Kurtuluş TAYİZ
KCK’nın çekilmeyi durdurma kararının ardından uzun süredir gündemden düşen silah meselesini yeniden konuşmaya başladık. Abdullah Öcalan’ın Newroz mesajıyla silahlı mücadele döneminin kapandığını düşünüyorduk. Ancak BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, önceki gün “Bir daha asla silahlara dönülmez diyemiyorum” diyerek, eskiye dönüşü ima etti.
Oysa bundan birkaç ay önce Selahattin Demirtaş, şu açıklamaları yapmıştı: “Çok net biçimde söylüyoruz ki, artık silahlı mücadele dönemi kapanmıştır. Bundan sonra PKK’nın Türkiye’de silahlı bir mücadele yürütmesinin ne anlamı kalmıştır, ne gereği kalmıştır. AKP, Türkiye’yi daha özgürlükçü hale getirirse çok iyi olur. Eğer getirmezse, biz getirmesi için siyaseten kendilerini zorlarız, siyasi baskı kurarız. Ama artık Türkiye’de Kürt sorununun silahla çözümü diye bir şey olamaz. AKP sözünü tutsa da, tutmasa da biz artık silahlı mücadele döneminin geri gelmeyeceğini biliyoruz. Artık demokratik yollardan, siyasi yollardan Türkiye’yi özgür ve demokratik bir ülke haline getirmek istiyoruz. CHP’nin bu süreçte yer almasını da bu yüzden istiyoruz. CHP de destek verirse, AKP’ye daha fazla baskı kurabiliriz, daha özgürlükçü bir Türkiye ve Anayasa için.” (23 Mayıs 2013 Habertürk)
- - -
BDP liderinin bu sözleri altına imza atılacak sözler. Kürt siyasetinin artık demokratik mücadele yöntemlerinden vazgeçmeyeceğini net bir şekilde anlatıyor. Bu sözleri birkaç ay içerisinde eğip-bükmek, sağa sola çekmek doğru mu? Siyasette bazen kastını aşan sözler edilebilir, ilk başta belirlenen hedeflerin üzerine daha yüksek yeni hedeflerin de eklenmesiyle, yaptırım etkisini artırmak için daha sert söylemler benimsenebilir. Siyasetçiler de geçmişe zincirlerle kendini bağlamak zorunda değiller. Bunu anlayabilirim. Ama temel, can alıcı konularda rastgele konuşamazlar. Farz edelim, Demirtaş büyük sözler sarf etti ve bu hatasını da zamanla anladı. O zaman kamuoyuna görüş ve tutum değişikliğini en azından açıklamak zorunda.
“AKP sözünü tutsa da tutmasa da biz artık silahlı mücadele döneminin geri gelmeyeceğini biliyoruz” sözünün üzerinden üç ay geçmeden çark edip tekrar silahlı mücadele sinyali verecekseniz, bir zahmet bunun nedenlerini de halka açıklayın.
Bence, taraflar bu süreçte “silah”tan özellikle kaçınmalı. KCK ve BDP tarafı, bir süredir mesafe koyduğumuz şu silah meselesini ısıtarak gündeme getirip götürmekten vazgeçmeli. “Silahla oynama, şeytan doldurur” diye bir söz vardır; silah meselesiyle bu kadar oynamak gerçekten çözüm sürecine yarar getirmez, zarar verir.
- - -
Demirtaş’ın açıklamalarında da bir kasıt, kötü bir niyet görmüyorum aslında. O sözlerden, KCK’nın tekrar silahlara dönme mesajı verdiğini de çıkarmıyorum. Çözüm sürecinin başladığı ortam ve koşullar ile bugünkü koşullar kuşkusuz aynı değil; içeride ve dışarıda şartlar az da olsa değişti. Bunları gözeterek çıtayı yükseltmek, taleplerini artırmak isteyebilirler. İmralı ile Kandil’in son dönemde yaptıkları biraz bu yönde. Fakat bu tutum değişikliğinin çözüm sürecini tümden bitirecek nitelikte olduğunu düşünmüyorum. Demokratik siyasete alışamadıklarından galiba, silahı bir türlü dilden düşüremiyorlar. Yılların verdiği bir alışkanlık olsa gerek. Masada silah olursa istediklerini daha rahat elde edebileceklerini, daha hızlı ikna edebileceklerini sanıyorlar. Bu alışkanlıktan zamanla vazgeçeceklerine inanıyorum; zira silahtan uzaklaştıkça siyaseten güçlendiklerini kendileri de fark edecekler. Bir öğrenme süreci yaşıyorlar.
Tabii bazı sorunlar ciddiyet gerektirir, keyfi davranmayı kaldırmaz. Çözüm süreci de öyle. Her fırsatta silahı ima etmek, masaya silahı sürmek akıl kârı değil. Bu yöntemden barışçıl bir sonuç beklenemez. Tepki uyandırır. Farkındaysanız silah artık Kürtleri değil, sadece ulusalcıları, bazı liberalleri ve kimi sol grupları heyecanlandırıyor; o halde silahlara tümden veda etmenin zamanı geldi de geçiyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.05.2019
10.05.2019
1.05.2019
22.04.2019
19.04.2019
17.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
11.04.2019
8.02.2019