İbrahim Karagül
Bütün terör örgütlerini Türkiye’nin karşısına diktiler. DEAŞ’ı da, PKK/PYD’yi de bölgesel istilanın tetikçileri olarak besleyip Türkiye sınırlarına yığdılar. Suriye savaşını bahane edip, terör örgütleri üzerinden ülkeyi çevrelemeye, kuşatmaya çalıştılar.
Sınırlarımızın hemen dibinde terör ordusu kuranlar, içeride de FETÖ ve benzeri yapılanmaları iç işgalci olarak kullanıp hem sınırdan hem içeriden vurmaya çalıştılar. Vurdular da... Bu ülkeye çok ağır zayiatlar verdiler, bedeller ödettiler.
Bunlar da yetmedi, bölge ülkeleri üzerinden “Türkiye karşıtı blok” oluşturdular. İran’ı gösterip Türkiye’yi vuranların hesapları çok netti. Bu ülkenin, 1. Dünya Savaşı sonrası, tam yüz yıl sonra yeniden ayağa kalkmasını, yeniden yükselişe geçmesini, yeni bir kuruluşun temellerini atmasını, yeniden coğrafya inşa edici, tarih yapıcı rolüne dönmesini engellemekti.
Fırat’ın Doğusu’na müdahaleye karşı çıkış bu ülkeye ihanettir
Türkiye, 20. yüzyıla yayılan vesayeti sorgulamaya başladıktan sonra, bu vesayetten kurtulma mücadelesine girdikten sonra, içerideki vesayet çevrelerini tasfiye etmeye başladıktan sonra hem içeriden, hem Batı’dan, hem bölgemizden gelen saldırıların tamamı, “Türkiye’yi durdurma” planları çerçevesinde başlatılmıştır.
Onlar saldırdı biz direndik, onlar durdurmaya çalıştı biz daha hızlı yürüdük, onlar zayıflatmaya çalıştı biz daha da güçlendik. İşte bu böyle bir mücadeledir. Türkiye böyle bir tarihsel hesaplaşma içindedir.
İç politikadaki arayışlar da, muhalefet adı altında Erdoğan’a yönelik tazyikler de, yeniden vesayet tesis etme girişimleri de, Türkiye’nin yapıp ettiklerini küçümseme de, Fırat’ın Doğu’suna operasyona karşı çıkışlar da bu çerçevede hesaplaşmanın unsurlarıdır.
Bu ülkeye inanın. Sizi ABD ile korkutanların başka ajandaları var
Böyle bir zamanda kimlerin nerede durduklarına dikkat ediniz. Bu tür kritik zamanlarda, geçiş dönemlerinde birçokları pozisyonunu gizleme imkânı bulamaz, apaçık ortada kalır. Gizli ajandaları olan, Atlantik ötesi bağları olan, etnik heveslerini gizleyen herkes açığa çıkar. Şimdi böyle bir zaman, şimdi herkesi tanıma zamanı.
Bu ülkeye inanın.. Türkiye’nin gücüne, ferasetine, tarihsel derinliğine, siyasi hafızasına inanın. Coğrafya kimliğine inanın… Bugünlerde kim bunları sulandırmaya çalışıyorsa, kim bu inancı sarsmaya çalışıyorsa, kim sizi ABD ya da NATO ile korkutmaya çalışıyorsa Türkiye mücadelesinin dışındadır, başka bir hesabın içindedir.
Hani ABD ile çatışacaktık? Ne oldu, neden öfkelisiniz?
“Fırat’ın Doğu’suna girersek ABD ile çatışırız” diye zihin bulandıranlar, örtülü tehditler savuranlar, Afrin’e müdahaleden de, Fırat Kalkanı operasyonundan da rahatsızdılar. Onlar aslında FETÖ’ye karşı 15 Temmuz direnişinden de rahatsızdılar.
Çünkü bütün bunların arkasında ABD vardı, İsrail ve İngiltere vardı. Atlantikçi çevreler vardı. Onlar asıl, bu çevrelerin ajandası bozulduğu için rahatsızdılar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump’la konuşup, ABD askerinin Fırat’ın Doğu’sundan çekilmesini sağlamasından çok büyük bir hüsrana uğradılar, çok öfkelendiler. Müthiş bir hayal kırıklığı yaşıyorlar. İsrail rahatsız oldu diye, S. Arabistan rahatsız oldu diye, BAE rahatsız oldu diye, en çok da ABD yerleşik sistemi rahatsız oldu diye hayal kırıklığı yaşıyorlar.
