Fehim TAŞTEKİN
Lübnan’da iç savaştan bu yana bir Lübnanlılık kimliği ve bilincinin nüksettiğini gözlemliyoruz. Bu coğrafyanın temel sorunu, ortak bir kimliğin yokluğu ya da güçsüz olmasıdır. Bu zaviyeden bakınca Feyruz’un duruşu karşımıza çıkıyor. Mardin asıllı bir babanın kızıdır ama onun dünyasında her şey Lübnan içindir. Li Beyrut (Beyrut İçin) onun bu yaralı kent için yaktığı ağıttır, döktüğü gözyaşıdır.
Lübnan Başbakanı Saad el Hariri’nin Riyad’da istifasını açıklamasının hemen ardından Beyrut’ta ara sıra kahvesine ortak olduğum bir esnaf dostumun kapısını çaldım, “Neler oluyor” dedim. Öfkeyle İran ve Hizbullah’a demediğini bırakmadı.
Suudi müdahalesi geri tepti; hedeflenen bölünme yaşanmadı. Tabi şimdilik! Birbirine rakip hatta düşman taraflar Hariri’nin istifasını reddedip başbakana sahip çıktı. Sokaklara “Hepimiz Hariri’yiz” ve “Hariri ile birlikteyiz” yazılı pankartlar asıldı. Birkaç gün geçtikten sonra esnaf dostuma tekrar uğradım. “Neden pankart asmadın, sen ki Hariri için ölüyorsun, sen asmayacaksan ben asacağım” diye takıldım. Güldü. Sonra hince damarına bastım:
“(Hıristiyan-Cumhurbaşkanı) Mişel Aun, (Sünni-eski Başbakan) Fuad Sinyora, (Şii-Meclis Başkanı) Nebih Berri, (Dürzi lider) Velid Cumbolat, Hariri’nin aile fertleri, Hariri’nin partisi Müstakbel, (Maruni Patriği) Beşara Butros el Rai; hepsi Hariri’ye sahip çıktı.”
“Saad el Hariri siyasi rakibimiz ama aynı zamanda bizim başbakanımız” diyen Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ı özellikle zikretmedim. Heyecanla eksik parçayı kendisi tamamladı:
“Nasrallah bile sahip çıktı!”
Bu sefer gülen bendim! Suudi Arabistan’ın İsrail ve ABD ile birlikte ektiği rüzgâr tersten vurdu. Bombalı saldırı olabileceğine dair dedikodulara rağmen dün insanlar “Senin için koşuyoruz” ve “Seni bekliyoruz” pankartlarıyla Korniş ve El Hamra güzergâhındaki maratona katıldı.
Elbette naif olmaya gerek yok; Lübnan toplumsal ve siyasi olarak lime lime edilmiş bir ülke. Bu ülkenin yarını için korkmamak mümkün değil.
Suudilerin elinde ‘sınırlı hareket serbestisiyle birlikte rehine’ olan Hariri’nin dönmesine izin verilmeyeceği, izin verilse bile Lübnan’da öldürülüp suçun Hizbullah’a yıkılacağı ve bu sayede karışıklık yaratılacağına dair bir senaryoyu dillendirenler var.
Saad’ın babası eski Başbakan Refik el Hariri’nin öldürülmesi Suriye’nin Lübnan’dan çekilmesine ve uluslararası toplumun Hizbullah üzerine çullanmasına yol açmıştı. Bombalı suikastın hemen ardından Sünni mahallelerindeki Şii dükkanlar öfkeli kalabalıkların saldırısına uğramış ve arzu edilen mezhep düşmanlığı hasıl olmuştu. Gerçeğin anlaşılmasına sıra gelinceye kadar çatışmadan medet umanlar maalesef atı alıp çölü aşıyor.
***
Hariri artık eskisi kadar Suud-İsrail projesinin parçası olamadığı, Hizbullah’a karşı koyamadığı, ordunun cihatçı gruplara karşı Hizbullah’la işbirliği yapmasını önleyemediği için ‘baba yerine geçen’ Suudiler tarafından üstü çizildi. Hariri bir iş adamı; son zamanlarda daha çok şirketlerini kurtarmanın derdindeydi.
Yeminli hasmı Hizbullah’la uzlaşmayı kabul edip başbakanlık koltuğuna oturmasındaki saik de Türkiye ve Suudi Arabistan’da batmak üzere olan şirketlerini toparlayacak kaynaklara ulaşabilmekti. Suudiler de İran’la uzlaşma yoluna giden Obama yönetiminden umudunu kestikleri için yelkenleri indirmiş, Suriye’deki hezimetin de etkisiyle bölgesel heveslerini aşağı çekmiş ve Hariri’nin Lübnan’da başka bir yol tutturmasına göz yummuştu. Trump ile birlikte İran dosyası öne çıkınca Suudiler Hariri’yi de Hizbullah’a karşı şövalye yapmak istedi ama olmadı. Evdeki hesap ‘kavimler düzeni’ne uyar, taht oyununda başarı sağlanırsa Suudiler Lübnan’ı daha fazla istikrarsızlaştıracak araçları devreye sokmaktan çekinmeyebilir.
