Mehmet ALTAN
Dün bir, bugün iki...
Güvenoyunu henüz alan 61. Hükümet, geçen günkü benim de çok olumlu bulduğum hükümet programının hemen başlangıcında, sadece AB Bakanlığı’nı kurmakla kalmıyor, Türkiye için hayati bir teknik reçete olan AB süreci için şu umut dolu sözü veriyor:
“Avrupa Birliği standartlarına uyum konusundaki çalışmalarımıza samimi olarak devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de sürdüreceğimiz reformlar, ekonomik gelişme ve aktif dış politikanın Avrupa Birliği ile Türkiye ilişkilerini olması gereken noktaya taşıyacağına inanıyoruz.
Zaman ülkemizin lehine işleyecektir.
Avrupa Birliği’ne tam üyelik sürecine verdiğimiz önemin bir gereği olarak, Avrupa Birliği Bakanlığını kurmuş bulunuyoruz. Bu yeni kurumsal yapı içerisinde Meclisimizin de hayati katkılarıyla reformlarımızı sürdüreceğiz.”
***
Avrupa Bakanlığı’nın ilk yabancı ziyaretçisi de yeni bir başlangıç yapmak ve Türkiye’ye verdikleri önemi de göstermek için Avrupa Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefan Füle oluyor...
Ama gel gör ki kendisini ne ‘2008 yılı AB yılı olacaktır’ diyen Cumhurbaşkanı, ne de bir kaç gün önce ‘AB kararlılığını’ vurgulayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan kabul etmiyor...
Yetmezmiş gibi, Stefan Füle, Egemen Bağış ortak basın toplantısı yaparken, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu AB’ye rest çekiyor...
Söyledikleri kelimesi kelimesine şöyle:
“Eğer bu olmazsa, Kıbrıs Rum tarafı bu müzakereleri geciktirerek gelecek sene 2012 Temmuzunda tek taraflı olarak dönem başkanlığını alırsa bu sadece Ada’da bir çözümsüzlük anlamına gelmez aynı zamanda Türkiye ile AB ilişkilerinin tıkanıklığın ötesinde donma noktası anlamına gelir.”
***
Neyse ki Davutoğlu’nun bu açıklaması, AB Bakanı Egemen Bağış tarafından anında yumuşatılıyor...
Füle’yi ağırlayan Bağış, daha sonra CNN Türk’te yaptığı açıklamada, Davutoğlu’nun sözlerini hızlıca tashih ediyor:
“Ahmet Bey’in söylemek istediği, AB’nin dönem başkanlığı ile ilişkilerimiz donar. Ama komisyonla ilişkilerimizi çok da etkilemez bu.”
Bağış’a göre, Rum Kesimi ancak AB üyelik müzakere fasıllarının açılmasını engelleyebilir:
“Belçika dönem başkanlığı sırasında da Macaristan dönem başkanlığı sırasında da müzakere faslı açılamadı. Rum Kesimi de, en kötü fasıl açılmasını engellemeye çalışıyor...”
***
Dün, tüm gün AB ile olup biteni adım adım, saniye saniye izledim ve şaştım kaldım...
AB Bakanlığı’nın kurulmasını çok olumlu buluyorum, çünkü Türkiye için en hayati toplumsal proje olan AB sürecine Dışişleri Bakanlığı dün Davutoğlu’nun beyanlarından da anlaşılacağı gibi hala bir ‘dış politika’ meselesi gibi bakıyor...
Hâlbuki AB süreci bir dış politika meselesi değil, bir büyük toplumsal dönüşüm projesi...
Ayrıca...
‘AB süreci donar’ ise bundan kim kaybeder? Mesela gıda güvenliği hemen çözülür, yiyip içtiklerimize hijyen mi gelir, daha az mı kadın öldürürüz?
Türkiye insanının çok yararına olan bir reform sürecini, yanlış bir Kıbrıs siyasetinde ısrarcı olma pahasına, 72 milyonun geleceğini karartma restinin anlamı nedir?
Veya...
AB sürecini AB Bakanlığı götürecek ise, Dışişleri Bakanı’nın eskisi gibi bu süreci dış politika gibi okumaya devam etmesinin anlamı nedir?
AB Bakanı Bağış, Füle ile görüşürken, Davutoğlu’nun rest çeken üslubunun anlamı nedir? AB Bakanı kim? Bağış mı, Davutoğlu mu?
***
Bunlardan da geçtim...
Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, dünkü hükümet tarafının kakafonik tavırları arasında en çok üstünde durduğum Füle’nin ‘reformların sürekliliğinin önemine vurgu yapması’ oldu.
Ben reform sürecini ‘AB 2010 İlerleme Raporu’ndan izliyorum ve hiçbir şey yapılmadığını çok net görüyorum...
Zaten o nedenle, yeni hükümet programı beni heyecanlandırdı ve Başbakan Erdoğan’ın “Avrupa Birliği’ne tam üyelik sürecine verdiğimiz önemin bir gereği olarak, Avrupa Birliği Bakanlığını kurmuş bulunuyoruz. Bu yeni kurumsal yapı içerisinde Meclisimizin de hayati katkılarıyla reformlarımızı sürdüreceğiz” demesine umutlandım...
Bir de müzakere sürecinin ruhuyla da bağdaşmayan posta koymaya yönelik hırçın siyasi söylemi bir yana bırakıp reformların gereğini yapsak, harika olacak...
Ama bunlar için öncelikle Ankara AB Bakanı’nın kim olduğuna karar vermeli, Bağış mı, Davutoğlu mu?
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
7.01.2026
6.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
26.12.2025
27.11.2025
25.09.2025
17.09.2025
10.09.2025