İsmet Berkan
Evet, eski Türkiye’de siyasi partiler aleyhinde kapatma davaları açılırdı.
Ama her böyle dava açıldığında, kapatılmak istenen o partiyle siyasi mücadele içinde olan diğer partiler çıkar “Parti kapatmaya karşıyız” diye açıklama yapardı.
Evet, çoğu bu açıklamanın ardına bir “ama…” ekleyerek bazen o partinin kendi kendine kapatılmayı “arandığını” söyler, bazen yüksek perdeden başka suçlamalar dile getirirdi ama önemli değil. Timsah gözyaşları bile olsa sonuçta gözyaşı dökülürdü.
Neden böyle olurdu?
Çünkü bir zamanlar “demokrasi ayıbı” diye bir şey vardı, bazı davranışlar ayıp kabul edilirdi ve o davranışları yapan insan olarak anılacak olmak siyasileri peşinen utandırırdı.
Bir de bugüne bakın…
Siyasi parti kongrelerinde yolsuzluk, para veya çıkar karşılığı oy kullanılması olmayan şeyler değil.
Ama bu davranışın sadece CHP’ye özgü olduğunu söylemek feci bir yalan.
Eskiden olsa “Camdan evde oturanlar başkasının evine taş atarken dikkatli olmalı” denirdi; artık böyle şeyler unutuldu.
Siyasi parti üyeliği, partinin herhangi bir kademesinde delege olmak, yönetici olmak maaşla yapılan şeyler değil. İnsanların gönüllü yaptığı faaliyetler.
Parti içi demokrasiyi ayakta tutacak sistem, yani Siyasi Partiler Kanunu’nun öngördüğü sistem öyle çarpık bir sistem ki, bu kirli ilişkileri neredeyse kural haline getiriyor.
Önce ilçelerde delegeler seçiliyor. Bunlar il kongresinde oy kullanma hakkı olan delegeler. Yani aslında ikincil seçmenler; kendilerine ait bir iradeleri yok; teoride onları seçen toplu iradeyi temsil ediyorlar.
Sonra ilçedeki o delegeler gidiyor il seçiminde il delegesini seçiyor. Yani delege delegeyi seçiyor.
İl delegesi de gidip genel başkanı ve genel merkezin karar organlarını seçiyor.
Yani delege olmak başlı başına bir güç. İster il delegesi olun ister genel merkez; gücün seviyesi büyüyor sadece.
Hiçbirimizin isimlerini bilmediğimiz bu gizli güç sahipleri her siyasi partide varlar. Ak Parti’nin genel merkez delegesinin de bir gücü var, MHP’ninkinin de, CHP’ninkinin de.
Sizce bu delegeler amatör, siyaseti vatan aşkıyla ve bir çıkar beklemeden yapan sıradan insanlar mı? Ellerindeki sadece vicdanlarına ve kendilerini seçen iradenin tercihlerine göre mi kullanıyorlar?
Hayal kurmayın.
Herhangi bir ekstra güç veya çıkarla bağlantısı olmayan tek bir parti kongre delegesi bulamazsınız.
Şimdi CHP’nin İstanbul kongre delegeleri ve genel merkez kongre delegeleri suçlanıyor. Onların çeşitli çıkarlar karşılığında oylarını belli bir kişiye (İstanbul’da Özgür Çelik, genel merkezde Özgür Özel) verdikleri söyleniyor.
Şaka mı bu? Değil.
Sanırsınız Türkiye’de siyasi ahlak öyle yüksek bir seviyede ki, geriye kala kala bir ahlaksız CHP kalmış. Oysa maalesef ülkemizde siyaset yapmanın, siyasi parti olmanın kuralı bu. Sen benim sırtımı kaşı, ben seninkini kaşıyayım… Siyasal partilerimizin düzeni bu.
Meşhur laf vardır “Sosisin nasıl üretildiğini bilseniz ağzınıza sosis sürmezdiniz” diyen, siyasetin partilerin içinde nasıl yapıldığını bilseniz bir daha hiçbir seçimde oy kullanmaz, bütün partilere ve liderlerine saygınızı kaybederdiniz.
Şimdi CHP üzerinden konuşulan iddiaları konuşmayacağımız tek bir parti kongresi bile bulamazsınız Türkiye’de.
Bu bir kenara, siyasi partiler açısından bir “galat” haline gelmiş olan bu kurala dayanılarak CHP’nin İstanbul il örgütüne kayyum atanmasına, o kayyumun yanında 5 bin polisle il binasına girmesine içi cız etmeyecek tek kişi bile bulamazsınız bu ülkede.
Dün Anka haber ajansının bina içinden çektiği bir video vardı; sonra nedense bu video 14 dakikadan 29 saniyeye indirildi, büyük ölçüde makaslandı. O makaslanan bölümlerde CHP il binasının her koridorunda, her merdiveninde dizi dizi çevik kuvvet polisleri görünüyordu. Dehşet verici bir görüntüydü.
Şaşırtıcı olan, neredeyse bir haftadır ne Ak Parti içinden ne MHP içinden bir kişinin bile çıkıp “Partilere kayyum atamak kabul edilemez bir demokrasi ayıbıdır” dememiş olması bana göre.
Başta parti kapatma örneğini ondan verdim. Eskiden hiç değilse davranış yalandan olsun kınanırdı; devlet ile parti arasında bir mesafe olduğu söylenmek istenirdi.
Bugün öyle bir mesafe yok. Ak Parti ve MHP liderliği devletin bizzat kendileri olduğunu düşünüyor ve bu sözde yargı kararı ile onun uygulanma biçimine ağızlarını açıp tek kelime bile söylemiyor.
Sağduyunun ve izanın bu denli kaybolduğu başka bir dönemi ben görmedim.
Belki 27 Mayıs’a “devrim” diyenler de bu denli sağduyu ve izandan yoksundu, o yüzden gidip işi Adnan Menderes ve arkadaşlarını asarak idam etmeye kadar vardırdılar.
Sağduyu ve izan kaybolup bir toplu histeriye kapıldığınızda varılacak yer maalesef böyle bir yer.
Anka’nın sansürlediği videoda gözüken sivil giyimli bir polis müdürü var, CHP’li Ensar Aytekin’i alıp Gürsel Tekin’e götürüyor. Sadece ona bakmak, nasıl bir toplu histeri içinde olunduğunu göstermeye yeter bence.
Böyle durumlarda hep aklıma rahmetli Necmettin Erbakan’ın bir sözü geliyor. 1996 yılında Erbakan’ın gittiği bir Libya gezisi ve orada Muammer Kaddafi’den gördüğü muamele Türkiye’de büyük bir toplu histeriye neden olmuştu. Erbakan yurda döndüğünde gazetecilerin sorularına çok şaşırdı, “Sizin ayarınız bozulmuş” demişti. Ülkeyi 28 Şubat’a götüren işte bu histeriydi.
Memleketin ayarı bugün de fena halde bozuldu.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları





















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
19.01.2026
15.01.2026
9.01.2026
7.01.2026
5.01.2026