Beyrut’ta konuşulan ihtimaller:
– Lübnan’ı sarsan suikastlar sayfası yeniden açılabilir.
– Suudi Arabistan’da çalışan 400 bine yakın Lübnanlı kovulabilir.
– Lübnan bankalarına para transferleri engellenebilir. Hem Lübnan hem Suudi Arabistan’da çalışan şirketlerin yanı sıra düzenli olarak ailelerine para gönderen işçileri zora sokacak bir önlem.
– Lübnan’da yatırımlar yasaklanabilir. Lübnanlılarla çalışan şirketlere yaptırım uygulanabilir.
– Lübnan’a hava trafiği kapatılabilir.
Katar örneğinde olduğu gibi Körfez’de kendilerini Suudilerle iyi geçinmek zorunda hisseden bazı ülkeler de bu yaptırım ve önlemlere ortak olabilir.
Bunlar Lübnan ekonomisini etkiler mi, etkiler. Buna karşın Suud karşıtlığında buluşan Türkiye ve Katar Lübnan’a tecridi hafifleten bir rol üstlenebilir mi, olabilir.
Ki bugünlerde El Cezire’nin yayınları o denli Lübnan’dan yana döndü ki logosunu kaldırıp yerine Hizbullah’ın kanalı El Manar’ınkini koysa kimse fark etmeyebilir!
Bu önlemler nedeniyle Lübnan ekonomisi sarsılır, olup bitenlerden Hizbullah’ı sorumlu tutanların öfkesi kabarır, Hizbullah üzerindeki baskılar artar fakat uzun vadede bu tür bir yol Suudi Arabistan’ın istediği kapıya çıkmayabilir. Abluka ve ambargo Suudilerin hamisi kesildiği Sünnileri de vuracaktır. Cemal Abdulnasır’ın portrelerinin yükseldiği zamanlarda Nasirizm rüzgarını, Ayetullah Humeyni’nin portrelerinin yükseldiği dönemde İran’ın nüfuzunu kesmek için mali yardımlarla Sünnileri kendine bağlayan Suudi Arabistan, Lübnan siyaseti üzerinde Taif Anlaşması’ndan beri sahip olduğu dayatma kapasitesini yitirebilir.
Ki Riyad’ın, Hariri’nin yerine kardeşi Bahaa’yı Müstakbel’in başına geçirmek istediği ama bu talebin aile içinde bile tepki çektiği söyleniyor. Müstakbel’de hiç beklenmediği kadar Suudi müdahalesine karşı kızgınlık var. Hariri’nin çok yakınında duran İçişleri Bakanı Nuhat Maşnuk’un “Sahibinin birinden alıp ötekine vereceği koyun sürüsü ya da bir arazi değiliz” diyerek yaptığı çıkış son derece önemli.
Ayrıca Hizbullah’ın son dönemlerde ‘mezhepçiliği bırakma’ teklifiyle geliştirdiği diyalog sayesinde Müstakbel içinde kendisini anlayacak ‘dostlar’ edindiği söyleniyor. Bu kapsamda Hariri’nin halası Behiye Baaeddin’in Hizbullah’tan yana çıkıştığı da söyleniyor. Yani Suudi Arabistan’ın istediği adamı başbakan olarak dayatma çabası da ters tepiyor.
Peki bu baskı kurgusuyla Hizbullah silahlarını bırakır mı? Hayır. Bu restleşme Hizbullah’ın sonunu getirir mi? Getirmez. Bunun için Hizbullah’ı besleyen koşulların değişmesi gerekir.
***
Birçok insan Suudi Arabistan’ın hamlelerine anlam vermekte zorlanıyor. İlla bir mantık aranacaksa Hariri’den sonra Suudilerin sözcüsü gibi davranan Lübnan Güçleri’nin lideri Semir Caca’ya kulak vermeli:
‘Suudi Arabistan’ın istediği Hizbullah’ın bölgesel rolünü terk edip Lübnan’a çekilmesi.’
Aslında gerçekçi bir izahat aranacaksa bütün hikâye bu. Bu talebin anlamı da şu:
Suriye artık İsrailî-Suudî cephe için kayıp dava. İran ve desteklediği örgütlerin nüfuz ve harekât kabiliyeti genişledi. İsrail, Hizbullah’ın Golan etrafında operasyon hücreleri oluşturmasından korkuyor. Hizbullah, Suriye’de komutanlarına yönelik bazı saldırılara misilleme yaparken İsrail’i sadece işgal altındaki Şeba’a Çiftlikleri’nde değil Golan’da da vurabileceğini gösterdi. Hizbullah’ın Suriye’den Lübnan’a çekilmesi İsrail’in mevcut koşullarda elde edebileceği en iyi sonuç olabilir.
