Kurtuluş TAYİZ
Aklıma ünlü Ölüm ve Kız oyunu geliyor son günlerde. Arjantinli Ariel Dorfman’ın oyunu askerî yönetimi geride bırakan Şili’de seçilmiş hükümetin geçmişle yüzleşmede yaşadığı sıkıntıları anlatıyor. Gizli polise işkence seanslarında danışmanlık yapan kibar bir doktor, kurbanlarına tecavüz edip işkence yaparken Schubert’in eseri Ölüm ve Kız ’ı dinletir. İşkencecimiz gayet eğitimli ve kibardır. Çok yumuşaktır; kadınların ırzına geçerken Schubert’i çalar. Tuhaf bir merakı vardır; verdiği elektrik akımına kadınların ne kadar dayanabileceğini test eder...
Ariel Dorfman, oyunun açılışında şu sözlere yer verir: “Vakit, şimdi; yer büyük olasılıkla Şili, ama uzun bir diktatörlük döneminden sonra demokratik bir hükümete kavuşan herhangi bir ülke de olabilir.”
Sanırım okuyan herkes neden bahsettiğimi anlamıştır. Taraf günlerdir İstanbul Emniyet Müdür Yardımcılığı’na atanan kibar polis şefi Sedat Selim Ay’ın marifetlerini yayımlıyor. Suçlamalar ciddi; işkence, cinsel taciz-tecavüz, gözaltında kayıp ve ölüm...
Sorguya alındıklarında kurbanlara bu “kibar” polis şefi eşlik ediyor. Kurbanların bazıları daha gözaltına alınırken bu nazik beyefendinin yüzünü görme şansı buluyor, bazıları ise onu sadece sesinden tanıyor. Ortak izlenimleri çok eğitimli ve kibar biri olduğu yönünde. Ekibiyle birlikte gözaltına aldıkları kadınların bazıları taciz ediliyor, bazıları (Asiye Zeybek örneğinde olduğu gibi) tecavüze uğruyor; sendikacı Süleyman Yeter ve Hasan Ocak gibi kaç ismin ise alındıkları sorgudan cenazeleri çıkıyor.
Onlarca şikâyetçi, onlarca dava, hapis cezası, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde mahkûmiyet engellemiyor, bizim kibar polis şefinin yükselişini. Bir zamanlar basit bir memuru olduğu kurumun başına, en tepesine atanarak ödüllendiriliyor.
Taraf ’ın ısrarlı yayınlarına hükümet kulak kapatırken, buna hâlâ mesafeli duran ve kuşkuyla yaklaşan çevreler de var. Aslında çok karışık bir durum değil, aksine basit. Bir defa kamunun güvenliğinden sorumlu teşkilatın başına insanlık suçu işlemiş, hakkında yargı kararı bulunan, ülkemizi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde mahkûm ettirmiş herhangi bir ismin getirilmesi büyük bir ahlaksızlıktır, adaletsizliktir, vicdansızlıktır. İkincisi ve bence daha önemlisi bu atama siyasi olarak sorunludur. Askerî vesayetin aşıldığı, demokratik bir dönüşümün yaşandığı Türkiye’de seçilmiş hükümet, eski sistemin kadrolarına yer açarak, maalesef geri adım atmıştır.
Dorfman’ın anlattığı hikâye aslında bugün Türkiye’de yaşanıyor. Siyasal iktidar, gözaltında kayıp, ölüm, taciz ve tecavüz dolu geçmişiyle devletin güvenlik kurumlarını hiç sorgulamadan bugüne taşıyor.
İktidarın geçmişte büyük insanlık suçu işlemiş güvenlik personelini koruması, dahası onu ödüllendirmesi, demokratikleşme iddiasındaki Türkiye’ye büyük zarar veriyor. Yakın geçmişte bu ülkenin vatandaşlarına korkunç eziyetler etmiş memurlara terfi imkânı sağlamak, onları tekrar göreve çağırmak, yine eski günlere dönüş anlamına geliyor.
İşkence, tecavüz, gözaltında ölüm, hükümet için hiç mi ciddiye alınacak kabahatler arasına girmiyor?
Siyasal iktidarın Sedat Selim Ay’ın terfisiyle ilgili yeterince bilgi sahibi olmaması imkân dâhilinde olabilir. Bürokrasi, bu kişilerin önünü açabilir, devlet mekanizması işkencecilerin terfisine herhangi bir sınırlama getirmiyor da olabilir. Ancak bu durum ortaya çıktığında Başbakan da dâhil diğer hükümet üyeleri nasıl olur da bu terfiye sıcak bakabiliyor?
Eğer tecavüze uğrayan o kadınlardan biri bile yandaşı olsaydı, hükümet yine de bugün takındığı bu kayıtsız tavırda mı olacaktı, merak ediyorum. Bence başta medya olmak üzere dindar sivil toplum kuruluşları, kamuoyu sesini yükseltecek, kabineden pek çok bakan ya da milletvekili gazetelere ve televizyonlara isyan eden açıklamalarda bulunacak; bizzat Başbakan bile o polis memurunu bir daha o teşkilatta bile barındırmamak için harekete geçecekti.
Peki, bugün neden böyle bir tavır geliştirilmiyor? Onlar “solcu” diye mi? Yoksa bu duyarsızlık işkence ve tecavüz mağdurları “sizler”den olmadığı için mi? AKP hükümeti başkalarının acısını nasıl olur bu kadar görmezden, duymazdan gelebilir? Bizim anlamadığımız şey galiba AKP’nin yaşadığı siyasal daralma. Anlaşılan AKP de eski devletin içinde eridi ve siyasal engellerini aşmak için eski kadrolara sığınıyor. Galiba bu sessizlik, AKP’nin eski AKP olmaktan çıkmış olmasıyla ilgili.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.05.2019
10.05.2019
1.05.2019
22.04.2019
19.04.2019
17.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
11.04.2019
8.02.2019