Gülay GÖKTÜRK
Aslında mesele açık...
Başbakan Erdoğan'ın öğrenci evleriyle ilgili demeçlerinin özel yaşama müdahaleye teşebbüs anlamı taşıdığı; bunun da Anayasa başta olmak üzere, yasalara ve imzamız olan uluslararası metinlere aykırı olduğu konusunda okuduğunu anlayabilen hiç kimsenin bir kuşkusu yok.
Bu müdahaleci anlayışa Anayasa'nın 58. maddesine atıf yaparak meşruiyet kazandırma çabası ise tamamen nafile...
Hani yakın zamanda kurtulduğumuz TSK'nın İç Hizmet Yönetmeliği'nin 35. maddesindeki "koruma ve kollama"görevi darbeleri ne kadar meşru kıldıysa, Anayasa'nın 58. maddesinde ifade edilen "gençleri koruma ve kollama görevi" de özel hayata müdahaleyi ancak o kadar meşru kılar.
Ben kendi payıma 58. maddenin -bu tür kötü kullanımlara açık olduğu için- Anayasa'dan çıkarılması gerektiğini defalarca yazdım. Ama var olsa bile, bu maddenin devlete yüklediği"gençleri koruma" görevinin, bireyin çok temel bir özgürlüğünü -yaşam tarzını seçme özgürlüğünü- yok edecek şekilde yorumlanması hiçbir şekilde mümkün değildir.
Tevil çabaları
Peki yasal durum bu kadar açıkken, bu niyetin eyleme dönüşmesi ihtimali nedir?
Siz bakmayın Adana Valisi gibi tedbirsiz bazı bürokratların havayı koklayamadıkları, sürecin nasıl ilerleyeceğini kestiremedikleri için erken öne fırlayıp kraldan fazla kralcı kesilmesine... Eminim şu anda hepsinin kulağı bükülmüş ve konuşmamaları talimatı da gitmiştir.
İktidarın bu kadar açık bir hukuk ihlaline girişme ihtimali yüzde sıfırdır.
Bunun böyle olduğu çok iyi bilindiği içindir ki, son birkaç gündür hükümetin önemli isimleri Başbakan'ın açıklamasını tevil etmeye ve durumu "toparlamaya" çalışıyor.
Bazıları, olayı kriminalize etmeye çalışarak yapıyor bunu. "Bizim derdimiz kız-erkek birlikte kalınması değil; bu evlerin bazılarının terör ya da fuhuş yuvası olduğuna dair ihbarlar alıyoruz. Ayrıca, müdahale derken, apartlardaki kayıt dışı durumu engellemeyi kastediyoruz" diyorlar.
Tabii bunun bir inandırıcılığı bulunmuyor. Zira iktidarın elinde hem terörle hem fuhuşla hem uyuşturucuyla hem de kayıt dışı ekonomik faaliyetlerle mücadele için kullanabileceği yasalar ve araçlar zaten mevcut... Bu konularda herhangi bir suç şüphesi doğduğunda, söz konusu ev ister aile evi, ister bekar odası, ister karma öğrenci evi olsun, polisin harekete geçmesinin önünde bir engel olmadığı, bunun için ilave bir yasal düzenleme gerekmediği de malum.
Neye üzülüyorum...
Ama yine de tevil edilmesi, edilmemesinden daha iyidir deyip devam edecek olursak önümüzdeki tablo şu:
AK Parti, iktidar yılları boyunca yaşam tarzlarına müdahale olarak adlandırılabilecek herhangi bir icraatta bulunmadı. Muhaliflerinin "yaşam tarzına müdahale" olarak yorumladığı konuların hiçbiri (üç çocuk meselesi, sezaryen sınırlaması, okullara seçmeli Kur'an derslerinin konulması, vs.) gerçekte müdahale değildi.
Ancak çeşitli teşebbüsleri oldu... İçkiyle ilgili olarak ortaya atılan "Kırmızı sokak" projesi, kürtajın yasaklanması teşebbüsü, çıkan içki yasasının ilk halinde yer alan fakat sonra çıkarılan bazı maddeler ve şu anda tartıştığımız karma öğrenci evleri konusu hatırladığım örneklerden bazıları... Sonuçta bütün bu teşebbüslerden vazgeçildi. Her seferinde kamuoyundan gelen tepkiyle birlikte geri adım atıldı ve konu rafa kaldırıldı.
Ama sonuç ne oldu? Vazgeçilen her teşebbüs toplumun zihninde bir tortu bıraktı. Geri atılan adımların hiçbirinin izi kaybolmadı. Her teşebbüs AK Parti'nin imajını sarstı. İnsanlar, o teşebbüslerin gerçekleşmediğini hatırlamadı, sadece teşebbüs edilişini hatırladı ve o teşebbüsler endişeleri büyüttü.
Sonuçta siyaset alanı, icraatların değil (çünkü icraat yoktu) demeçlerin tartışıldığı bir alan haline geldi.
Bugün de olacak olan bu. Türkiye'de hiçbir zaman karma öğrenci evlerine müdahale diye bir şey yaşanmayacak ama bu olay AK Parti'nin siciline yazılacak ve bundan 10-15 yıl sonra bile AK Parti hâlâ üniversite gençliğinin özel hayatını kontrole çalışan bir parti olarak anılacak.
İşte ben, bu partinin siyasi hayatımızda oynadığı olağanüstü rolü bilen, yerine getirdiği tarihi misyonu takdir eden biri olarak buna üzülüyorum.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.01.2016
8.02.2016
3.02.2016
31.12.2015
29.12.2015
27.12.2015
25.12.2015
22.12.2015
21.12.2015
18.12.2015