İhsan DAĞI
Türkiye’de siyasal İslamcılar oldukça küçük bir azınlık. Toplumun yüzde 2-3 gibi küçük bir grubu kendini İslamcı olarak niteliyor.
Peki nasıl oluyor da İslamcılar toplumsal güçleriyle son derece uyumsuz bir model olan başkanlık sistemini istiyor, çoğunlukçu bir rejimi hararetle savunuyor, ‘yeni Türkiye’ vs. kurmaktan söz ediyorlar?
İslamcılar Türkiye siyasetinde sayısal üstünlüklerinin olmadığının elbette farkında. Güvendikleri, AK Parti vasıtasıyla arkalarına aldıkları muhafazakar-dindar kitleler. Bu, Türkiye siyasetinde yeni bir oluşum…
Demirel’in arazisi, Özal’ın gecekondusu, AK Parti’nin gökdeleni!
Geçmişte dindar-muhafazakar kitleler önemli ölçüde merkez sağ siyaset içinde temsil edildi; 1950’lerde Millet Parti’si varken DP’ye, 1970’lerde MSP yerine AP’ye, 1980’lerde ve hatta 1990’larda çoğunlukla RP yerine ANAP ve DYP’ye oy verdiler.
Liderleri ve kadrolarıyla İslamcı görünümlü partiler, dindarlara ve hatta dini gruplara bile cazip gelmedi. Katı seküler bir düzende, dini sembolleri kullanan ama ideolojik bir İslamcılıktan uzak merkez sağ daha ‘emniyet’ vericiydi muhafazakar-dindarlar için. Merkezle entegrasyonlarını ve merkezden beklentilerini bunlar üzerinden sağlıyorlardı.
Böylesi bir ortamda 12 Eylül darbesinden sonrası Turgut Özal merkez sağ kitlenin desteğini hedefleyen ANAP’ı kurunca DP çizgisinin temsilcisi olduğunu düşünen Süleyman Demirel’in şöyle dediği söylenir: ‘Tapulu arazim üzerine gecekondu kondurtmam.’ Bugün AK Parti o arazinin üzerine gökdelen dikti!
‘Yeni Türkiye’ dedikleri…
Çekirdeğini İslamcı politik elitlerin oluşturduğu AK Parti, ‘merkez sağ’ bir söylem ve kimlikle 2002’de almayı başardığı muhafazakar-dindar oyları son iki seçimde iyice konsolide etmiş durumda.
Özellikle son yıllarda AK Parti, İslamcıların tepede yönetici pozisyonda olduğu, muhafazakar kitlelerin de tabanda oy deposu işlevi gördüğü yeni bir ‘sentez’ üretti. İslamcı politik elitlerin son yıllardaki en büyük keşfi bu; İslamcı toplum tahayyüllerini yedeklerine aldıkları muhafazakarların oylarıyla gerçekleştirmek.
Bu projenin ‘öncü kadrosu’ elbette İslamcılar. Fikir, proje, liderlik onların. Ama kitlesel destekleri yok. İslamcı kimlikleriyle ve toplum tahayyülleriyle girecekleri bir seçimde barajı bile aşacak durumda değiller. Dolayısıyla ‘muhafazakar-dindar’ kitlelerin desteğine ihtiyaçları var; ve tabii İslamcı ‘yeni toplum’tahayyüllerine giydirecekleri ‘muhafazakar, dindar, sağ, Osmanlıcı’ bir kılıfa… ‘Yeni Türkiye’, İslamcı toplumsal tahayyülün Türkiye muhafazakarlarına ve dindarlarına‘satılabilir’ şekilde ‘paketlenmiş’ versiyonudur.
Oysa, muhafazakarların genel anlamda ‘yeni toplum’, ‘yeni rejim’veya ‘yeni Türkiye’ talebi yok. Onlar, dini kimliklerini kamusal alanda saklama gereği duymadıkları, merkezden dışlanmadıkları, refahtan pay aldıkları bir düzene razı. Ayrıca tepedeki yöneticilerin dinden imandan söz ettiği, camide saf tuttuğu bir Türkiye de hoşlarına gidiyor, daha da kendilerinden hissediyorlar böyle bir Türkiye’yi.
Varoluşsal bir anksiyete ve ‘kadim’ düşler
Yine de muhafazakarların kurucu rasyonalist bir biçimde ‘yeni bir toplum’ fikriyle motive olduklarını söylemek imkansız. Oysa oy verdikleri AK Parti, tepesindeki İslamcı elitlerin ‘inşa’ ve ‘dava’kavramlarıyla dışa vurdukları bir ‘proje’ peşinde; yeni Türkiye projesi… AK Parti’nin tepesindeki İslamcı politik elit, muhafazakar çoğunluğun meşrulaştırıcı desteğini arkasına alarak, devletin zorlayıcı gücünü ve imkan/kaynak dağıtım mekanizmalarını da ana enstrüman olarak kullanarak toplumsal değişimi ‘İslamcı’ bir tahayyülün çerçevesine hapsetmeye çalışıyor.
