inanmak istedi.
Ama yargının izan tanımayan kararı, ister istemez hükümeti bütün sorumluluğu ile davanın parçası yapıyor ve o kaçınılmaz soru yeniden karşımıza çıkıyor: Acaba bizzat kendisine karşı bir eylem olarak gördüğü bu cinayette, AKP niçin iktidarsızlığı ve hatta duyarsızlığı tercih etti?
Bunun zihniyetten siyasete uzanan dört nedeni var gibi gözüküyor. İşin zihniyet tarafında, İslami muhafazakâr kesimin kadim devlet yüceltmesini ve bağımlılığını zikretmek gerek. Sadece Sünni/Hanefi gelenekteki otoriteye biat etmenin olumlu rezonansı nedeniyle değil, kaotik yapılardan korkunun da etkisiyle ve tabii ki yüzyıllara dayanan Osmanlı deneyiminin sonucu olarak, Türkiye'deki dindarların devleti son kertede kayırma, ona toz kondurmama, devletin yanlışlarını ille de sistem dışına çekerek kişisel yanlışlara indirgeme eğilimi var. Bunun nedeni toplumun kendi kimliğini bizzat kendi kültürü üzerinden sahiplenememesi ve söz konusu kimliğin varoluş ve bekasını devletin varlığına dayandırmasıdır. Bu anlayış devleti eleştirmek bir yana, devlete nesnel bakabilmeyi de engellediği gibi, devletin kuruluş felsefesinden gelen hak ihlallerinin de 'yabancıların niyeti' üzerinden gerekçelendirilmesine neden oluyor. AKP de sonuçta bu kesimden geliyor ve devlete mesafe alması pek de kolay bir siyasi teşkilata sahip değil.
İkinci neden zihniyetle siyasetin buluştuğu bir noktayı temsil etmekte. AKP art arda seçim kazanan ve oylarını yüzde 50'ye getirmiş bir parti. Lideri artık 'ustalık dönemlerinde' olduklarını söylüyor... Yani AKP iktidarı artık devlete hakim olduğu, arka planda bir çekişme yaşanmadığı izlenimini vermeye çalışıyor. Bu anlaşılır bir istek, çünkü arkasında böylesine toplumsal destek olan bir hükümetin, topluma dönüp 'bürokrasiyi yönetemiyorum' diye şikâyet etmesi düşünülemez. Böyle bir durum varsa, hükümetin de acilen tedbir alıp o bürokrasiyi 'düzeltmesi' beklenir. Diğer taraftan AKP hükümeti kendi özgüveninin parçası ve düşündüğü reformların güvencesi olarak, devleti 'hırpalamadan' değiştirmenin peşinde. Değişim dinamiğini, devletin AKP altında yeniden konsolide edilmesiyle paralel bir süreç olarak tasavvur ediyor. Bu durum, hükümetin bürokrasinin üzerine gitmesini zorlaştırıyor.
Diğer iki neden tamamen siyasi nitelikte... Bunlardan biri Ergenekon dava ve soruşturmalarının sağlıklı sürebilmesinin bürokrasinin bir bölümünün desteğini gerektirmesi. Nitekim Dink cinayetinde en azından 'ihmalkârlar' arasında adı geçen birçok kişi, bugün Ergenekon'un askerî kanadının deşifre edilmesinde hükümete önemli destek veriyor. Oysa Dink davasının derinleşmesi, bu kişilerin sorgulanmasını ve belki de dolaylı Ergenekon bağlantılarını ortaya çıkaracak. Dolayısıyla hükümet özellikle Emniyet teşkilatına ilişkin olarak kendi elini bağlı hissediyor. Son neden ise niçin bizzat askerî kanadın üzerine yeterince gidilemediğini söylüyor: Çünkü ortada bir 'Kürt meselesi' var... Karşılıklı güvensizliklere ilave olarak PKK'nın masa başında verilebilecek hiçbir şeyle yetinmeyeceği kanısına varılması, reformlara girişilmeden önce PKK'nın zayıflatılması gerektiği tezine yol açtı. Bu ise askerin desteğini zorunlu kıldı ve 'askere güvenen' bir hükümet olmayı ima etti. Eğer Kürt meselesi müzakere yoluna girmiş olsaydı, belki hükümet de Dink davasında ahlakı siyasetin önüne alan, daha cesur bir çizgi izleyebilirdi. Ama PKK ile mücadele hükümeti bürokrasiye mahkûm etti ve bu da bürokrasinin iç dengelerini deşmeme stratejisiyle sonuçlandı.
Böylece Dink davasında paralize olmuş bir hükümetle karşılaştık. Çünkü bu davada suç bir devletçi konsensüsü ima ediyor. Yargının kararı belki şimdi bu dengeleri zorlayabilir. Hükümetin bir şansı daha var. AKP'nin 'ahlak omurgası' bir kez daha sınavda....
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024