İbrahim Kiras
Virüse karşı belki de tek korunma aracımız olan “maske” ile ilgili küçük bir detay önceki gün KARAR.’ın manşetindeydi.
Çok küçük ama bedeli canımız olabilecek bir detay!
Uzmanların verdiği bilgiye göre, artık kamusal alanların tamamında takmak zorunda olduğumuz bu maskeler aslında tek başına yüzde yüz koruma sağlamıyor. Ama virüs taşıyıcısı olanların bunu başkalarına bulaştırmalarına büyük oranda engel oluyor. Dolayısıyla sosyal ortamlarda maske kullanma zorunluluğu boş iş değil.
Ne var ki kullandığımız bu maskelerin etkili olabilmesi için filtreleme özelliğine sahip olması gerekiyormuş. Türkiye’de piyasada bulunan ürünlerin ise yüzde doksanbeşi bu özelliğe sahip değilmiş. Filtre demişken, öyle atla deve değil ama... Aslında pek de maliyet farkı gerektirmeyen bir kat kumaş eksik olan şey.
“Küçük detay” işte bu. Ama birkaç küçük detay daha var aynı konuyla ilgili... Marmara Üniversitesi Tekstil Mühendisliği bölümü öğretim üyesi Dr. Erkan İşgören’in verdiği bilgiye göre, filtre özelliği olmayan tek maske Türkiye’de üretiliyor!
Peki neden? Böylesine hayatî bir fonksiyonu olan bu ürün için devlet tarafından belirlenmiş bir üretim standardı yok mu? Eğer varsa niye uygulanmıyor? İmalat süreçlerinde denetim yapılamıyorsa satış sürecinde de mi ürünler kontrol edilemiyor?
Devlet devlet olmaktan mı vazgeçti? Yoksa sürecin başında maske satışını yasaklama absürtlüğüne imza atan “aşırı kamucu” iktidar şimdi de ultra liberal “bırakınız yapsınlar” anlayışını mı benimsedi?
Sorulacak daha çok soru var... Ama cevaba ihtiyaç yok. Tablo ortada.
***
Mesele şu veya bu bakanlığın iyi veya kötü yönetilmesi değil... Devletin yönetilememesi… Mesele bakanların beceriksizliği değil… Özel sektörden gelen bakanlar var, kendi şirketlerini başarıyla yönetmişler bugüne kadar ama devlette aynı başarıyı gösteremiyorlar işte… Milli Eğitim Bakanı bunlardan… Hem özel sektördeki hem de geçmişte bürokrasideki başarıları itibarıyla bu göreve gelmesi ümit uyandıran bir kişi…
Ama bu süreçte ne yaptı sayın Bakan? Salgın önlemleri kapsamında okulların açılıp açılmama kararını son güne kadar veremedi. Belki de böyle bir kararı tek başına verme imkânı olmadığı için… Ya da salgının yönü öngörülemediği için… Bu olabilir, anlaşılabilir. Ama bütün bu süreç boyunca milyonlarca öğrenciye ve öğrenci velisine şu mesajı verdi her gün: “Millî Eğitim Bakanlığı her durumda yeni eğitim yılı için hazır. Yüz yüze eğitim için de hazırlıklarımız tamam, online eğitim yapılması gerekirse onun için de…” Bunları duyunca içimiz rahatlıyordu. Bakan’ın dediğine göre Milli Eğitim’in her duruma karşı ayrı ayrı hazırlığı vardı. “A planımız da var, B planımız da…” diyordu.
Eğitim yılının başlama günü gelip çattığında gördük ki A planı da yokmuş B planı da. Ya da yolda gelirken bu planların başına bir şey gelmiş!
Neyse, sonunda bir karar verildi, okullar uzaktan eğitime başladılar. Derken bu iş için tesis edilen EBA (Eğitim Bilişim Ağı) sistemi çöküverdi. Demek ki sayın bakanın aylarca “B planımız var, online eğitim için de hazırız” deyip durmasına rağmen bu yolda da adamakıllı bir hazırlık yokmuş. Ama bundan daha vahimi, yaşanan sorun karşısında bakanın tepkisi… “Bu aslında olumlu bir durum. Derslere ilginin yüksekliğini gösteriyor” demesi…
Muhtemelen bir eğitimci olarak sayın bakanın da içine sinmemiştir bu durum. Ne var ki o makamda oturunca bir şey söylemek gerekiyor. “Biz bu işi beceremiyoruz” denemeyeceğine göre “Yüz yüze eğitime bu kadar yüksek katılım beklenmediği için çöktü EBA” diyorsunuz…
Yani “ülkedeki öğrenci ve öğretmen sayısı hesaplanarak kurulmuş bir sistem değil bu. Derme çatma bir uygulama…” diyecek haliniz yok. Yine de sayın bakan efendi bir insan olduğundan bu olay için “zillet ittifakını” falan suçlamamış, dış güçleri de işin içine karıştırmamış. Buna da şükür…
***
Dediğim gibi, “Mesele şu veya bu bakanlığın iyi veya kötü yönetilmesi değil... Devletin yönetilememesi…”
Üstelik, birtakım sorunlara rağmen neticede devletin iyi kötü yönetildiği bir süreçte getirilen “sorunları çözme ve ülkeyi uçurma” paketinin devleti yönetilemez duruma getirmiş olması…
Bakın, son iki üç yıldır giderek ağırlaşıyor problemler… İşsizliğin alıp başını gittiğini, üretimin durduğunu, dış borçlarımızı ödemek için ihtiyaç duyduğumuz yeni kredileri alamadığımızı, döviz rezervlerini tükettiğimizi, finansal yapımızdaki bu sıkıntılar yüzünden yeniden yetmiş sente muhtaç olduğumuzu ama bunun için kimseyle swap anlaşması da yapamadığımızı vs. vs. … söylemeye gerek yok… Bunların çoğu da devlet yönetiminde bütün işleri hızlandıracağı ve ülkeyi uçuracağı vaat edilen Başkanlık rejimine geçtikten sonra oldu. Kurumsal geleneklere, tecrübeye, istişareye, liyakate vs. değil, kişiye bağlı yönetim döneminde…
Bu yoldaki eleştirileri daima bir siyasi husumet ifadesi olarak anlamaya eğilimli olanlar da baksınlar… Devletteki güç ve yetkinin “fiilen” tek elde toplanmaya başladığı süreçten sonra ekonomide, dış politikada ve diğer tüm alanlarda hangi yöne doğru bir gidiş başlamış ve bu gidiş resmen Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildikten sonra artmış mı azalmış mı?
Bu gidişin hızı her geçen gün artarken ülkeyi yöneten kadroların artık “saldım çayıra mevlam kayıra” siyasetine sarılmaları ne anlama geliyor?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.02.2026
27.01.2026
27.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
13.01.2026
6.01.2026