Türkiye zayıflayacaktı, Erdoğan zayıflayacaktı, size iktidar doğacaktı?
Bu söylediklerim sadece FETÖ’cüler değil, sadece PKK çevreleri değil. Bunların içinde muhafazakâr bazı çevreler de var. Örtülü ajandalarını muhafazakâr, dini kimliklerle gizleyenler de var.
Bu ülkenin mandacıları, vesayetçileri hâlâ var ve yüz yıl önce olduğu gibi yine bu ülkenin karşısında pozisyon alıyorlar.
“Erdoğan Trump’ı nasıl etkiler, ABD’yi nasıl geri çekilmeye ikna eder, Suriye savaşını bitirmek için nasıl pozisyon alır, kurulacak ‘Türkiye Cephesi’ni nasıl boşa çıkarır? Hani Türkiye zayıflayacaktı, Erdoğan zayıflayacaktı, onlara iktidar alanı doğacaktı..”
Suriye’de ve bölgede bütün denklem değişti
Hem Erdoğan’ı hem Türkiye’yi ABD sopasıyla terbiye edeceklerdi, onlara yol açılacaktı. İnanın bu çevrelerle 15 Temmuz arasında, “Terör koridoru” arasında birebir bağlantı, bir derin ilişki var. Sadece FETÖ’ye kilitlenip gözlerinizi karartmayın. Daha derinlere, daha geniş çevrelere bakın; başka ‘ortaklar’ da göreceksiniz.
Erdoğan Trump’la konuşup Suriye’de ve bölgede denklemi değiştirdiği gibi, içeride de bazı umutlara ağır darbe vurdu. Türkiye’nin gücü, etkisi ABD iç politikasını etkiledi. Erdoğan’ın küresel ölçekte caydırıcı etkisinin, Türkiye’nin bölgesel ve küresel gücünün bir kez daha öne çıkması onları şaşırttı, yok etti.
Rüzgâr aniden değişince, hazırlıksız yakalandılar: Olağanüstü jeopolitik hamle
Türkiye aynı anda çok cephede hareket ediyor, mücadele veriyor. Bir tür “Acımasız Direniş” veriyor, bir tarihsel hesaplaşma yaşıyor. Suriye’nin kuzeyi bizim için en yakın tehdit durumundadır.
Şartlar tamamen ülkemizin aleyhine seyrederken, yüzlerce kilometrelik “Türkiye Cephesi” hazırlanırken, Erdoğan-Trump görüşmesiyle rüzgârın aniden yön değiştirmesi birçoklarını hazırlıksız yakaladı. Bu, olağanüstü bir diplomatik zaferdir.
Bölgeye müdahale de olağanüstü bir jeopolitik hamledir. Türkiye’nin nasıl bir küresel güç, nasıl bir bölgesel güç olduğunun bir kez daha gösterilmesidir. ABD çekilir ya da çekilmez, duruma göre pozisyon alınır. Ama bu haliyle bile Erdoğan ve Türkiye, ABD yerleşik sistemini köşeye sıkıştırmış, onların bölgedeki ve içerideki ortaklarını çaresiz bırakmıştır. Bu başarıyı gölgelemek mümkün değildir.
İşte bu “Türkiye Ekseni’: Zor oyunu böyle bozar
Türkiye’nin gücünü hissedin, bu güce inanın. Her biri küresel istilanın tetikçileri olan terör örgütleri de, onların arkasına gizlenenler de bunu hissedecek. Bundan sonra daha fazla hissedecek…
Ama bundan önemlisi, bu ülkeye gönül verenlerin inanması. Yüz yıl sonra Anadolu’dan bir kez daha başlayan büyük yükselişi durdurmak mümkün olmayacaktır.
Bundan asla şüphe duymayın. “Türkiye Ekseni”nin ne olduğunu bundan sonra çok daha bariz biçimde göreceğiz. Herkes görecek.. Ne demiştik: Zor oyunu bozar dönemindeyiz. Elin nereye kadar uzanıyorsa o kadarsın.. Bu bir güç yarışıdır ve Türkiye çok güçlüdür.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021