İhsan DAĞI
Geldiğimiz nokta hiç de övünülesi değil. Suriye sınırımızda çatışmalar başladı. Meclis hükümete savaş yetkisi verdi. Yarın ne olacağını bilmiyoruz. Yalnız biz değil; kimse bilmiyor.
Bu saatten sonra memleketin geleceği bir savaş uçağının, bir tankın, bir topun ateşleme düğmesini elinde tutanlara bağlı. Bunları Ankara'dan kontrol edebileceğini sananlar fena yanılıyorlar. Artık 'irade' onlardan çıktı.
Çok uzun süredir yazıp, uyarıyorum; Türkiye yükselişte. Yükseliş anları tehlikelidir. Özgüven patlaması yaşarsınız. İhtiraslarınız ile imkânlarınız arasındaki makasın açıldığını göremezsiniz. Dahası, yükselen güç olmanız etrafınızda hoşnutsuzluk yaratır. Gizli açık rakipler, hatta düşmanlar edinirsiniz. Yükselmenizden endişe duyanların bir kısmı da sizi dolduruşa getirir, başınızı belaya sokup yükseliş trendinizi durdurmak isterler.
Suriye'de başımıza gelen bu. Cumhurbaşkanı'nın Meclis açılış konuşmasında altını çizdiği 'yumuşak gücü'müzü unutup askerî güç gösterisiyle etrafa nizamat vermeye kalkıştık. 'Öykünülen' ülke olmaktan vazgeçip 'korkulan' ülke olmaya heveslendik. Yanlış yaptık, hem de çok yanlış. Bugün 'eski Türkiye'nin dilinden düşürmediği bir ütopya gerçek oldu; 'dört yanımız düşmanlarla çevrili'. Bu kadarını onlar bile başaramamışlardı...
Akademik hayatım 'düşmanlarla çevrelenmişlik' duygusunun iç politikayı nasıl otoriterleştirdiğini, tek tipleştirdiğini anlatmakla geçti. İşte yine aynı yerdeyiz. Memleketi yönetenler yine 'tek ses' olmaktan, 'hain'lerden, 'işbirlikçi'lerden söz ediyor. Yine 'birlik ve beraberlik içinde' olmamız, 'iç düşman odakları'nın oyunlarına gelmememiz isteniyor. Savaş kötüdür, kötücüldür. Öldürür ve ölürsünüz. Yıkar ve yıkılırsınız. Ölümden ve yıkımdan iktidarlar da üretilir elbette; öldüren ve yıkanların iktidarı...
Kimse unutmasın, savaş veya daha düşük düzeyli bir çatışma durumu ilk önce ve en çok demokrasiyi vurur, ifade özgürlüğünü ortadan kaldırır, sivilleşmeyi durdurur. Savaş ve çatışma anlarında toplumu hizaya sokarlar. Hükümete topuk selamı çakanlar, arkalarını dönüp tüm toplumdan topuk selamı isterler ve de alırlar... Vatan tehdit ve tehlike altındayken ne demokrasi isteyebilirsiniz, ne hukuk devleti. Özgürlük ve çoğulculuk talepleri bile 'milli güvenlik' ve 'kamu düzeni'ni bozucu sapkın eğilimler olarak görülür. Topların atıldığı, savaş kararlarının alındığı bir ülkede artık önceliğin demokrasi, özgürlükler ve çoğulculuk olmadığı açıktır.
'Aman, dış politikada risklere girmeyelim, maceralı yollara sapmayalım' uyarıları yaparken derdimiz bu oldu hep; Türkiye'nin on beş yıldır içinde olduğu 'iç restorasyon' dönemini kesintiye uğratacak dış politika maceralarından kaçınmasını istedik. Hedef, iç restorasyonla son yıllarda atılan sivilleşme ve demokratikleşme adımlarını kurumsallaştırmak, geri çevrilemez bir sistem değişikliği noktasına taşımaktı. Bunları dedikçe, demokratikleşmeyi kendi iktidarlarının kesesinden çıkan nakit sananlar, dünün sinikleri, 28 Şubat'larda sesi soluğu çıkmayanlar 'korkacak ne var canım'cı oldular. Arkalarında artık ordu, devlet, devletin bürokrasisi var ya, sadece bize değil tüm dünyaya da meydan okuyabileceklerini sandılar.
Bu ülkenin demokratları on yıllardır devlet karşısında siyasetin ve toplumun hareket alanı genişlesin, gücü artsın diye mücadele veriliyor. Artık korkarım ki 'geri dönüş' noktasındayız. Suriye krizi rejimi otoriterleştirecek, 'hain ve işbirlikçi' suçlamaları alıp başını gidecek. Susturulmak istenenler böyle yaftalanacaklar. Bundan sonra yine 'en çok birlik ve beraberliğe muhtaç olduğumuz günler' edebiyatı başlayacak. Yüz yıldır müşterisi olan bu edebiyatla devlet 'sivil toplum'un nefes borusunu tıkayacak. Son dönem iktidarın 'otoriterleşme' eğilimlerinden rahatsız olanlar, daha hiçbir şeyi görmedi. Savaşa mobilize olan bir devlet ve toplum farklılıklara tahammül göstermez. Bu topraklarda savaş durumu nefesleri keser, 'ya sus ya terk et' milli duruş haline gelir.
Yazık, dünün öngörülebilir Türkiye'si geride kaldı. Özgürlük, demokrasi ve refah eksenli siyasetten içte ve dışta 'büyük güç' odaklı bir siyaset arayışına geçişin bedeli bu, hepimizin ödeyeceği bir bedel. Kimisi ölerek ödeyecek bu bedeli, kimisi susarak...
[email protected]
http://twitter.com/ihsandagi
Kaynak:http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazarno=1158
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023