Kemal CAN

Kemal CAN
Kemal CAN
Tüm Yazıları
Hafif hafif yılı toparlayalım
15.12.2025
227

Hayat, son derece karmaşık, katmanlar halinde biriken veya dalga dalga gelen ağır problemleri önümüze seriyor, üstümüze yığıyor. Toplum veya ülke denilen zemin ise “kader sayılan” coğrafyası, tarihi bagajları ve halledilmemiş meseleleriyle bu yığının ağırlığını artırıyor. Dönemin ruhu ve saldırısıyla iyice örselenmiş olan kavram, kurum ve kurallar artık kimseye yardımcı olmadığı için, herkes kendisini çok daha yalnız ve güvensiz hissediyor. Uzun süredir hakimiyet kurmuş akıl yürütme biçimi, bazı şeylerin değişmez, büyük kalabalıkların çaresiz olduğunu tekrar tekrar anlatıyor. Ya bu değişmez düzenin içinde “sağlam” bir köşe kapmak (sığınak bulmak) ya da kendi başına çare üretmek gerektiği anlatılıyor.

Fakirlik, geleceksizlik hatta mutsuzluk, insanların ya kendi başlarına ya da parasını ödeyerek halletmeleri gereken bireysel sorunlar haline geliyor. Böyle bir iklimde nefes almaya çalışan insanlar, karmaşık ve zorlu problemlerle baş etmek için sadeleştirmeye, genelleştirmeye hatta basitleştirmeye ihtiyaç duyuyor. Her türlü sistem (düzen) veya konjonktüre uyum sağlamayı önceleyen ideolojik (miş gibi) anlatılar, aslında bu ihtiyacı istismar ediyor. En çok şeyi açıkladığı iddiasındaki “asıl sorun” veya (sorumlu) “düşman” işaret ederek, talebi karşılıyor. Bu vasatı değiştirmeye niyet etmek yerine, imkanlarını (fırsatlarını) kullanmak hala gerçekçilik sayılıyor.

Kemal Can yazdı: Hafif hafif yılı toparlayalım

Hepsi gündem

Sadece bu haftanın öne çıkan meselelerine, senelerdir bitmeyen sorunlara, en taze başlıklara ve tamamladığımız 2025’in gündemine baksak durum pek değişmiyor. Hem birbirleriyle son derece bağlı, aynı kaynak çatışmadan beslenen çeşitli tezahürler görüyoruz; hem de kendi başına derin bir tartışmayı, kuvvetli bir mücadeleyi gerektirecek özel başlıklarla karşı karşıya kalıyoruz.  Fakat kallavi sorunlar, “gerçek gündem”, “büyük resim” veya “asıl mesele” denilerek yapay bir hiyerarşiye kurban verilecek veya önceliklere göre tasnif edilecek gibi değil. Barış ile cumhuriyet, laiklik ile demokrasi, adalet ile eşitlik gibi büyük talepler; geriye kalan her şeyi ve birbirlerini önemsizleştirecek bir kronolojiye yerleştirilmemeli. Ancak birileri sürekli aşamalardan, etaplardan, takvimlerden bahsediyor.

Küçücük çocukları gece yarılarına kadar düşük ücretle çalıştıran sömürü düzeninin varlığı, bu çocukların öldürülmesine bigane kalan sorumsuzluğu “şimdi uğraşmaya değmeyecek” detay haline getirmez. Buna itiraz etme hakkını kullanan gençlerin hapse atılması da öyle. Staj yapmak için meclise gelmiş veya savaştan kaçıp bu ülkeye sığınmış çocukların taciz edilmiş olması da öyle. Herhangi bir kanunda yazmayan suçlar icat ederek insanları hapse atmak, hukuku ayaklar altına alan bir yeni rejimin normali sayılamaz. “Sağcıların suç işlediğini” söylemeye direnen başbakanlar çıkarmış bir ülkede, bu düşünme biçiminin ahlaki hassasiyetinin sorgulanması suç sayılıyor. Medyasından spor dünyasına, yargısından sanat camiasına, bürokrasisinden iş alemine yayılmış çürüme, liyakat sorunu gibi görülüyor.  

Gündemi genişletmek

Küresel dalga da çok farklı değil ama biz yine memleket ahvalinden ilerleyelim: Türkiye uzunca bir süredir (ve bu yılda da) çok hareketli ama fazlasıyla daraltılmış gündemlere sıkıştı, sıkıştırıldı. Hep bir “asıl mesele” var ve gerisi hep teferruat. Üstelik bu “asıl mesele”, gerçekten asıl mesele filan değil. Sadece gündemin en üstüne yerleştirilmiş ve mücadele tarafları açısından elverişli olduğu için mutabık kalınmış bir müsabaka platformu. Kimilerinin “odak kaymasının engellenmesi” için gerekli gördüğü hatta hala eksik bulduğu “tek ya da baskın gündem” dayatması, fikri ve siyasi sığlığın hem nedeni hem de garantisi. Herkesin ihtiyacına veya meşrebine göre başka uzuvlarını alıp konuşmaya başladığı şey aslında aynı hep fil hakkında.

