İsmet Berkan
Kafka’nın Dava’sını okudunuz mu?
Ben ilk olarak gençliğimde okumuştum ve içime sıkıntılar basmıştı okurken.
Sonra Milan Kundera’nın bir makalesinde, Kafka’nın Dava’nın ilk bölümlerini yazdıktan sonra Viyana’da bir kafede arkadaşı olan diğer edebiyatçılara okuttuğunu, okuyanlardan bazılarının yeterince gülmediğini görünce üzüldüğünü okudum.
Kafka, Dava’yı aslında bir kara mizah olarak yazmıştı, amacı okuyucusunu güldürmekti ama klişe deyişle “Gülerken de düşündürmeyi” hedefliyordu.
Orta Avrupa kültürü için komik derecede mantıksız olan, yani absürd olan durumlar, bizim kültürümüzde hiç de komik değildi; çünkü gerçek olmaya çok yakındı.
Biz absürdün içinde yaşadığımız için absürd olan durumlara “absürd” diyemiyoruz. Onlar bizim hayatımızın gerçeği.
O yüzden yazının başlığında geçen meşhur sözü özellikle ters yazdım. Çünkü gülebilecek durumda değiliz yaşananlara ama öte yandan bizim ağlıyor olmamız, iç sıkıntıları çekiyor olmamız bu yaşadıklarımızın birer kara mizah şaheseri olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
***
Ekrem İmamoğlu 19 Mart sabahı gözaltına alındığında bekledim ki savcılık bu denli önemli bir tedbir işlemi yaptığına göre elinde de o önemi yansıtır bilgi ve belgeler olsun.
Ama şimdi, aradan bunca zaman geçtikten sonra görüyoruz ki, Türkiye’yi 40 gündür hop oturtup hop kaldıran, milyarlarca dolarlık rezerv kaybına, en önemlisi ekonomik güven kaybına neden olan, faizleri yükselten, enflasyon hedefini ulaşılamaz hale getiren, siyasetin tepesini çok geren, milyonlarca insanı sokağa çıkaran, binlerce insanın gözaltına alınmasına, binden fazlası hakkında dava açılmasına neden olan gerginliğin kök nedenini oluşturan savcılık dosyası o kadar da kuvvetli değil.
Tabii ülkemizde ceza hukukunun sıradan standartlarının bazı seçilmiş davalarda hiçbir biçimde uygulanmadığını, suçu delillendirmekle fazla uğraşılmadan insanların söylentilerle ve kanaatlerle müebbet hapis cezalarına çarptırıldığını biliyoruz, o yüzden Ekrem İmamoğlu için sırf dosyaya bakıp “Buradan bir şey çıkmaz” diyemiyoruz ama yine de savcılığın dosyası bu denli büyük gürültüyü hak edecek çapta bir dosya değil.
Yolsuzluk, kim ve neden yapıyor olursa olsun vahim bir suçun ismi, onunla mutlaka mücadele etmek gerekir.
Bu mücadelenin ucu genellikle siyasilere dokunur diye, kendi durduğumuz siyasi tarafa yakınları hoş görmek söz konusu olmamalı.
Ama öte yandan ceza hukukunun evrensel temel prensibi olan suçun şahsiliğini hiç unutmamak gerekir.
Tek bir imzasının bile bulunmadığı işlemlerden İmamoğlu’nu şahsen sorumlu tutmak, en başta bu prensibin hiçe sayılması demek. Bunu bir kenara yazın.
Söz konusu iddiaları savcılık değil de mesela bir siyasetçi veya bir gazeteci kamuoyuna duyursaydı yapılacak tartışmada Ekrem İmamoğlu kıyasıya eleştirilebilirdi ama iş savcılığın ceza soruşturması olunca artık eleştiriden değil doğrudan suçlanmaktan söz ediyoruz. Suçlanmanın da bazı kesin kriterleri var. İmamoğlu için bu kriterlerin hiçbirine uyulmadığını 40 gün sonra çok daha net görebiliyoruz. Atılı suçların tekiyle bile şahsen irtibatını gösteren hiçbir şey görmedim şu ana kadar.
Hafta sonundan beri bir başka absürd durum yaşıyoruz. Örneğin İmamoğlu’nun yakın danışmanı Murat Ongun’un eşi, kızının gözü önünde gözaltına alındı; dün akşam ev hapsiyle serbest bırakılana kadar da dört gün gözaltında kaldı.
Sorgu tutanağını baştan sona okudum, bir ceza soruşturmasına konun olabilecek hiçbir şey göremedim. Siyaseten ayıplanacak şeyler var belki ama ceza hukukunu ilgilendiren bir şeyi ben göremedim. Ev hapsi gibi tuhaf bir adli kontrolun uygulanması bile yadırgatıcı aslında; çünkü ortada suçlamayı destekleyecek hiçbir delil yok.
Veya İmamoğlu soruşturmasında “itirafçı" olan Kültür AŞ Genel Müdürü Murat Abbas’ın savcıya makamında verdiği ifadeyi baştan sona okudum, yine ceza yargılaması açısından bir itiraf göremedim. Evet bu sözler bir gazetede yayınlansa ciddi tartışma çıkarır ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin eleştirilmesine neden olurdu ama ceza yargılaması için “Duydum” veya “Bana söylendi” demesi yetmez, delillendirmek gerekir.
En çarpıcısı, Sözcü yazarı Saygı Öztürk’ün ta 2 Nisanda köşesinde yazdığı Ekrem İmamoğlu ile ilgili MASAK raporunu ben daha yeni okuyabildim; raporun sonunda açıkça Ekrem İmamoğlu’nun suç gelirlerinin aklanması kapsamında herhangi bir şey bulunamadığı yazılı. Tam da bu sebeple şimdi iktidara yakın medya MASAK’ın yöneticilerini suçlamaya başladı zaten.
Ama dedim ya, burası Absürdistan, normal şartlarda gülünecek, alay konusu olacak şeyler bizim hayatımızın gündelik sıradan parçaları.
Ortada ceza yargılamasında ciddiye alınıp konuşulacak fazla bir şey olmadığı için bir kamuoyu yaratma savaşı şeklinde yaşanıyor her şey.
Tam da o yüzden, CHP lideri Özgür Özel yargılamanın kamuoyu önünde yapılmasını ve Türk halkının bir nevi hakem veya jüri olmasını öneriyor.
Hatırlayın, 17-25 Aralık 2013 yolsuzluk iddiaları söz konusu olduğunda Tayyip Erdoğan bu yönteme başvurmuş ve 31 Mart 2014’te yapılan seçimi kazanarak halkın oluşturduğu jüri tarafından aklandığını söylemişti.
İmamoğlu için de önünde sonunda dosya o jürinin, halk mahkemesinin önüne gelecek. Sonucu şimdiden söyleyebiliriz aslında.
Mantığı, aklı eğip bükmenin bir sınırı var çünkü. Burası belki Absürdistan ama hepimiz o absürdde yaşamıyoruz neyse ki.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
19.01.2026
15.01.2026
9.01.2026
7.01.2026
5.01.2026