Hilâl KAPLAN
Önce hukukî terimlerin havada uçuştuğu tartışmalardan başı dönenler için şu yalın gerçeği belirtelim:
Ergenekon davasındaki tahliyeler, tutuklu yargılanma süresini beş yılla sınırlayan yasa değişikliğiyle değil, Anayasa Mahkemesi'nin Başbuğ içtihatıyla ilgili.
Yani hukuken bakıldığında bile Silivri'yi 'sıfırlayan' Ak Parti değil, gerekçeli kararı yedi aydır yazamayıp hükümleri kesinleştirmeyen mahkemedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre, bir kişiyi hakkında hüküm vermeden tutuklu yargılayabileceğiniz en fazla süre beş yıl dört aydır.
Bu minvalde Ak Parti hükümetinin tutukluluk süresinde yaptığı değişiklik, hem Türkiye'nin bu hususta AİHM'de mahkûm edilmesini engelleyecek, hem de AB normlarıyla uyumlu bir tadil işlemidir.
Üstelik yıllardır şikâyet edilen, AB normlarıyla da kendi ceza kanunumuzla da çelişen ve pek çok haksızlığa sebep olan Terörle Mücadele Kanunu bu vesileyle tarihe karışmıştır.
Gelin görün ki bebek ölümlerinden kanalizasyon patlamalarına kadar her konuda AB'yi referans alanlar, bir anda Rusya-Çin eksenine kaydılar. 'Gerekirse yıllarca yargılansın' der oldular.
Bazı Gülencilerin hali hepten ikircikli ve çaresiz. Bir yandan 'AKP, Ergenekoncuları bıraktı' diye ajitasyon yapıyorlar, diğer yandan 'Nerde bu Ergenekon, üye olacağım' diyen Kılıçdaroğlu CHP'sine destek atmak zorunda kalıyorlar.
Bir de kalkmış, şimdiye kadar Ergenekon ve Zirve gibi davalara sahip çıkmış, meşruiyet sağlamış aydınlara kara çalmaya çabalıyorlar.
Dikkatten kaçırmak istedikleriyse şu:
Ergenekon'da örgütü, Zirve'de katilleri yedi yılda bulup cezalandıramayan, iki haftada yazmaları gereken hükmün gerekçesini bir yıla yakın süredir yayınlamayan o aydınlar değil, sizin 'kutsal inek' misali yücelttiğiniz yargınız!
İllâ Silivri'yi 'sıfırlayan' bir adres arıyorsa gözleriniz, Balyoz davasının neden iki yılda karara bağlanıp, gerekçesinin yazılabildiğine ve pek çoğu darbe seminerinde bile yer almamış alt düzey askerlerin de bu süreç sayesinde tak diye tasfiye edildiğine,
Ancak Ergenekon gibi hayatî bir davanın, hükümetin sunduğu bütün maddi ve manevî desteğe rağmen yedi yıl boyunca sündürüldüğüne bakmalı.
Ve bir de şunu hatırlamalı:
Ergenekon davasında bir 'sulandırma' süreci başladıysa, bunun ilk işareti camianın takip ettiği ana haber bültenlerinde 'Ergenekon'un 1 Numarası' olarak ima edilen Mehmet Haberal'ın şaşırtıcı bir zamanlamayla salıverilmesiydi. Ardından kendisi Fatih Üniversitesi'nde Rektör Tekalan tarafından ağırlandı. Bugüne geldiğimizdeyse Haberal, Meclis'te sabaha karşı karara bağlanan dershane reformu yasasının ateşli muhalifi olan bir milletvekili.
Ancak Haberal'ın tahliyesi sadece bir işaretti. Kanatimce esas mesaj, Fethullah Gülen'in, 17 Aralık'tan çok önce, daha dershane meselesi tartışılırken bir konuşmasında sözü darbe davalarına getirip yaptığı şu vurguydu:
'Bana dokunan bir yanı vardı, yaşlı başlı adamlar böyle orada hesap verince ciğerim yanıyor benim. Elimde bir imkan olsa ben onların hepsine 'serbestsiniz' derim.'
Bu sözlerin üzerinden bir ay geçmeden Mustafa Balbay tahliye edildi. Hatırlarsınız, BDP'li vekillerin işi bu kadar 'kolay' olmadı. Yerel mahkemeye yapılan dört ayrı itiraz sonrasında, yine AYM'nin araya girmesiyle BDP'li vekiller tahliye edilebildi.
Tüm hikâyeyi, Yalçın Akdoğan'ın bir yazısındaki 'kumpas' sözcüğüne bağlayanlara, bu kronolojiyi anımsatmakta fayda var.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2019
27.05.2019
6.05.2019
1.05.2019
29.04.2019
24.04.2019
16.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
8.02.2019