Oysa tüm dünyada olması gerektiği gibi Türkiye’de de gündem başlıklarını seyreltmek yerine mümkün olduğu kadar çoğaltmak, mevzuları çeşitlendirmek daha temel bir ihtiyaç. Muhalefet medyası sayılan televizyon kanallarında her akşam bülteninde pazardan veya marketten “geçinemiyoruz” röportajlarından fazlası lazım.  Sorun başlıklarını, “büyük meselenin” altına gömmek yerine, her meselenin kendi gerçekliğinden ilerleyerek “büyük sorunla” bağlanmasını takip etmek daha geliştirici. Ayrıca pasif bir vekaletten öteye geçmekte hala çok yavaş olan ve aktif özne olması pek istenmeyen toplumsal dinamikleri, kendi bulundukları yerde hareketlendirmek çok daha verimli. Üstelik siyasi partilerin kurumsal sınırlarından çıkacak ve genişleyecek siyaset, belki partilerin gereksiz biçimde taşımak zorunda kaldıkları geçici rollerini asıl sahiplerine devretmelerine de yarar.

Muhalefetin genişliği

AKP’yi (Erdoğan’ı) çeyrek asırdır iktidarda tutan pek çok unsurdan bahsedilebilir. Ancak siyasetin sınırlarını çizme ve oyun alanını belirleme konusundaki avantajı, en önemlilerinden biri. Bu cümle, iktidarla meselesi olan bir grup insanı -iktidara bir keramet ya da en azından bir yetenek atfedildiği vehmiyle- fazla rahatsız ediyor. Ancak söz konusu avantaj, bir siyasi zekadan veya olağanüstü beceriden kaynaklanmıyor. Dünya nizamının ve Türkiye siyasi geleneğinin bereketli mirasından besleniyor. Bu anlamda Erdoğan, tam bir mirasyedi sayılır. Bugün kendilerine söz edilmesini yakışıksız bulan sağcılar, sadece ötekilere yapıştırdıkları akli ve ahlaki etiketlerle yıllardır “siyaset” yaptılar

Kemal Can yazdı: Hafif hafif yılı toparlayalım
Kemal Can yazdı: Hafif hafif yılı toparlayalım

Herkes 2017 referandumu sonrasındaki “başkanlık sistemi” ile gelen 50+1 zorunluluğunu sorumlu gösteriyor ama muhalefetin (en azından CHP tarafında) ittifaklara mahkum sayılması biraz daha önceden başladı. Aşırı yüksek yetkili cumhurbaşkanını halkın seçmesi kararı çok daha doğru bir başlangıç. (O yolun kapısını açan 2007 krizinin aktörleri, 2011’dekilerden veya 2017’dekilerden daha masum değil) Herkesin alay konusu olan “Ekmek için Ekmelettin” hadisesi, aslında ilk muhalefet ittifakı denemesiydi. Bugün önüne iktidar hedefi koymuş CHP için aynı zihni tuzak yerli yerinde duruyor. Dört işlem siyaseti, muhalefetin genişlemesi için ittifak dışında söylem üretebilse bile hala yöntem geliştiremiyor.  

Kemal Can yazdı: Hafif hafif yılı toparlayalım
Kemal Can yazdı: Hafif hafif yılı toparlayalım

2025 kapanırken

Meclis, bütçe gündemine; süreç ise komisyon raporları ve “Terörsüz Türkiye” yasasına bağlanarak rölantiye alındı. İBB davası etrafındaki hareketliliğin de duruşma tarihi olan 9 Mart’tan bir süre önce tekrar artması beklenir. Dolayısıyla kurumsal siyaset 2025’i yavaş yavaş kapatıyor. Önümüzdeki yılın hemen başında siyasi müsabaka ringi yeniden kurulacak. İşte bu noktadaki asıl mücadele, başta sayısal çoğunluk olmak üzere pek çok avantajını kaybetmiş olan iktidarın karşısındakileri hala savunma hattında tutmaya yetecek yeni malzeme bulup bulamayacağına bağlı. Elbette, muhalefetin -aslında CHP’nin- bir yıldır başarıyla sürdürdüğü savunma hattından çıkıp, iddia ettiği gibi iktidara doğru taarruza kalkıp kalkamayacağı da belirleyici olacak.

meclis

Türkiye için bunu söylemek biraz riskli ama siyaseten fazla hareketli yıllardan birini tamamladığımızı söyleyebiliriz. Birkaç sürecin bazen yan yana bazen birbirinden rol kaparak şekillendirdiği, sürprizlerle ve sıkıcı tekrarlarla dolu bir yıl oldu. Yıla şekil veren ana başlıklarda ritim biraz düşmüş, muhtemelen bilerek düşürülmüş durumda. Bu tempo tasarrufunun noel tatiliyle bir ilgisi yok elbette. Bütün başlıklarda bütün tarafların stratejik pozisyonlarını tazeleme, tahkimatı yenileme ve yeni taktik adımlara hazırlanma gibi ciddi ihtiyaçları olduğu açık. Ateş gücünü -karavanalarla- epey tüketmiş ve tekrarlarla idare etmiş iktidarın bu ihtiyacı daha çok. Muhalefetin ise makas değişimi veya seviye atlama gibi bir meselesi var. Bu fark, gündem daraltma ya da çeşitlendirme bakımından tercihleri (ihtiyaçları) iyice ayrıştırıyor. Fakat hem iktidar hem de muhalefet bloklarının içinde bu tercihlerde netleşme veya mutabakat görülmüyor.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar