Lale KEMAL
Hükümet, PKK ile 29 yılı bulan silahlı mücadeleye siyasi çözüm bulmak için yola çıkarken parlamentoda temsil edilen diğer siyasi partilerin bu tarihî döneme mutabakat vermemiş olmaları karşımızda süreci sabote edebilecek önemli engellerden biri olarak duruyor. Bu partiler arasında BDP’nin, sürecin aktörleri arasında yer almakla birlikte süreci başlatan AK Parti iktidarı ile zaman zaman gerilim yaşadığını hatırlatmakta yarar var. Ana muhalefet CHP’nin, daha emekleme dönemindeki barışı yapma sürecinde samimiyetsiz tutumuna MHP’nin, sert söylemleri eklenince insan ister istemez karamsarlığa kapılabiliyor sürecin kendisi zaten çok ciddi engebelerle doluyken.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, dün grup toplantısındaki konuşmasında, barış yapma sürecine yönelik bildik sert söylemlerinin dozunu arttırırken PKK ile Türk devletinin aynı kefeye konmuş olduğunu iddia ederek veryansın ediyordu. Ne de olsa, hem MHP hem de CHP, anayasal düzeni silah zoruyla değiştirme girişimi yani darbe teşebbüsü iddiasıyla yargılanan kimi sanıkları Meclis’e taşıdılar. MHP, vekil yaptığı darbe planlamaktan şüpheli sanık eski komutanın terörle mücadeleden madalya bile almış olmasından dolayı övünmekle meşgul. Ama, devletin, dile kolay 29 yıldır devam eden düşük yoğunluklu savaş sırasında, öncelikle Taraf’ın sonradan ortaya çıkarttığı güvenlik zafiyetlerinin bu ülkeye yıkım getirdiğinden hiç bahsetmez aslında bu dönemde yaşananlardan siyasi sorumluluğu olan partiler. Onlarca yıl, acemi erler, çatışma alanına sürülmüş, terörle mücadelede profesyonel birliklerin kullanılması gerektiği gerçeğine bir gün olsun değinmemiş bu siyasi partiler.
Kirli dönemlerden hesap sorma yürekliliği
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, önceki gün Nevşehir’de yaptığı konuşmada, bu kirli dönemleri ve sessiz kalanları şu sözlerle deşifre ediyordu:
“Geçmiş dönemlerde niçin faili meçhul cinayetlerle baş edemediler. Onların iktidar dönemlerindeki faili meçhul cinayet sayısı ortadadır. İnsanlar çocuklarının mezarlarını bulamadılar. O faili meçhul cinayetler neticesinde devlet kirlendi; devlet içindeki çeteler kuvvetlendi. E peki o zaman devlet içindeki bu çeteleri temizleyip terör meselesine niçin çözüm bulamadılar.”
Malum haftanın her Salı günü, siyasi parti liderlerinin birbirlerine atışmalarını dinleriz, dün de bu mutat günlerden biriydi... MHP, yine şaşırtmadı ve barış sürecine yüklendi, keza CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da AK Parti’ye yüklenmekle meşguldü... Bu partilerin, Uludere’de bundan yaklaşık 14 ay önce, devletlerine ait F-16 savaş uçaklarınca PKK’lı sanılıp öldürülen 34 vatandaşın hesabını sormak akıllarına gelmiyor büyük ihtimalle barış sürecinin ipine sarılmadıkları için. Ama, AK Parti’nin, olayın üzerinden yaklaşık 14 ay geçtiği hâlde 34 Kürt vatandaşın öldürülmüş olmasının hesabını veremediğini anlamak mümkün değil üstelik de barış sürecinin mimarı iken.
Uludere barışı rehin alıyor
Devletin aş iş sağlayamadığı için kaçakçılık yapmalarına göz yumduğu kimisi 13 yaşlarında 40 Kürt vatandaş, 28 Aralık 2011 sabah saatlerinde, sonradan yapılan açıklamalara göre PKK’lı sanılıp bombardıman ateşine tutulmuş ve bunlardan 34’ü ölmüştü. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, olayı aydınlatmak için soruşturma açmış olmasına rağmen düğümü çözecek olan, “Vur emrini kim verdi,” gibi kritik sorulara, TSK’dan belge bilgi gelmediği için cevap verecek bir yargı sürecine nokta koyamıyor. Meclis’teki Uludere komisyonunun AK Partili üyeleri, olayı adeta perdelemeye uğraşır izlenimi veriyorlar.
Hükümet, Uludere olayının sorumlularını ortaya çıkartacak şeffaf bir politika izlememekte ısrarlı gibi, sanki TSK’da birileri kollanıyor. Oysaki olayın meydana geldiği anda, soruşturmanın selameti açısından kimi komutanlara görevden el çektirilmesi gerekiyordu, bu yapılmadı. Yakınlarını kaybeden vatandaşların tüm ısrarlı çağrılarına rağmen özür bile dilenmedi.
Geçen yıl Heron görüntülerini izleyen bazı vekiller bile çıplak gözle bakıldığında bu kişilerin terörist olmadığının anlaşıldığını dile getiriyorlardı ama F-16’lar tarafından öyle zannedilip ağır bombardıman ateşine tutuldular, insanın tüyleri diken diken oluyor.
Meclis Uludere Komisyonu’nun, en nihayetinde mart ayı ortalarında olayla ilgili bir raporu kamuoyu ile paylaşacağı söyleniyor. Vekiller, temsil ettikleri vatandaşlarının ağır bombardıman ateşi sonucu öldürülmüş olmalarının ardındaki sır perdesini tamamen ortadan kaldırmak gibi bir sorumlulukla karşı karşıyalar.
Hükümete gelince; Uludere olayı aydınlatılmaz ve çok geç de olsa bir özür gelmezse bu tutum, barışın yapımını rehin almaya devam edecek.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2016
25.06.2016
18.06.2016
11.06.2016
4.02.2016
28.05.2016
14.05.2016
7.02.2016
30.04.2016
24.04.2016