Muhafazakarları denetlemenin, kontrol etmenin ve yedeğinde tutmanın yollarını da biliyorlar, öğreniyorlar. Gezi’den beri savruldukları ‘iç ve dış düşmanlar’ söylemiyle muhafazakar ve dindar kitleri varoluşsal bir anksiyete içinde tutmak bunlardan birisi.
Ayrıca, sağın ‘kadim düşleri’ni uyarmak da etkili bir yol. ‘Büyük Türkiye’, ‘lider ülke’, ‘Osmanlıcılık’ gibi öykünmeler İslamcıların geniş muhafazakar ve dindar kitlelere ulaşmasını sağlayan söylemsel aygıtlar.
Öncü kadro, cahil halk
Dini referanslarla da yeni ‘toplum mühendisliği’ni meşrulaştırmaya, dahası toplumsallaştırmaya uğraşıyorlar. Devletin okullarda dini öğrettiği, kamu kaynaklarıyla veya kamu kaynaklarını kullananların ‘himmet’leriyle camilerin inşa edildiği, liderin sürekli dinden söz ettiği bir Türkiye’de muhafazakarlar devlete teslim oluyorlar.
Devletin tepesinde ise ‘ideal toplum’ inşasını kafaya takan, muhafazakarların desteğiyle ‘İslamcı ütopyaları’nı gerçekleştirme fırsatı yakaladıklarını düşünen neo-İslamcılar var. Bunlar, devleti ele geçirdiklerini düşünüyor ve devletin zorlayıcı ve imkan dağıtıcı işlevleriyle ‘yeni toplum’ inşa edebilecekleri kanısında.
İktidarın etrafında toplaşan İslamcılar kendilerini ‘öncü kadro’olarak görüyor; ideolojik olarak donanımlı olan, hakikati gören, kendini davaya adamış öncü kadro… Muhafazakar halk, seçimden seçime gerekli. Halka tepeden bakan, onu cahil ve davasız gören öncü kadrolar ‘geçiş dönemi’nde halkın meşrulaştırıcı katkısına ihtiyaç duyuyor sadece. Yoksa ne topluma güveniyor, ne de toplumun ‘dava’ya bağlılığına inanıyorlar.
Orta vadede sağlam bir toplumsal zemin ‘inşa’ etmek için de kapsamlı bir kültür politikası yürütüyorlar. Milli Eğitim’den Diyanet’e, sivil toplumdan medyaya uzanan çok geniş bir alanda‘ideal toplum’u inşaya yönelik sistemli, yaygın bir kültür politikası yürütülüyor. Hedef, ‘itaat eden toplum’dan başka bir şey değil. İtaat üreten bir tarih, din ve liderlik anlayışı bu yeni‘kültür politikası’nın ana kodları.
Yeni bir Sünnileşme süreci
Bu arada Türkiye muhafazakarları da yeni bir ‘Sünnileşme’ süreci yaşıyor. ‘Kendilerine ait’ sandıkları, ‘başı secdeye gelenler’in yönettiği bir Türkiye’de kendilerine biçilen ‘itaat’ işlevini öğreniyor, kimisi de bunu benimsiyor. Bu tutumun yaygınlaşması,‘devleti yönetme hakkı’nın ‘dindar önderler’de olduğu fikrininin kabulünü sağlayacak.
Kısaca, AK Parti Sünni İslam’ın ‘devlete itaat’ geleneğini ihya etmeye çalışıyor. Böylesine ‘geleneksel’ bir İslam anlayışı topluma aktarılırken ‘modern’ İslamcı anlayış devletin tepesinde adına bazen ‘inşa’ bazen ‘restorasyon’ dedikleri, iktidarlarının sorgulanamaz olduğu ‘yeni Türkiye’nin temellerini atıyorlar.
İki ‘elit’ sorun
Ancak tepedeki İslamcı politik elit için iki sorun var.
Birincisi, Türkiye, üzerinde ‘vesayet’ kurdukları muhafazakarlardan ve dindarlardan ibaret değil. İkincisi, muhafazakarlar İslamcı elitin ne toplum ne siyaset ‘tahayyülü’nü tümüyle benimsiyor.
Yani İslamcılar aslında fena halde yalnız ve azınlıkta. Biliyorum, devletin zorlayıcı gücüne ve toplum mühendisliğinin imkanlarına güveniyorlar. Ama bizatihi kendi varlıkları bu iki mekanizmanın da işlemediğinin ispatı.
Boşa zorluyorlar…
DİKEN
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023