Kurtuluş TAYİZ
On dört temmuzda Silvan pususu ile devlet- İmralı- PKK görüşmeleri büyük darbe alarak kesildi. Masayı kimin devirdiği konusunda tartışmalar süredursun, bugün yeniden müzakere noktasına gelindi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Başbakan Yardımcıları Beşir Atalay ve Bekir Bozdağ’dan sonra Başbakan Erdoğan da yeni bir Oslo sürecinin mesajını verdi.
Aslında bu açıklamalardan İmralı ve Kandil’le bir süre önce temas kurulduğu anlaşılıyor. Şimdi ise kamuoyunun onayı ve desteği aranıyor. Bu gelişme Türkiye için yeni bir barış fırsatı sunuyor ve bu yüzden çok önemli. Ancak siyasal iktidarın ve PKK cephesinin birinci Oslo sürecinden çıkaracağı önemli dersler var. Yoksa bu sürecin de heba olması işten bile değil.
Öncelikle bu aşamaya nasıl gelindiğini iyi anlamak gerekiyor; siyasal iktidarın çok gönüllü olmasa da sürüklendiği güvenlik eksenli politikaları son bir yılda etkili olsa da sonuç vermedi ve başarısızlıkla sonuçlandı; güvenlik bürokrasisinin önerdiği “PKK’yı altı ayda bitirme stratejisi” büyük can kayıplarına yol açtı; iktidarın silahla sonuç alma üzerine kurulmuş politikası iflas etti ve yenildi. Askerî yöntemlerle PKK ve Kürt meselesinin hallolmayacağı bir kere daha açıkça görüldü. Başbakan Erdoğan sürüklendiği bu kötü gidişata geç de olsa “dur” diyerek olumlu bir iş yaptı.
PKK ise hükümete karşı başlattığı devrimci halk savaşıyla istediği sonucu alamadı; Kürt halkı topyekûn bir ayaklanma çağrısına karşılık vermedi, örgütün bu çağrısına mesafe koydu. Kandil masaya oturarak ancak kendisi için bir sonuç elde edebileceğini net olarak anladı.
Taraflar çoğu zaman masaya gönüllü yanaşmaz, bunu anlamak için iki tarafın da savaşta ne kadar çok kıyıcı olduğuna bakmak yeterli. Savaştan vazgeçmeleri için barış dışındaki seçeneklerin çıkarlarına zarar vermesi gerekiyor. Kamuoyu baskısı ve şartların zorlaması olmadan kolay kolay barışa yanaşmayacaklarını da yakın geçmişte tecrübe ederek anladık. Yeni Oslo sürecine dönüş sinyalleri biraz bu etkilerle bağlantılı; iki tarafın giriştiği bu kanlı düelloya artık ne Türkler ne Kürtler daha fazla destek vermeye yanaşıyor. Türkiye’de yaşayan herkesin neredeyse tek arzusu var, o da akan kanın bir an önce durması. Sanırım bu ortak beklenti ve galip gelen sağduyu, iki tarafa da barıştan başka “kazanma” seçeneğinin olmadığını iyice gösterdi, yoksa bu noktaya kolay kolay gelemezdik.
Silahların gölgesinde doğan bu yeni barış ümidinin –askerî operasyonlar ve PKK saldırıları kesilmedi ve hâlâ devam ediyor bu kez sonuç vermesi için hükümete ve PKK’ya düşen acil görevler var. Yeni bir İmralı-Oslo sürecine doğru yol alınırken tarafların önceki hatalarını tekrarlamamaları ve daha hassas olmaları gerekiyor.
Başbakan Erdoğan’ın müzakerelere başlamak için “önce silahları bıraksınlar” şartını ileri sürmesinin kabul edelim ki bu koşullarda pek karşılığı yok. Bunda ısrar edilirse görüşmeler daha baştan başarısızlıkla sonuçlanabilir. Müzakerelere başlarken en gerçekçi talep askerin operasyondan kaçınması, PKK’nın da eylemsizlik durumuna geçmesi olabilir. PKK’nın süresiz ateşkes ilan etmesi ve güçlerini sınırdışına çekmesi kuşkusuz barış görüşmelerine sağlıklı bir altyapı sunar, fakat örgütün başlangıçta buna pek yanaşmayacağı görülüyor.CHP’nin “PKK’yla ancak silah bırakmak için görüşülebilir” koşulu da gerçekçi değil. Ama PKK’yla bütün bir Kürt sorunu da müzakere edilemez. Bana göre İmralı, PKK ve Meclis’te de BDP ile paralel müzakere konuları belirlenir. İmralı ve PKK’yla dağdakilerin ve örgütün demokratik siyasete geçiş koşulları geniş yelpazede siyasi haklar müzakere edilir, bunun için karşılıklı atılacak adımlar takvime bağlanır. Meclis’te ise BDP ve CHP’nin de katıldığı ortak bir Kürt reformu ve siyasi haklar paketinin görüşmeleri yapılır. KCK operasyonları kapsamında tutuklanan Kürt siyasetçiler için yasal çalışma başlatılır, Türk Ceza Kanunu şiddetle bağı kurulamayanların ceza almasını engelleyecek şekilde elden geçirilir. Bu adım atılırsa Türkiye’de gerçek anlamda bir bahar havası eser.
Başbakan’ın daha önce yaptığı gibi “devlet görüştü, ben görüşmedim” diyerek kaçak güreşmekten vazgeçmesi gerekiyor. Müzakerelere MİT’ten uzman isimlerin yanında siyasal temsilciler de olmalıdır. Sadece MİT’in görüşmesi, Kandil’in bu görüşmelere kuşkuyla yaklaşmasını beraberinde getiriyor.
“Terörü bitirmek” edebiyatının da artık bir tarafa bırakılması gerekiyor. Başbakan Erdoğan’ın diline ve üslubuna dikkat etmesi de önemli. Hükümet PKK’nın silahlı varlığına karşı tavizsiz bir karşı duruş sergileyebilir ama örgütün siyasi varlığını tasfiyeyi hedeflememelidir. İktidarın örgütü “tasfiye” amacı gütmediğine dair güvence vermesi ve bunu onlara hissettirmesi büyük önem taşıyor.
Başbakan’ın CHP’yi yanına alması da kaçınılmaz. PKK’yla masaya oturulurken Kılıçdaroğlu’nun desteği alınmalıdır. Ayrıca Gülen Cemaati’nin desteği alınmadan, devlet içindeki çokbaşlılığın yarattığı, yaratacağı sorunlar giderilmeden yeni Oslo’dan sonuç almak mümkün olmaz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.05.2019
10.05.2019
1.05.2019
22.04.2019
19.04.2019
17.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
11.04.2019
8.02.2019