Kral Selman ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın kâbusu daha büyük; Lübnan’da iktidarın ortağı Hizbullah’a ilaveten Suriye’de vekâlet savaşının kaybedilmesi, Suudilerin cehenneme çevirdiği Yemen’de Husilerin Riyad’ı vurabilecek kadar güçlenmesi, Irak’ta Haşd el Şaabi’nin IŞİD’le savaşta parlaması ve siyaseti etkileyecek güce kavuşması Suudilerin bölgesel liderliğini hepten zora soktu. Bütün bunlardan Tahran’ı sorumlu tuttuğu için de ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun İran dosyasına ortak olma konusunda çok hevesli.
İddiaya göre bu talep Netanyahu tarafından bizzat Muhammed bin Selman’a iletildi. Selman’ın İsrail’i gizlice ziyaret ettiği öne sürülmüş, Tel Aviv yönetimi de bunu yalanlamıştı. Bir kaynağın Beyrut’ta benimle paylaştığı bir bilgiye göre Selman İsrail’e gitmedi fakat Netanyahu ile Kızıl Deniz’de bir yatta buluştu. Pekâlâ mümkün. Suudiler kritik ittifakları deniz üstünde kurmaya alışıktır! Suudi Amerikan rüyası da böyle bir buluşmayla başlamıştı.
Nasrallah bu beklentiye yanıt verirken Hizbullah’ı bölgesel misyonundan kimsenin geri döndüremeyeceğini kaydetti. Ancak bu bölgesel misyon Hizbullah için de riskler barındırıyor. Şimdi Nusra ve IŞİD gibi örgütleri temizleyen bir güç olarak hareketlerine meşruiyet kazandırabiliyor. Yarın hikâye değişebilir. Nasıl ki Filistinli örgütler belli bir süre sonra Lübnan’da sorunun temel parçası haline dönüştüyse, kendi habitatı dışına çıkmış Hizbullah da gelecekte sorunun kaynağı olmaya başlayabilir. Beri tarafta Hizbullah’ın silahlı örgüt olarak varlığını sürdürmesine dair evdeki tartışmalar da kesilmeyecektir.
***
Kral Selman ve oğlunun öngörülemez son manevraları Arap Birliği’ndeki ortakları da tedirgin etti. Cezayir açıkça Lübnan’dan yana tavır aldı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin desteğiyle İhvan’a darbe yapmış olan Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah Sisi de Hizbullah ya da İran’a cephe açılmasına karşı. Görünürde baba-oğulun yanında ‘mecburiyet’ ve ‘mahkûmiyet’ kontenjanından Bahreyn ve bu işlerin perde arkasındaki kurgu operatörü Birleşik Arap Emirlikleri var. Kuveyt de sesini çıkaramıyor ama son derece rahatsız. Körfez, ciddi şekilde Katar sendromunun etkisi altında. Yani Selman için Arap şemsiyesi bu kez delikli paçavra.
Arap çerçevesinin dışında da Suudi kesesinin şıngırtılarıyla kılıç dansına kalkan Trump ve düşmanına inecek yumruğun kaynağını asla dert edinmeyen İsrail var. Lübnan üzerinde etkisini koruyan Fransa başta olmak üzere Avrupa Birliği üyeleri de göç dalgasına yol açacak yeni bir kriz bölgesi yaratılmasını istemiyor.
***
Son olarak bütün yaralı, kırılgan ve hassas haline rağmen Lübnan’da iç savaştan bu yana bir Lübnanlılık kimliği ve bilincinin nüksettiğini gözlemliyoruz. Bu önemli bir işaret. Bu coğrafyanın temel sorunu, mezhepsel bölünmüşlüğe ilintilenmiş ve müdahalelere açık bir düzenin üstüne çıkacak ortak bir kimliğin yokluğu ya da güçsüz olmasıdır. Bu zaviyeden bakınca Feyruz’un duruşu karşımıza çıkıyor. Mardin asıllı bir babanın kızıdır ama onun dünyasında her şey Lübnan içindir. Li Beyrut (Beyrut İçin) onun bu yaralı kent için yaktığı ağıttır, döktüğü gözyaşıdır. Bugün Lübnan için yazılmış şarkılar insanların kalp duvarlarına daha fazla çarpıyor. Bu kimlik ne kadar siyasal karşılık bulursa Suudi Arabistan ve İran dahil bütün dış aktörlerin Lübnan üzerindeki eli zayıflayacaktır.
Lübnanlılar sağduyulu tepkiler verdiğinde sosyal medyada “Bence Feyruz’un çocukları bugün onun yüzünü kara çıkarmadı. Yarına Allah kerim. Beyrut’tan bin selam” diye mesaj atmıştım. Tepki gösterenler oldu. Kalbi Lübnan için titreyen herkes Feyruz’un evladıdır. Feyruz bu coğrafyanın da evladıdır, Mardin’in yitik kızıdır, bizim yitiğimizdir!
Yazarlar
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları

















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025