Hilâl KAPLAN
Dün 30 Ağustos Zafer Bayramı'ydı. Haberlerin dediğine göre tüm yurtta, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde ve dış temsilciliklerde coşkuyla kutlanmış. Bu yıl 90.
sene-i devriyesini idrak ettiğimiz 30 Ağustos, yedi düvele değil, işgalci Yunan ordusuna karşı yürütülen cephede başarı elde edilmesini simgeler.
Tarihî bir kırılma noktası olan savaş, sonradan nedense Başkumandanlık Meydan Muharabesi olarak adlandırılmıştır. Başkumandanın Mustafa Kemâl olmasıyla bir ilgisi var mıdır, bilemiyorum. Ancak ne bizim tarih anlatımımızda ne de dünya tarihinde savaşları sadece kumandanlarıyla anmak pek yoktur. Örneğin Amerikalılar için bir "George Washington Savaşı" yoktur ama "iç savaş" vardır. Ya da İngilizler için "Üçüncü Allenby Savaşı" yoktur ama "Üçüncü Gazze Savaşı" vardır. Görebildiğim kadarıyla edindiği üstün askerî başarılara rağmen tarihimizde bir "Kâzım Karabekir Muharabesi" yoktur ama biraz önce bahsettiğim Başkumandanlık Meydan Muharabesi ile "Birinci ve İkinci İnönü Savaşları" vardır.
Aynı şekilde tarih kitaplarımızda "Kurtuluş Savaşı" olarak adlandırılan savaş "Bağımsızlık Savaşı" yani o dönemki adıyla "İstiklâl Savaşı" olarak geçer. Kurtuluş kelimesinin seçilmesinin düşmandan kurtulmaktan daha öte bir anlamı olabilir mi dersiniz? Örneğin bağımsızlık kelimesinin özne olarak savaşta emeği geçen herkese işaret etmesi ama kurtuluş kelimesinin illâki bir kurtarıcıyı çağrıştırmasıyla bir ilgisi olabilir mi?
Kurtuluş Savaşı, yaşandığı dönemde ya "mücahadeyi milliye" veya muadili olan "millî mücadele" şeklinde adlandırılırdı ki dönemin meclis kayıtlarında da bu tanıma rastlamak mümkündür. Ya da bağımsızlık anlamına gelen "İstiklâl Savaşı" deyimiyle karşılanırdı. Ancak isimlendirmenin meselenin özü olduğunu kanıtlarcasına, adına Kurtuluş Savaşı dedirtilen İstiklâl Savaşı, aslında anlamı çalınmış bir cihad hareketidir.
Tarihçi Erik Jan Zürcher'in belirttiği gibi Osmanlı tarihinde dinî kodların belki de en yoğun olduğu dönem İstiklâl Savaşı dönemidir. Ya da yine tarihçi Mete Tunçay'ın dikkat çektiği gibi Osmanlı tarihinde en şaşalı dinî törenlerle açılan ve işleyen meclis, aynı zamanda İstiklâl Savaşı'nın meclisi olan Birinci Meclis'tir. Birinci Meclis binasında, Sancak-ı Şerif, Türk bayrağıyla beraber yan yana asılmıştır. Mustafa Kemâl'in savaşa destek sağlamak amacıyla ziyaret ettiği beldelerde ilk desteğini aradığı kişiler o yörenin en saygın din adamlarıdır. Çünkü on yıllardır savaşlarla yorulan bir halkı, yeniden ayaklanmaya ikna edebilecek yegâne motivasyon Allah'ın rızasıdır. Bu savaşta "Amasya Halkı, müdafaa-i vatan, muhafaza-i din ve devlet yolunda mücadele edenleri bağrına basmakla müftehir olacaktır" diyerek ricasını kırmadığı Mustafa Kemâl'in eğilerek elini öpmeye çalıştığı (Cemal Kutay, "Kurtuluşun ve Cumhuriyetin manevî mimarları) Amasya Müftüsü Hacı Tevfik Efendilerin kanı ve gözyaşları vardır.
Bugünlerde "cübbe, sakal ve cihad" kelimelerine başvurarak Türkiye halkını, istiklâlini arayan Suriye'den ve bu uğurda savaşan Müslümanlardan soğutabileceklerini sananlara hatırlatayım istedim.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2019
27.05.2019
6.05.2019
1.05.2019
29.04.2019
24.04.2019
16.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
8.02.2019